- Kategori
- Dostluk
Yanılmadığıma mutluyum

İnanırdım eskiden. Herkese, her şeye, her söylenene... Kendim gibi sanırdım. Ufak bir kusurunu görmemezlikten gelirdim. Sonrasında büyüyeceğini bilemeden... İyi niyetinden böyle oldu derdim. Sahip çıkardım paylaştığıma, karşılık beklemeden. Sahip çıkardım yaşananlara, anlamını çok iyi bilerek. Hiç bir şey için geç demezdim, çoktan geç olduğunu bilmeden. Severdim herkesi, her şeyi ... Sevildiğimi sanarak. Bin parça olan kalbimi kendim tamir eder, kimsenin yardımını istemezdim.
Şimdi? Artık anladım. Artık akıllandım. Hiç bir şey benim çizdiğim resim gibi renkli değilmiş. Arada, yok arada değil, çoğunlukla siyah rengi kullanırlarmış, yürekleri gibi. Artık biliyorum, anlıyorum, tanıyorum. Zamanla yaşadıklarım bana harita olmuş farkında olmadan. Sonunda öğrenmişim.
Ve bakıyorum artık kendime. İyiyi, kötüyü artık çok iyi tanıyorum. Eskiden kötüyü iyi olarak gören ben , artık gerçekle yüzleşiyorum. Hatta çok da mutlu oluyorum. Çünkü artık yanılmıyorum.
Bu duygumu paylaştığımda bir arkadaşım bana Huxley’in bir sözünü aktardı :
“Hayatın bu çirkin oyunlarına rağmen hala gülmeyi başarabilen insan; hayatın felsefesini çözmüş demektir.” Yanılmadığımı anlamak beni bu kadar mutlu ettiğine göre, ben de çözmeyi başarmışım demektir.