- Kategori
- Felsefe
Yarının masalları I
Kulağımız. Asmayıp kabarttığımız, düşürüp elimize alamadığımız, çekip büküp bir türlü açamadığımız, çınlatıp da tıkayamadığımız, paslattıktan sonra dinlediklerimizi kapamayışına yandığımız, doldurmaktan bin türlü bıkmadığımız kulağımız.
Bizimle ‘dalga dalga’ dalga geçen dünya’nın, yaramaz çocuk gibi, ikide birde çalıp kaçtığı zile iki açık kapı, kulaklarımız. Dünya’nın insana ses kaçıran iki deliği, kulaklarımız. Uyar tıpası yalnız insanın iki elindeki iki işaret parmağı, kulaklarımız. Kimi görenin birine dahi bakamadığı, körün iki gözü, kulaklarımız. Biz tıkadıkça dünya çığırıyor, hayır, çığırından çıkıyor sanki.
Yok, yok, artık kulaklarımızı kirişten almanın zamanı geldi! Kulağı delikliğimizle övüneceğimize, duyduklarımızı kulaklarımıza küpe etmeyi öğrenmeliyiz! Dünya’da ne kadar insan varsa her birinin kulağına girip çıkacak akıl ve zekâda olmalıyız! Kulaklarımıza, ateşe verdiğimiz, yakıp yıktığımız dünyamızın eriyen kutuplarının buz gibi suları kaçacak olsa da! Herkesin, herkesten önce de kulak çekici ve bükücülerin, elini kendi kulağına hükmettirecek kadar kararlı açabilmeliyiz kulaklarımızı. Ellerini kendi kulaklarından alamayasıya çınlatabilmeliyiz kulaklarımıza parmak bileyenlerinkini. Herkesin eli kendi kulağına, beyler! Sözüm hepimize, bayanlar!
Duymaya kurban gitmekse kulak kesilmek, gideceğiz! Çünkü duyulanlar, eylemin bir parçasıdır! Olanın, yapılanın parmak izidir duyulanlar! Bu izi kaybetmek, artık duyamamaktır! Artık duyamamak! Kesilişiyle sağırlaşan yerini sesin, başkalarının ‘ben duydum, ben gördüm, ben biliyorum’undan ibaret gürültüleriyle doldurmaya mâhkûm olmaktır!
Peki, ama nasıl? Nasıl ‘kulak kesilinir’? Siz bana kulak kesilin, ben size kulak kesilinesilerden bahsedeyim.
Kulak kesilmek. Dikkatle dinlemek yani. Bu deyimin, dinleme anında sarfedilmesi beklenen mental ve fizyolojik güdümlü ilgi konusunu aşan, aklî hazırlık boyutu vardır. Yani kulak kesilmek için ilginizi duyulanda yoğunlaştırmanız yeterli değildir. Duyulana kulak kesildiğinizi söyleyebilmeniz için duyulanın içeriğinin kapsadığı gizli haberleri de zamanında duymuş olmanız gerekir. Yani dikkatinizin bir mazisi, geçmişi, dikkat edişinizin dikkate değer bir anlamı olmalıdır. Yani dikkatinizin hayatı nasıl yaşadığınıza borçlu olduğu eğitim derecesi ne kadar hayatîyse (akademik demiyorum), kulak kesilmekte o kadar ustasınızdır. Boş yere kulak kesilmek, salt dinlemekten öte bir şey değildir. Dinlemek ile kulak kesilmek arasındaki tek fark ‘dikkat’tir. Yani dinlemek, dinlemektir, kulak kesilmek, dikkatle dinlemektir. Her işin başı ‘dikkat’! Kulak kesilme işinin de!
Dikkatinize hiç dikkat ettiniz mi? ‘Evet!’ mi? Harika! ‘Hayır!’ mı? O zaman izin verirseniz, dikkate dikkatinizi çekmek isterim.
Nedir dikkat? Hayatîdir! Dikkat, hayatîdir! Dikkat, ilginin uyarı haline geçişidir! Uyarı, her zaman ilgiyedir! Uyarının tek muhattabı, ilgidir! Kulak kesilmek işte bu uyarının gereksinimi tedbirleri anında alabilmektir! Yerinde dikkat, ilginin uyarıya kulak kesilişidir! Uyarılar, hayatîdir çünkü. Dikkat bu yüzden hayatîdir, uyarılar hayatî olduğu için! Dikkatin hayatîliği mi? Evet, dikkatin hayatîliği! O da ne demek mi? Göreceğiz. Ama önce ‘uyarı’nın kendisine bir göz atalım.
