​ Yapabileceklerimizin onda birini dahi yapsaydık Allah'ın yardımına ihtiyacımız kalmazdı / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ocak '15

 
Kategori
Deneme
 

Yapabileceklerimizin onda birini dahi yapsaydık Allah'ın yardımına ihtiyacımız kalmazdı

Yapabileceklerimizin onda birini dahi yapsaydık Allah'ın yardımına ihtiyacımız kalmazdı
 

İnsanın gücü malum. Hayatı boyunca faal olduğu süre de ortada. Yani etrafımızda görüyoruz bazı kişiler sıfırdan bir yerlere gelebiliyorlar. Tek başlarına ya da güçlerini birleştirerek imkânsız görünen işler başarılıyor. Hani diyoruz ki örneği varsa herkes yapabilir. Kendimi de katıyorum çünkü bu yazdıklarımı kendim de yerine getirmiş değilim.

Ufak çalışmalarla nelerin yapıldığını görünce ben dünyada nasıl aç ve muhtaç kalındığını anlamıyorum. Günde 8 saat yılda en az 200 gün çalışıyoruz. Bir insanın geçimi için normal olarak yılda (evi varsa) ayda 1000 liradan 12000 lira yeter. Biz yılda tam 200 gün çalışıyoruz bu kadar bir meblağı elde edemiyor muyuz?

Normalde insanların bu şekilde çalışması halinde ekonomik anlamda sorun olmaması gerekir. Çünkü biz günde 8 saat çalıştığımız zaman yaşadığımız dünya bize yeteceğini düşündüğümüz belli miktarda ürünü verir. Yani sorun dünyasal bir yetersizlik değildir.

Peki, dünyadaki tüm çalışabilir nüfusun günde 8 saat çalışması sağlanabiliyor mu? Bana ne, sağlansın. Niye sağlanmıyor ki. Dünya insanlara dar geliyor olabilir mi? Dünyanın sunduğu imkânlar bize yetmiyor olabilir mi? Bir ülkenin toprakları küçük ya da verimsizse başka bir ülke koca kıta.  ABD’de 300 milyon 9 milyon kilometrede, Avustralya’da 30 milyon 9 milyon kilometrede, Rusya’da 150 milyon kişi 15 milyon kilometrede yaşıyor.  Ve bazı ülkelerin ekmeye dikmeye toprağı yok. Bazı ülkelerde iklim bozuk, toprak verimsiz.

İnsanların tembelliği, yönetimlerin acizliği, savaşlar, sömürü tamam da önce bu durumun konuşulması lazım. Dünyanın kullanılabilir (yani orman olmayan elverişli alan) alanının yarısı kullanılmıyor. İnsanların, yetkililerin, yönetimlerin biraz aptal olduklarını da düşünüyorum. Ya sen ülkenin üretime uygun alanlarını niye değerlendirmiyorsun! Nil deltası olursa olur, Brezilya bozkırları boş dursun.

Bir de ürettiğim bana yetiyor diyor. Fazla üretsen ölürsün sanki. Bizim yönetimimizde Türkiye’de bir santim yer boş bırakılmayacak. Toprağını boş bırakanın toprağı elinden alınacak. Ekemiyorsan ben ekerim. Yonca ekerim yaban domuzları yesin. Arpa buğday ekerim Somali’ye yollarım.

Aç insanlarda da sorun var, aç aç ölüyorlar. Dünyayı ayağa kaldırırım valla. Amerikalı öyle keyifle viskisini içemez. Açların fakirlerin haklı nedenlere dayanan başkaldırısı meşrudur. Hak hukuk tanımam. Ne hak hukuku ya ben açlıktan öleyim sen karı göbeğinde viski… Ben anlamam kardeşim dünyayı kim bölmüşse kafasına göre bölmüş. Herkes vatanım diye bir yer çevirmiş. Kimden aldın oğlum. Vurdum kırdım benim oldu. Savaş ganimeti yani. Sittirin gidin lan! Hiçbir ülkenin toprağı hakkıyla kendine ait değil.

Üçüncü dünya savaşı çıksın anasını satayım. Biz dünyanın zavallıları ölürsek 5–10 milyon da affedersin dünyanın p…çi ölür. İnsan değil bunlar ya! Ben şahsen büyük bir belanın gelmesini istiyorum. Bu kurulu alçak dünya düzeninin yıkılması için bir şey olmalı. Bir de yalakalar, aşağılık sözde kutsallar, maymun suratlı sevecen insancıllar sahte sahte sevgiden insanlıktan bahsetmezler mi?

Kapıda affedersin köpek besler gibi sen pirzola ye birilerine de kemik götür. Dünyadaki yardım siyasetleri aldatmaca diye bas bas bağırıyorum, sesimi duyan olmuyor. Dünya senin kardeşim. Yardım da neymiş. Birileri pirzola yerken sen açlıktan ölemezsin. Değer diye inandığın ne varsa kapitalistlerin seni kandırıp sömürmek için kullandığı şeyler. Dini onlar icat etti. İnsanlar savaşsın diye barışı icat ettiler.

Dünyanın yeniden bölüşüm ve paylaşımı için insanlığın ayaklanması gerekiyor. Açlıktan ölen Afrikalım senin Missisipi kıyısında hakkın var. Babasının toprağı mı üç Kızılderili öldürüp konmuş. Unutma dünyada kimsenin yeri kendinin değil.  Başkaldırı hakkın.  8 saat çalışıyoruz karnımız doymuyor. Çalışacağız işimiz yok. Çoğumuz çalışmıyor, tembel sırtüstü yatıyor. Çalışmayıp tembellik edene ekmek verenlerin iki elim yakalarında. Bizim düzende göreceğiz onları. Sırtüstü yatacaklar bal kaymak ha, kuru ekmek bile vermeyeceğim. Göstereceğim onlara utanmadan dilenci gibi yardımla yaşamayı! 

 
Toplam blog
: 6332
: 653
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..