- Kategori
- Öykü
Yarasa kanadı -4

Yarasa Hüseyin kahveden ayrılarak, bir koşu evine geldi. Almancı Hüseyin’in oğlu Mahmut YILMAZ’ın anlattıklarını bir, bir karısı Muazzez’e anlattı. Muazzez ağzı açık Hüseyin’i dinliyordu. O da artık anlamaya başlamıştı. Kocasının bir altın madeni bulduğunu ve bu madenden çok para kazanıp, zengin olacaklarını. Aklından geçeni kocasına anlattı ve
Hüseyin’im bundan sonra bana ve çocuklara her istediğimizi alırsın değil mi? Diye sordu. Hüseyin de büyük bir iştahla evet alırım, önce bir at arabası alalım. Önüne birde at alıp, ata birde semer aldık mı gerisi kolay. Ondan sonra her istediğinizi alırım. Hem eşeğe üç çuval gübre yüklerken, ata en az beş çuval gübre yüklerim. Kız Muazzez bir de Katır mı alsak? Diye sordu. Muazzez de, Hüseyin sen bilirsin. Eğer paramız yetecekse al. Bize lazım olacak dedi.
O gece Yarasa Hüseyin ve Muazzez aralarında konuşarak, bir at arabası, bir at ve bir de Katır almaya karar verdiler. Ertesi gün Yarasa Hüseyin hayvan otlatmaya ve gübre aramaya gitmeyip, doğruca kasabanın yolunu tuttu. Kasabanın hayvan pazarı bölümüne gidip, gözüne kestirdiği tek atlı bir at araba satıcısının yanına vardı. Selam, kelamdan sonra at ve arabanın kaça olduğunu sordu? Arabanın sahibi, 250.000TL at arabası, 150.000TL de at toplam 400.000TL sına veririm dedi. Yarasa Hüseyin ile satıcı İrfan arasında kıyasıya bir pazarlık başladı. Yarasa Hüseyin en son 350.000TL çıkmıştı. İrfan da parayı görünce dayanamayıp, tamam demişti. Yarasa Hüseyin ilk gördüğü at ve arabayı satın almıştı. İrfan gardaş ben bir de Katıra bakacağım, at ve araba senin yanında dursun, diyerek pazarı dolaşmaya başladı. Semerci Rıfat’ın yanında bir katır ve bol, bol at, katır ve eşek semeri vardı. Yarasa Hüseyin selam verip Rıfat gardaş, bu katır kimin, saltık mı? Diye sordu. Semerci Rıfat da evet saltık Yarasa Hüseyin, almak mı istiyorsun? Diye sordu. Evet deyince, aralarında bir pazarlık başladı. Rıfat Katır için 125.000TL istemiş, Yarasa Hüseyin de en son 100.000TL verebilirim diyerek, yaptıkları pazarlıktan Yarasa Hüseyin galip çıkmış ve Katır’ı da almıştı. Katır ve Ata da birer semer alıp, getirdiği at arabasına semerleri de yükleyip köyün yolunu tuttu. Toplam 560.000TL harcamıştı. Ama güzel alışveriş yapmıştı.
Yarasa Hüseyin büyük bir keyif ile at arabasının üzerinde köye rüzgâr gibi girdi. Kahvenin önünden geçerken bile yavaşlamadı. Köydeki evine bile uğramadan, doğruca Karpuz tarlasına gitti. Ali İhsan Dede tarlanın ortasındaki çardağında dengilmiş tespih çekiyordu. Yarasa tarlanın kenarına gelip, atı ve arabayı durdurduktan sonra, atı Söğüt ağacının dalına bağladı. Ağzındaki gemi çıkarttı. Doğruca Ali İhsan Dede’nin yanına giderek, sevincini onunla paylaştı. Ali İhsan Dede de Yarasa Hüseyin’in karpuzları ve dağdan çekeceği gübreler için at, katır ve araba almasına sevindi. Hüseyin bundan sonra, satacağımız karpuzlardan ben para almam. Param bitecek olursa sen verirsin bana, hepsini sen sat, ancak kazandığın parayı çocukların ve karın için harcayacaksın. Kötü bir yola saptığını görürsem, külahları değişiriz dedi. Yarasa Hüseyin; sen ne diyorsun Ali İhsan Dede, böyle bir olay mümkün mü? Ben o paraları ne zorluklarla kazanıyorum. Sen de biliyorsun. Bende boşa para harcayacak göz var mı?