‘Uyarı’, akla gelir her şekliyle, bir alışveriştir. ‘Uyaran’ ile ‘uyarılan’ın alışverişidir. Doğa’nın, örneğin tütüşüyle insanları ‘her an patlayabilirim’ diye uyaran bir volkanda olduğu gibi, hayvanların, örneğin huzursuzlanışı ve garip garip uluyuşuyla belki de bir depremin isteksiz habercisi köpekte olduğu gibi, örneğin insanı şeytanın yolu kötüden uyarılarıyla uzak tuttuğuna inanılan meleklerde olduğu gibi, dinî varlıkların ‘uyarı’larını bir kenara bırakıp, ‘uyaran’ın da ‘uyarılan’ın da insan olduğu bir ‘uyarı’ alışverişini temel alırsak, görürüz ki, üç çeşit ‘uyarı’ vardır: adresine ulaşan, adresine ulaşamayan ve adressiz (‘gizli’ de diyebiliriz) ‘uyarı’. Adresine ulaşan ‘uyarı’ da kendi arasında ikiye ayrılır: tedbiri mümkün uyarı ile tedbiri imkânsız uyarı. Adresine ulaşan ‘uyarı’ya ve çeşitlerine geçmeden önce, ‘adresine ulaşamayan uyarı’ya kısaca bir değinelim. Bir uyarı hangi durumlarda adresine ulaşamaz? Fizyolojik yetersizlikler bir kenara, yalnızca ve yalnızca bilgisizlik ve ilgisizlik durumunda! Bu ‘uyaran’ için de geçerlidir, ‘uyarılan’ için de. Çünkü ‘uyarı’, hem bilgiden ilgiye, hem ilgiden bilgiyedir! Uyarı adresine ulaşamamışsa, ya bilgi yoktu, ya da ilgi. Demek ki ‘uyarı’yı adresine ulaştıran vasıtalar, bilgi ve ilgidir.
‘Uyarı’nın bilgi ve ilgi yoluyla adresine ulaştığını varsayalım. Nasıl bir yolculuktur bu? Bakalım, ‘uyarı’nın ‘uyaran’dan ‘uyarılana’ki yolculuğu nasılmış? Önce bir yolcularımızı tanıyalım. Evet, yolcumuz değil, yolcularımız! Ne kadar ilk bakışta tek yolcu ‘uyaran’mış gibi görünse de, ‘uyarı’ da yoldadır, yani yolcudur, yolun son durağı, ama yine de yolun içindeki ‘uyarılan’ da. Bu yüzden yolcu sayısı öyle de böyle de üçtür.
Kısaca yolcularımızın bir tanımını yapalım, çünkü yolculardır aslında yolculuk.
Önce ‘uyaran’a bakalım. ‘Uyarı’ bilgisinde ve ilgisinde olan, henüz ‘uyaran’ değildir, yalnızca ‘uyaran olma adayı’dır. ‘Uyaran’ olmak için ‘uyarma istekli’ olmak gerekir. Yani ‘uyarı’nın ‘uyarılan’da son bulan yolculuğunda ‘uyarı’yı yolun sonuna taşıyan olmaya razı olmak demektir. ‘Uyarı’yı ‘uyarılanın’ bilgisine ve ilgisine sunandır ‘uyaran’.
Şimdi de ‘uyarılan’a bakalım. ‘Uyarılan’, bilgisi olmasa da, ilgisi noksan olandır. ‘Uyarılan’, ‘uyarı’ya sağır, kör olandır. Şiddetle bir ‘uyaran’a ihtiyacı olandır ‘uyarılan’.
Son olarak da ‘uyarı’ya bakalım. ‘Uyarı’ ‘uyaran’ olmaya adayın ilgisinde yeşerip, bilgisinde yaşar. Bilgi olmuş ‘uyarı’ ilgi, istediği ilgiyi gören ‘uyarı’da yine yeni bilgi olmak ister. İster ister de, ne kadar isterse istesin, isteğini yerine getirmesini istediğinin istediğini yerine getiremezse, bilgi de yok ilgi de. ‘Uyarı’ da bunu bildiği için bilgi ve ilgi isteğini yerine getirenin her türlü anlamıyla ‘hayatî fedailiğine’ soyunmaktan kaçınmaz. Kendisini besleyenin hayatî anlamda koruyucusu olur. ‘Uyarı’yla bilgilenen ve ilgilenenin yaşam kalitesi yükselir. ‘Uyarı’ insanın hayatını hesaplayabilme çabasında hesap makinası gibidir. Bilgilenenin ve ilgilenenin işini kolaylaştırır. Nefesi, kanı bilgi ve ilgi olan her şey gibi ‘uyarı’ da işte bu yüzden hayatîdir. Bilgiyi ve ilgiyi hakettiğinin ‘geçmiş zaman’ gibi bir sağlaması olan ‘uyarı’da işte bu yüzden hayatîdir!
