​ Yargı, hukukun arkasından dolanınca yolunu kaybediyor / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Nisan '10

 
Kategori
Güncel
 

Yargı, hukukun arkasından dolanınca yolunu kaybediyor

Yargı, hukukun arkasından dolanınca yolunu kaybediyor
 

Nazlı Ilıcak


Sonra da kalkıp, "yargı bağımsızlığı"ndan sözediyor.

Nazlı Ilıcak 25 Mayıs 2009 tarihli, "Cumhurbaşkanının Dokunulmazlığı" başlıklı yazısında Hakim Osman Kaçmaz'a, "işgüzar" demiş.

İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi de bu ifadeyi hakaret saymış ve yazara 11 ay 20 gün ceza vermiş. Bunu da 5 yıl denetimli serbestliğe çevirmiş. Ilıcak, bu sürede aynı suçu bir daha işlemezse cezası düşecekmiş.

Sözkonusu yazının ilgili bölümü aynen şöyle: "Sincan hâkiminin ideolojik davranmış olması da mümkündür; ya da vicdanen, Gül'ün, dokunulmazlığı bulunmadığına inanıyordur. Ama her halükârda, ülkede yarattığı tartışmaya bakarak "Bir bu eksikti" diyor ve en azından Osman Kaçmaz'ın "işgüzarlık yaptığını" vurgulamak istiyorum." (Sabah 25 Mayıs 2009)

Nazlı Ilıcak'ın Osman Kaçmaz hakkındaki sözlerini ve mahkeme kararını okudunuz. Şimdi bir de aşağıdakilere göz atınız ve ikisi arasında bir karşılaştırma yapınız.

Gazeteci Tuncay Özkan, vakti zamanında bir televizyon kanalında, "Başbakan, "gümrük birliği bize çok zararlı oldu. 123 milyar dolar zarardayız' diyor. Peki kardeşim (sen) sadist misin, mazoşist misin? İnsana sorarlar niye o tarafa doğru koşuyorsun" demiş.

Bunun üzerine, Özkan aleyhine Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açılmış. Mahkeme, Başbakan Erdoğan'ı 'sadistlik' ve 'mazoşistlik' ile suçlamanın kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiş.

Davanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ise, mahkemenin verdiği kararın tümden bozulmasına hükmetmiş.

Yani Özkan'ın, "sadist ve mazoşist" kelimelerini, "kendisine zarar veren" anlamında kullandığına, dolayısıyla bunun hakaret sayılamayacağına karar vermiş. Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kararında direnince dava, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu gündemine gelmiş. Genel Kurul da 4. Daire'nin kararını yerinde görmüş. Yani, başbakana "sadist ve mazoşit" demenin hakaret olmadığına hükmetmiş.

Mustafa Balbay ve Emin Çölaşan'ın Avrasya tv.deki proğramında Baskın Oran hakkında, "köpek, kaniş, hain, zavallı, zibidi, satılmış" ifadeleri kullanılmış.

Açılan dava sonucu Balbay üç bin beş yüz tl. tazminata mahkum olmuş. Fakat Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu kararı oybirliğiyle bozmuş. Gerekçesinde de: "Dosya içeriğinden, davacının Agos gazetesinde Ermeni sorunu hakkında yazılar yazdığı anlaşılmaktadır. Davalı, bu yazılara tepki göstermiştir. Davacı, özgürce düşüncelerini açıklayabildiğine göre, bu düşünceler aleyhine yapılan açıklamalara, sert de olsa, katlanmak zorundadır, " buyurmuş.

Erbakan'a "pezevenk" diyen Osman Özbek, daha sonraları Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer'e de ağır sözler etmiş. Açılan hakaret davasını kazanan Dinçer, dosya temyiz için Yargıtay'a gidince kaybetmiş.

Tazminat kararını oy birliği ile bozan Yargıtay 4`üncü Hukuk Dairesi Ömer Dinçer'in, kazandığı davayı kaybetme nedenleri arasına şu ifadeyi de koymayı ihmal etmemiş. "Dinçer, Anayasa ile bağdaşmayan görüşler savunduğuna göre eleştirilere de katlanmak durumundadır."

Yüksek yargıçların kararından anlaşıldağına göre Baskın Oran, "özgürce düşüncelerini açıkladığı, " Ömer Dinçer, "anayasa ile bağdaşmayan görüşler savunduğu, " Başbakan da, "zararını bildiği halde gümrük birliğinden çıkmayıp halâ, AB'ye girmek istediği ve bu yolla kendine eziyet ettiği" gerekçesiyle hakareti haketmişlerdir.

Bu durumda, fikir ve eylemlerini yargıçların onaylamadığı biçimde ortaya koyan kimseler, başkalarının hakaretine katlanmak zorundadırlar. Böyle kimseleri aşağılamakta, küçümsemekte bir beis yoktur.

Umarım yukarıda okuduklarınız size yüksek yargının, ne kadar tarafsız ve bağımsız olduğu, hukuku ve adaleti nasıl yorumladığı hakkında bir fikir vermiştir. Şimdi de bunların kendilerini ilgilendiren, "anayasa değişikliği" hakkında söylediklerine bakalım.

HSYK Başkanvekili Kadir Özbek, "(Anayasa taslak metnindeki düzenleme) yargı bağımsızlığını, tarafsızlığını ve güvencelerini temelinden tahrip etmeye yöneliktir."

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, "(Değişiklik) yargıyı kuşatmanın da ötesinde ele geçirmekle eş anlamlıdır."

Danıştay Başkanı Mustafa Birden, "(Bu düzenleme) sadece bugünün değil, gelecek nesillerin hukukunu da etkileyecek(tir. ... Hazırlanış yöntemi ve zamanlaması itibarıyla toplumsal uzlaşı ve beklentiler karşılanmamakta, yargı bağımsızlığını mevcut durumdan daha geriye götürmektedir.'' Görüldüğü üzere, eleştirdikleriyle eylemleri birbirinin aynısı olan bir yargı kurumuyla karşı karşıyayız.

Ne var ki, yüksek yargıçlarımız, bakan ve müsteşarın (HSYK da yer alması dışında) yüce yargının gidişatından memnunlar. Bu hususlarda herhangi bir şikâyetleri bulunmuyor. AİHM den dönen ve yukarıdakilere benzeyen akıl, mantık ve hukuk dışı bir yığın kararı hiç dert etmiyorlar.

Belki de aldıkları yanlış kararların bakan ve müsteşarın HSYK bünyesinde bulunmasından kaynaklandığına inanıyorlardır. Yani onlara göre bakan ve müsteşar yargıyı, "bağımsız ve tarafsız karar verme" konusunda etkiliyordur. Onlar da bu etkilenme sebebiyle, iktidar mensupları ve farklı görüş sahibi kişiler aleyhine taraf oluyorlardır.

İşin garibi, yeni anayasa taslağında bakan ve müsteşarın, HSYK daki rolu iyice azalıyormuş. O zaman yargıçların, bu değişkliğe karşı çıkmaması gerekir değil mi? Nerde! Doğrusu, bu yargıçların yargısına da akıl ermiyor, vesselâm.

Resim: www.24haber.com/?newstype=normal&newsid=26178

 
Toplam blog
: 462
: 707
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..