Derken, ilçe Tarım Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi Zeynep KILIÇ hanım tekrar köye geldi. İlk hasadın üzerinden 10 gün kadar geçmişti. Zeynep hanım hasadın yine zamanı geldiğini söyleyip, herkesin daha önce gösterdiği şekilde Karpuz hasadını yapmasını istedi. Kendiside Ali İhsan Dede’nin çardağında oturup, kesilen karpuzdan afiyetle yedi. Yarasa Hüseyin, eşi Muazzez, kızı Firdevs ve oğlu Osman, büyük bir iştahla karpuz tarlasına daldılar. Yarasa Hüseyin topluyor. Onlar birer ikişer, at arabasının en son geldiği yere karpuzları çekip, arabanın üzerine yığıyorlardı. At arabası dolmuştu. Yarasa Hüseyin at arabasının kenarlarına çıta çakarak, arabanın alabileceği kapasiteyi arttırmıştı. O
Nedenle araba 2 tona yakın karpuzu almıştı. Yarasa çocuklarına siz burada gölgede oturun, ben bunları komşulara evlerinde satayım, diyerek, hemen atı arabaya koştu ve yavaş, yavaş köydeki evlerin istikametine sürdü.
Hüseyin’i gören herkes, en az üç-beş karpuz alıyordu. Karpuz çok kısa sürede bitti ve Yarasa Hüseyin yine Karpuz tarlasının yolunu tuttu. Karpuz tarlasına geldiğinde, karısı Muazzez ve kızı Firdevs, karpuzları toplayıp, at arabasının geldiği yere yığmışlardı. Yarasa Hüseyin eşi ve kızına, ne yaptınız, ya ala çakır çıkarsa, komşuların yüzüne nasıl bakarım dediyse de karısı Muazzez, merak etme Hüseyin Zeynep Hanımın kopartın dediği karpuzları kopardık dedi. Zeynep Hanım da gitmişti. Yarasa Hüseyin ve çocukları hep birlikte karpuzları tekrar at arabasına yükleyip, doğruca köyün yolunu tutular. Osman ilahi arabaya bineceğim diye tutturdu. Yarasa Hüseyin biricik oğlunun isteğini geri çevirmeyip, arabaya binmesine müsaade etti. Bu sefer Firdevs de binmek istedi. Onu da bindirdiler. Hüseyin ve Muazzez yürüyerek at arabası ile köylerine geldiler ve çocuklar at arabasından inip, evlerinin yolunu tutarlarken, Yarasa Hüseyin büyük bir zevkle geri kalan karpuzları satmak için daha önce uğramadığı evlerin yolunu tuttu. Bu kez de karpuzları çabucak bitirdi. Köylülerin bir kısmına karpuz yetmemişti. Hüseyin hemen arabası ile Ramazan ŞEN ve Küçük Ahmet’in karpuz tarlasına gitti. Oradan bir araba daha karpuz yükleyip, geri kalan köylülerine sattı. Küçük Ahmet ve Ramazan ŞEN, Hüseyin’in sattığı karpuzların parasından bir kısmını Hüseyin’e verdiler. Yarasa Hüseyin her ne kadar almak istemediyse de arkadaşları bu senin emeğinin karşılığı, sen bu at arabasını bedava mı aldın? Diyerek, parayı zorla verdiler.
Yarasa Hüseyin yorgun vaziyette ama mutlu bir şekilde evine geldi. Eşi Muazzez, Hüseyin nerde kaldın. Çocuklar acıkmıştı. Onların yemeğini verdim. Sen gelmeyince merak ettim. Dedi. Yarasa Hüseyin de olanları anlatıp, Ramazan ve Küçük Ahmet’in kendisine sattığı karpuzları için para verdiğini anlattı. Yarasa Hüseyin o gün 1.200.000TL para kazanmıştı. Bu paradan 200.000TL. sını Ali İhsan Dede için bir kenara ayırıp koydu. Geri kalan 1.000. 000TL. da karısı Muazzez’e saklaması için verdi. Yarasa Hüseyin bir banyo yapıp, yemeğini yedikten sonra derin bir uykuya daldı.
Yarasa Hüseyin kolay, kolay rüya görmezdi. Ancak o gece, rüyasında, o zamana kadar adını sanını duymadığı bir bitkiyi gördü. Brokoli. Rüyasında kendi kendine bu ne ya. Ben ilk defa görüyorum. Bizim burada olmaz ki. Olsa bile alan olmaz ki diye söyleniyordu. Karısı Muazzez bu ne diyor diye bir müddet dinledi. Ancak bir şey anlamadı. Yarasa Hüseyin’i dürterek uyandırıp, ne konuşup duruyorsun Hüseyin dedi. Hüseyin de rüyasını anlattı. Muazzez, hayırdır inşallah, sabah Ali İhsan Dede’ye soru öğrenirsin dedi.