Gelelim adresine ulaşan uyarının iki çeşidine, tedbiri mümkün ve tedbiri imkânsız uyarıya.
Tedbiri mümkün ‘uyarı’, bilgi ve ilginin direk olarak etkileyebildiği uyarı türüdür. Örnek olarak trafik lambalalarını ya da trafik levhalarını gösterebiliriz. Kırmızı trafik lambası, sürücüleri ‘dur!’ diye uyarır. Böyle olduğunu bilir, gördüğümüzde de dururuz. Kırmızı ışıkta durmanın hayatî önemini biliriz. Görüp de durmayanlar da bilir! Bu bağlamda görmeyip, durmayıp, göremeyip, duramamak ya bilgi ya da ilgi eksikliğindendir. Aynı bağlamdaki bilgi ve ilginin kapsamına ‘sürücü’ olabilmenin gerektirdiği şartları yerine getirmek de girer. Trafik kuralları bilginizin, araç kullanma yeteneğinizin ve teknik bilginizin sürücülüğünüzün kabulünü kıldırır düzeyde olmasını kanıtlayabilmeniz gerekir. Kırmızı ışığın ‘uyarı’sına adreslediğiniz dikkatin en basit anlamda mazisi, geçmişi, ‘sürücü belgeniz’dir. ‘Sürücü belgesi’yle, kırmızı ışığın gerektirdiği dikkatin nasıl olduğunun bilginizde ve ilginizde bir yeri olduğunu bildiğinizin altına imza atarsınız. Yani hangi ‘uyarı’da hangi tedbiri almanız gerektiğini unutmayacağınız sözünü verirsiniz. Kırmızı ışık, tedbiri mümkün ‘uyarı’ya verilebilecek en basit örneklerdendir.
Gelelim, bana göre, günümüz insanının materya ve mentalitesinin tanımınına denk bir uyarı kategorisine isim olabildiği için, en önemli, üçüncü ve son uyarı çeşidimize: ‘adressiz uyarı’, ya da ‘gizli uyarı’. ‘Gizli uyarı’da kendi arasında ikiye ayrılır. Bunlara bir bakalım.
İlk gizli uyarı: Bu uyarı türünde uyaran ne uyarının ne de uyarılanın farkındadır. Yani uyardığının farkında bile değildir. ‘Uyarı’yı ‘uyaran’dan ‘uyarılan’a sırtlandığını bilmez.
İkinci gizli uyarı: Bu uyarı türünde uyaran uyarının bilincindedir, ancak uyarının herkes tarafından anlaşılmasını istemediği için aklından geldiği kadar zekice söylediklerinin orasına burasına saklamaya çalışır. Yani ‘uyarı’ya ‘uyaran’ olduğunu ‘uyarılan’ bilsin istemez.
İşte ‘kulak kesilmek’ her şeyden önce bu ikinci gizli uyarı türünde ustalığı önkoşar. Hangi ‘uyaranın’ hangi ‘uyarı’yı söylediklerinin neresinde gizlediğini bulmakta uzmanlaşmaktır en değerli anlamıyla ‘kulak kesilmek’.
Hatırlayacaksınızdır, ‘yerinde dikkat, ilginin uyarıya kulak kesilişidir!’ demiştim. ‘Uyarı’ya kulak kesilmesini bilen, ‘uyarılan’ın kim olduğunu çoktan çözmüştür zaten. Günümüzde ‘uyarı’nın ‘uyaran’ını bilmek hayatî önemliliktedir. Çünkü insan hayatının değeri kendi enflasyonunun altında ezilmektedir. Böyle olunca da insanın yaşam kalitesini arttıran ‘uyarı’ların değeri astronomik boyutlara ulaşabiliyor. Kendi hayatının değerini, insanın hayatının ortalama değerinden yüksek tutabilenler, doğal olarak daha çok ‘uyarı’lanlardır. Zaman ‘uyarı’lanların güzel yaşadığı zamandır. Eyvahlar olsun uyarılmayanın haline! İnsanların bilgisi ve ilgisi yozlaştıkça, uyarılar da yozlaşır, dikkati de, dolaysıyla hayatı da! Dikkat bu yüzden hayatîdir! Nasıl bir ilginin, ne şekilde uyarı haline geçtiğinde gizlidir dikkatin seviyesi. Bilgi ve ilginin doruklaştığı yüksekliğin adıdır uyarı. Bu doruğa giden yol da artık bir ticaret koludur! Kaliteli ‘uyarı’lar tüketip, güzel yaşamak istiyorsanız, ‘gizli uyarı’lar uzmanı olmanız gerekmektedir! Dikkatinize! Dikkatin hayatîliği işte budur! ‘Kulak kesilmek’ hayatîdir! Çocukluğunuzda masal dinlerken pür dikkat kesilişinizde olduğu gibi.
Sevgiler