- Kategori
- Gündelik Yaşam
Yanan ormanlarla birlikte biz de yanıyoruz...

Yazla birlikte ormanlarımız yanıyor; yanan ormanlarla birlikte biz de yanıyoruz. Hele de bir haftadır yanarak ölüyoruz adeta; dayanılacak gibi değil, orman yangınının biri söndürülmeden bir diğeri başlıyor.
Öyle yangınlar ki; aynı orman, aynı anda dört yerinden birden yanmaya başlıyor. Biz de bir yerimizden değil bütün bedenimizle yanıyoruz. Ruhumuz yanıyor; umutlarımız yanıyor; ağaç, kuş, börtü böcek sevgimiz yanıyor; yanan ormanlarla ve içindeki canlılarla birlikte...
Yok olan ormanlarla birlikte orman içindeki çam kokulu tatlı sular da yanıp kuruyor; yok olup gidiyor. Orman içlerinde küçük küçük çam oluklar içinde akan sular olur; içtikçe içesi gelir insanın, o güzelim mis gibi sular da yakılıp yok ediliyor.
Her ne hikmetse orman yangınları aynı anda, dört yerden birden ve turizm alanlarında çıkıyor. Burada kasıt olduğu; kurt, kuş, börtü böcek, su, ağaç cinayeti; katliamı yapıldığı gerçeği çıkıyor karşımıza. Ölen insanımız da ayrı bir yıkım yaratıyor ruhumuzda.
Blog yazarımız Talip Bölükbaşı'nın yazılarını büyük bir dikkatle okuyorum; çabalarına hayranlık duyuyorum, içimdeki derin saygıyla birlikte. Artık her orman yangınında, otuz yaşındayken yeni bir orman yangınını daha söndürmeye çalışırken şehit olan Orman Mühendisi Pilot Selim Yıldız'ı anıyorum.
Bugünkü Yalçın Doğan'ın yazısı da başka bir gerçeği çıkarıyor karşımıza: ''Rüzgara göre yangın ayarlaması. Rüzgar raporları yayınlanıyor. Rüzgar hangi saatte, hangi hızda esecek, bunu gösteren raporlar. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü'nün internette yayınlanan normal rüzgar raporları. O raporlardan hareketle: Orman yangınları rüzgar hızının arttığı saatlerde başlıyor, yangın rüzgarın artacağı saate denk düşüyor. Çünkü, rüzgar yangını körüklüyor. Bu tesadüf değil. Sık sık rastlanan dikkatsizlik ya da ihmalden değil. O ihmal ve dikkatsizlik de var, ama burada kasıt olduğu ortada. Rüzgar kesilmişse, hava durgunsa, orman yangını çıkmıyor. Ama, rapora göre, rüzgarın saatteki hızı 40-50 metreyi bulacaksa, yangın çıkıyor.'' (Yalçın Doğan. Hürriyet 17.07.2007 Salı)
Dünyadaki dokuz bin bitki türünün üç bin türü ülkemizde bulunmaktadır. Ormanlar bu bitki türlerinin baştacı; bizim de tüm canlılarının da baştacı; çünkü hayat kaynağımız...
Ülkemizde yaşayan hayvan türü sayısı, Avrupa kıtasında yaşayan hayvan türlerinin 1, 5 katıdır. Dünyanın büyük kuş göç yollarından ikisi güzel Anadolu'muzdan geçmektedir. Ülkemizde doğal olarak 120 memeli hayvan, 440 kuş, 13 sürüngen, 350 de balık türü yaşamaktadır. Buna karşılık ülkemizde 15 memeli hayvan, 46 kuş ve 18 de sürüngen türü yokolma tehlikesi ile karşıkarşıyadır.
Bir hektar ladin ormanı yılda 32 ton, kayın ormanı 68 ton, çam ormanı 30 ton toz emer. Ormanlar, 50 metre genişliğindeki bir otoyolunun gürültüsünü 20 ila 30 desibel azaltır. 25 metre boyunda ve 15 metre tepe çatısına sahip bir kayın ağacı saatte 1, 5 kilogram oksijen üretir. Kayın ağacı, bir yıl içinde 7 kilogram toz ve 300 kilogram zehiri emip dışarı süzer.
10 çarpı 10 metrelik bir alanda yer alan 25 metre boyunda ve 100 yaş civarında bir kayın ağacı kökleri ve kılcal damarları aracılığıyla yılda 30.000 litre su çeker ve verimli toprağın akmasını; yani erozyonu önler. 100 yaşında bir kayın ağacı saatte yaklaşık 40 kişinin çıkardığı 2, 35 kilogram karbondioksiti tüketir.
Yıllarönce Çanakkale Şehitlik Alanı'nında çıkan orman yangını içimizi yakmıştı. O zaman Cumhurbaşkanı olan Süleyman Demirel ''şehitlerimizin örtüsü yandı'' diyerek üzüntüsünü dile getirmişti.
Ormanlarımız yanıyor demek eksik bir ifadedir; ormanlarımız yakılıyor ve ormanlarla birlikte biz de yanıyoruz; biz de yakılıyoruz; vatanımızın örtüsü, bizim de ruhumuzun örtüsü yakılıyor.
Güneri Civaoğlu eski bir yazısına Milli güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği'nin bir sözüyle başlamıştı: ''Her toplantıya, her biri gülle gibi sorunlarla katılıyoruz.'' O kadar çok sorunumuz var ki gerçekten de ''her biri gülle gibi'' ve orman yangınları da bu kapsamda ele alınmalı.
Peki çare nedir? Türk milleti tam anlamıyla bir ve bütün olmalıdır; tam bir ''gülle'' gibi!..
Fotoğraf: www.stargundem.com