Ertesi günü sabahı zor eden Yarasa Hüseyin doğruca Karpuz tarlasının yolunu tuttu. Ali İhsan Dede de kalkmış, yatağının üzerinde tespih çekiyordu. Yarasa Hüseyin rüyasını anlattı. Ali İhsan Dede bir müddet düşündükten sonra, vallahi bende bilmiyorum. Bu nedir, nerde yetişir. En iyisi Bunu bizim Hüseyin’in oğlu Mahmut YILMAZ’a soralım dedi. Öğleye kadar Yarasa Hüseyin karpuzları suladı. Sulama bitince Ali İhsan Dede ile köyün yolunu tuttular. Mahmut YILMAZ kahvede millete yine nutuk çekiyordu.
Ali İhsan Dede bir ara Mahmut sözüne ara verince hemen devreye girip, oğlum Mahmut, bu Brokoli nedir? Ne değildir bize biraz bilgi versen dedi. Mahmut YILMAZ, tabi Ali İhsan amca diyerek yanında bulunan bir kitabı açarak oradan okumaya başladı:
Brokoli, kalın ve etli çiçek sapları yenilen bir sebze türü olup, Lahana, Karnabahar, Brüksel Lahanası, Alabaş, Şalgam ile aynı familyada yer alır. Brokoli Karnabahara oldukça benzemektedir. Karnabaharla arasındaki esas farklılık; her iki sebzede de yenen kısım olan olgunlaşmamış çiçek taslaklarının karnabaharda genellikle beyaz olmasına karşılık Brokolide grimsi veya mavimsi yeşil renktedir. Ayrıca karnabahardan farklı olarak Brokolide kalın etli çiçek sapları da yeme değerine sahiptir. Brokolide dallanma çok sayıda olup, çiçeklenme bu dalların ucunda meydana gelir. Brokolide başlar korunmasız olarak açıkta gelişir. Brokoliyi Karnabahardan ayıran diğer bir özellik de, ortadaki esas başın kaldırılması ile ikinci derecede çiçek taslaklarının hemen oluşması olayıdır. İlk taçlanmadan sonra büyümenin devam etmesiyle, alttaki yaprak koltuklarında küçük taçlar meydana gelir. Brokolinin gövdesi 50-
Brokoli serin iklim sebzesi olup, Karnabahara göre iklim ve toprak istekleri bakımından daha az seçicidir. Brokolinin yetiştirilmesi için en uygun hava sıcaklığı 15-17 derece olup, en fazla 24 dereceye kadar dayanır. Brokolinin yeşil sürgünlerinin kalitesinin korunması açısından yaz aylarındaki kurak ve sıcak havalar uygun değildir. Sıcak havalarda sürgünlerdeki çiçek taslakları normal gelişme göstermez, gevşek yapılı olur ve hasattan birkaç saat sonra sürgünlerde pörsüme görülür. çiçek tomurcuklarının gelişmesini engeller ve gevşek yapılı olmalarına neden olur. Bu nedenle yaz aylarında sıcaklık 20 derecenin üstünde olan yerlerde brokoli yetiştiriciliği uygun değildir.
Bak Yarasa Hüseyin aslında bizim köyün toprağı bu bitkinin yetiştirilmesi için uygun. Şu Zeynep Hanımla bende bir görüşeyim. Tohumunu nerden temin edebiliriz, nereye satabiliriz, bunları öğrenip, sana haber vereyim. Ben benim tarlaya da ek. Eğer kazanırsan, bir miktarda bana verirsin. Yoksa da canın sağ olsun diye kitaptan gözünü kaldırdı ve söyledi. Yarasa Hüseyin’in içini yeni bir sevinç dalgası kapladı. Nasıl kaplamasın ki. Doğru düzgün bir geliri yokken, bu ekstradan kazanmaya başladığı üçüncü gelirdi. Hem de ne gelir.
Mahmut YILMAZ kitaptan yine okumaya başladı. Brokoli için en uygun topraklar iyi derene edilmiş kumludan, killi-tınlıya kadar değişen, su tutma kapasitesi yüksek topraklardır. Yetiştiriciliğin yapıldığı topraklarda iyi drenaj yapılmalıdır. Bu durum özellikle kış döneminde yetiştirilen bitkiler için daha fazla önem kazanmaktadır. Brokolinin gübrelen-mesi Lahana ile benzerlik gösterir Ancak gübre ihtiyaçları çeşitlere, toprak yapısına, topraktaki organik madde içeriğine ve bölgelere göre değişiklik gösterir. Bu nedenle yetiştiricilikten önce toprak analiz yaptırılmalı ve yapılan tavsiyelere göre gübrelenmelidir. Gübrelemenin iyi yapılmadığı topraklarda içi boş sürgünler oluşur. Fosforlu ve potasyumlu gübrelerin tamamı ile azotlu gübrenin üçte biri dikim sırasında verilmelidir. Azotlu gübrenin kalan. Miktarı ise yetişme süresine bağlı olarak dikimden belli bir süre sonra ve ana başlar hasat edildikten sonra olmak üzere iki dönemde verilmelidir.
