​ Yanlış, Yanlı, Hiçlik Düzeyi / Dünya / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '20

 
Kategori
Dünya
 

Yanlış, Yanlı, Hiçlik Düzeyi

Tüm bilgi belgeler tahrif edilmiş asılları da sadece bir veya birkaç merkezde toparlanmışsa normalde bilgiyi analiz etmek son derece zorken, hiç okumayan bir toplumun kitaptaki hileyi bulması beklenemez. İşin iyi tarafı şu olabilir, kitabı okuduğu için yanlış bilgi sahibi olup yoldan çıkmıyor demektir.

Bilgi sahibi olmamış olan birisi belki de yanlış bilgi sahibi olmaktan daha iyi bir konumdadır! Öyle olmalıdır.

Yanlış bir bilgi ya da inanışa sahip birinin bilgilerini sıfırlamak, eski haline getirmek beceri bakımdan başlangıç seviyesinde olmaktan daha kötüdür.

Tabiri caizse burada yapılan işlem yanlış yapılan bir binayı yıkıp tekrar yeniden bina yapmaktan çok daha zor bir işlem olup iki kez işlem yapma zorunluluğunun ortaya çıkmasıdır. Ancak burada insandan söz ediyoruz, yanlış inancı kırmak öyle binayı yıkmak kadar kolay değildir. (Dünyada çeşitli düzeyde inanışlar ve türler vardır. Bunun yanında da hiç inanmayan insanlar vardır. Hiç inanmayan insanların her tarafa eşit mesafede olmaları onları bir anlamda daha kolay ve ön yargısız bir grup haline sokar. Ancak bir Hıristiyan, Müslüman ya da Yahudi’yi ele alalım, bir inançsıza göre birbirlerine daha kinlidirler. Normalde aralarında dinsel savaşlar olması yüzyıllar süren ölümcül savaşların hafızalarda yaşatılması özellikle birbirlerine geçişi imkânsız hale getirir.  Özellikle Katolik coğrafyada bir Müslümansanız ve elbette Türk’seniz size sohbetin bir aşamasında mutlaka Viyana’yı hatırlatma gereği duyarlar. Viyana’da surların üzerinden Türk kafatasları henüz kaldırıldı mı? Dinler birbiriyle rekabet içindedir. Her biri de cenneti vaat ederken bu savaşın nedeni entelektüeller tarafından tartışılmaz. Din yüzünden savaş eğer ki normalde her biri de cennete o şekilde gideceğini iddia ediyorsa buyursun öyle gitsinler. Neticede cennette bir kapasite sorunu yok, fiziksel olarak bir mekân olmadığından arsa kapatmak, yer kapmak da olası değil. O yüzden bir şekilde birinin diğerini öldürerek sırf cennete gidemiyor diye işkence etmesi bu dünyadaki yaşantısı ile kıyaslandığında çok çelişkilidir. Bu dünya ile kıyaslandığında çelişki bir kat daha artar, zira bu dünyayı başta en yakınındaki insanlar olmak üzere kişiye zindan ederler. Malını çalarlar, döverler, tecavüz, işkence, kötü muamele… Hepsi bu dünyaya ait şeylerdir ve en yakınından başlayarak devam eden bir kötülükler silsilesi içinde kalınır. Öte yandan birçok yerde örfi adetler, putperestlikten kalma, binlerce yıllık mazisi olan inanışlar, geleneksel olarak yaşatılmakta ve birçok yerde dinin önünde geçmektedir. Ayetlerden önce; gelenekler, örfler önemli yer tutar, buna da çoğunlukla din adına bir kılıf giydirilir.)

Yanlış bilgi, bilinçli olarak kişileri dönülmez ufuklara gönderir ki, direk olarak savaş açmak yerine kişi ya da grubu oyun dışına atmak için tercih edilir.

Bilgi doğrulanmamış ve geçmişten gelen ananevi yanlış ise o da bir din haline gelmiştir ki bu takdirde de bu bilgilerin değişmesi için birkaç neslin yok olması lazımdır. Ancak yine de geçmişten getirdikleri alışkanlıklardan ötürü aynı şeyler devam eder ki geçmişle bağının tamamen kopartılması şarttır. (   Dikkatimi celbeden şeylerden bir tanesidir, şimdinin sisteminde matematiksel ve dilsel işlemler gittikçe teknolojiye bağlı olarak zayıflıyor. Misal pazarda elma satan bir lise öğrencisi matematiksiz yapamaz, hesap makinesi neyse terazi de aynı görevi yapar. İkisinde de kafadan hesaplama yapmak gerekmeksizin bize değer gösterir. Hâlbuki zamanla insanlar bir kilo ile bir buçuk kilo arasındaki farkı algılarlar. Hatta daha da hassaslaşan eller on on beş gram hassasiyete kadar işlem yapabilirler. Son yıllarda eğitim sistemi on iki sene olmasına rağmen bazılarımız buna ben de dâhil, dört işlem yapmayı öğrenemeden liseden mezun olan gençlere merakla bakıyor, bu işteki sırrı “nasıl olabiliri” gerçekten merak ederken bazıları bunun ancak eğitimle mümkün olabileceğini iddia ediyorlar.)

Kısacası yanlış bilgilerle donatılmak bomboş olmaktan daha tehlikeli bir durumun varlığına işarettir…

Bu durumda kitaplarda ve belgelerde özellikle tahrif edilmiş bilgiler varsa ne olacak? Birincisi bunu ayırmak son derece profesyonel bir iştir. İkincisi yanlış diyelim ki tespit edildi, daha doğrusunu nasıl koyduğunu, daha da yanlışını koymadığını nereden bileceğiz.

Bu durum inanışlarla ilgili öyledir, bilimle ilgili öyledir. Kısacası birçok şey için bilginin doğrusu gerçekten özel ve önemlidir.

Umarım ütopik bir şey olup, dünyadaki tüm kitaplar yakılmak zorunda kalınmaz. Malum İspanya’da Endülüs yıkılırken rahiplerin sadece bir kütüphaneden bir milyon kitabı yaktığı iddia ediliyor. “Ziya Paşa Endülüs Tarihi”

Bu arada hepimiz yanlış bilgilerle donatılmış, donanmış zamanını boşa harcayan, yolunu şaşırmış zavallıları olabiliriz. Çünkü bilgiler o denli hızlı ki bırakın kontrol etmeyi, arkamızı döndükten sonra gündem ve konu değişiveriyor.

 

 
Toplam blog
: 2271
: 163
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..