- Kategori
- Anne-Babalar
Yanlış bir şey yapmayalım!

Anne yüreği hep uyarır. Her zaman evladı arkasında kalkan, duvar ve duadır. Nasıl bir hissiyatsa bu, zor anlarını sezer, manen ve sürekli yanında olacak, destekleyecek tek varlıktır. Bazen her ne kadar bu ilgi bizleri boğsa da, “yeter” desek de, aslında o kadar alışmışızdır ki yokluğunu düşünmek bile istemeyiz. Kimi zaman doğruyu söylediği için içten içe sinir oluruz, kimi zaman söylediklerinin doğruluğunu kendimiz toslayıp gördüğümüzde en utangaç tebessümümüzle yavaşça kolunun altına sokuluruz. Sığınaktır, dayanaktır.
Her zaman koruyup kollamak ister. Elinden gelse evladının cebinde gezip, her yere onunla gidip, uzaktan takipçisi olmak ister. Geciktiğinde merak eder, ulaşamadığında deliye döner. Kimseleri yakıştıramaz yanına. Bir tek kendi evladı özeldir ve kimse hak etmez onun çocuğunu. Anneler böyledir. Çocuğu kaç yaşına gelirse gelsin büyümeyecektir.
Uyarılarda bulunmak onların görevidir. Kızılacağını, tepki alacaklarını bilseler de söylemeden edemezler yanlış gördüklerinde. Sabah arkadaşımın annesi geldi aklıma birden bire. Yaşça belli bir olgunluğa gelmiş, yetişkin olmuş oğlunu gün içerisinde birkaç kez arayıp çaktırmadan kontrol etmesini anımsadım. Güncel şeylerden konuşur gibi yapıp telefonu kapatırken de “yanlış bir şey yapmayalım” der, gelecek tepkiyi bildiği içinde alelacele kapatırdı telefonu. Sonra arkadaşım başlardı söylenmeye. Bu sinir bir süre giderdi böylece. Hele ki erkek çocukları için gurura yedirilecek durumlar değil ya tabii.
Kendi görevini yerine getirmiş sayardı annesi. Söylemesi gerekeni söylemişti. Onunki de hepimizinki de aynı aslında. İçinde tutamadan uyarıyı yapar ve kenara çekilir. Bir kaos yaşanırsa da “ben sana yanlış bir şey yapmayalım demiştim, değil mi?” diyiverir. Kızmıyorum artık anne uyarılarına aksine hoşuma gidiyor:) Önemsemek güzel şey. Çıkarsız, koşulsuz biri bizi sürekli gözetliyor.