Diyerek, kitaptan başını tekrar kaldırdı ve Ali İhsan Dede siz karpuz ektiğiniz topraklara analiz yaptırdınız mı? Diye sordu. Ali İhsan Dede de yok yaptırmadık. Zeynep Hanım toprağı inceledi ve olabileceğini söyledi. Bizde karpuzları deneme gayesi ile ekmiştik. Çok güzel oldu, dedi. Bunun üzerine Mahmut, o zaman Zeynep Hanımdan rica edelim, tarlaların değişik yerlerinden toprak örneklerini alıp, kasabada Zeynep Hanıma verelim ve analiz ettirmesini sağlayalım dedi. Bu konuda herkes mutabık kaldı. Ve Mahmut YILMAZ tekrar kitabı açarak okumaya devam etti.
Brokoli yetiştirilecek topraklarda münavebeye dikkat etmek ve en az 3 yıl boyunca aynı tarlada Lahanagillerden bir sebzenin o toprakta yetiştirilmemiş olmasına dikkat etmek gerekir. Bu konuda bizim topraklarımız uygun diyerek kitaptan başını kaldırdı ve sonra tekrar okumaya devam etti. Toprak yüzeyinin altında oluşan sıkıştırılmış sert tabakanın derin sürüm yapılarak, 2-3 yılda bir kırılması gerekir. Brokoli yetiştirilecek topraklara mümkünse sonbaharda 2-3 ton ahır gübresi verilerek derin sürüm yapılır. Ve ilkbahara kadar Tezekli bir şekilde bırakılır. İlkbaharda yağmur ve karlarla dağılan Tezekler çizel veya goble diskle işlenir. Bu işlemeden önce fosforlu gübre toprak altına verilmelidir. Brokolinin üretimi tohum ile olmaktadır. Yastık veya viyollerde yetiştirilen fideler tohum ekiminden ilkbahar ürünü için 6-8 hafta, sonbahar üretimi için 4-5 hafta sonra dikim büyüklüğüne gelirler. Fide ile yetiştiricilik yapıldığında bir dönüm için gerekli tohum miktarı 20-
Brokolide hasat, çiçek tomurcukları açmadan önce yapılmalıdır. Şayet tomurcukları açmaya ve sarı çiçek petalleri görülmeye başlarsa başlar aşırı olgunlaşmış ve pazar kalitesini kaybetmiş demektir. Ortadaki ana başın kesilmesi ile birlikte yan taraftaki sürgünler büyümeye devam ederek daha küçük başlar oluştururlar. Hasat 2-3 günde bir olmak üzere bir vegetasyon döneminde 4-6 kez yapılır.
Brokoli içerdiği maddeler açısından insan sağlığı üzerinde çok faydalıdır. Vitamin değerleri açısından; A, E ve C vitaminlerini içermektedir. İçerdiği flavonoidler bakımından bağışıklık sistemimizi güçlendiren bir özelliğe sahiptir. Antibiyotik özelliğe sahip olan Brokoli, bu yönüyle prostatitis'e (prostat enfeksiyonu) karşı çok etkindir. Brokoli, meme, prostat, bağırsak ve idrar kesesi kanserlerine karşı güçlü bir koruyucudur. Amerika da özellikle bu kanser türlerine karşı brokolinin içerdiği bazı maddeler (sulforafen vs) zenginleştirilerek kanser tedavisinde de başarı ile kullanılmaktadır. Brokolinin kendine özgü olan selülozik yapısı (lifli yapı) bağırsaklarda oluşan toksinlerin uzaklaştırılmasında (toksin atıcı) ve alınmış olan ağır metallerin emilmesinde büyük rol oynamaktadır. Kabızlığı önleyicidir. Bugün dünyada sağlık açısından üzerinde en çok araştırma yapılan sebzeler beyaz Lahana, Turp, Domates, Brokoli ve Havuçtur. Sonuç olarak brokoli her ailenin mutfağında sağlık için bulundurabileceği ve hazırlanması en kolay bir sebzedir.
Biz bu Brokoli ile ilgili en kısa zamanda kasabaya gidip, Zeynep hanımı görelim dedi. Hep birlikte karar verilip, Zeynep Hanımın vereceği talimata göre hareket etmeye karar verdiler.
Yarasa Hüseyin evine uçarcasına geldi. Mahmut YILMAZ’ın kitaptan okuduklarını, bir, bir satırını, kelimesini bile atlamadan karısı Muazzez’e anlattı. Hatun bize yeni bir gelir kapısı daha göründü. Bu ne güzel bir rüyaymış böyle, inşallah bu akşamda değişik bir rüya ile yeni bir gelir kapısı aralarım diyerek, gülüştüler.