Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mayıs '12

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
1785
 

Yasak aşk

Yasak aşk
 

Doktordan saat 16.20’ye randevu almıştım, tam bir saat sonra içeri alındım. Bu bir saat koridordaki bir sandalyede sabırla oturup, etrafımda olup bitenleri seyretmekle geçti. Saçlarını sarıya boyamışesmer sekreter kızın gözlerinde günün yorgunluğu öyle bir iz bırakmıştı ki neden bu kadar bekletildiğimi sormaya cesaret edemedim. Ne zaman başımı ondan yana çevirsem kolundaki saatine bakarken yakalıyordum. Nitekim saat beş olduğu gibi apar topar kalkıp, nöbeti yeni gelen arkadaşına teslim etti ve koşarcasına oradan uzaklaştı.

Yerine gelen arkadaşı bankonun üzerindeki kâğıtları üstünkörü bir şekilde toparlayıp sandalyesine oturdu ve sevgilisine cep telefonundan mesaj çekmeye başladı. Parmağındaki alyans dikkatimi çekti, birbiri ardına mesaj göndermesi ve gelen cevapları okurkenki haline bakılırsa kocasını aldatıyordu. Evli sekreter yasak aşkın heyecanına kendini o kadar kaptırmıştı ki etrafındakilerin farkında bile değildi. “ Zavallı adam “ diye düşündüm sonra adamın da şu saatlerde onu aldatıyor olabileceği ihtimalini göz önüne alıp “ava giden avlanır “ diye mırıldandım. Yakınlardaki bir alışveriş merkezinde güvenlik görevlisi olarak çalıştığını farzettiğim adam, şu saatlerde üniversite öğrencisi sevgilisini eve çağırıp, onunla sevişiyor olmalıydı. O zaman yasak aşkına mesajlar atan bu kadıncağıza kızma hakkım yoktu. Bir sen, bir ben diye başlayan ilişkilerin zamanla sen, ben, o, biz, siz, onlar olarak ifade edildiği günümüzde senkronize olmuş bir aldatma hikâyesinin uzaktan seyircisi oluvermiştim.

Ben tüm bunları hayal ederken koridorda uzun boylu, yakışıklı bir adam beliriverdi. Gülümseyerek sekreterin yanına yaklaştı, elindeki kırmızı gülü uzattı ve “ Benim biricik eşim, aşkımSeni çok seviyorum “ dedi. İkisi o kadar içten birbirlerine sarıldılar ki o sahne uzun bir süre devam etsin istedim. Yan yana oturup sevgi dolu bakışlarla harmanlaşmış bir sohbete koyuluverdiler, meğerse bugün evlilik yıldönümleriymiş “ Unuttun sandın, değil mi? “ dedi adam. “ Mesajlarındaki gizli sitemi fark etmiştim ama sürpriz yapmak istedim sana. “

Onların sohbetine kulak misafiri olmaya çalışırken doktorun kapısı açıldı ve hemşire benim adımı söyleyip, içeri davet etti. İçeride oldukça yaşlı bir doktor ve demin bana seslenen genç hemşire vardı. İkisinin yasak aşk yaşayabileceklerini düşünmek dahi istemedim. Doktor çok yaşlı, hemşire ise çok gençti. Doktor beni dinlerken bile pencereden dışarısını seyrediyor, hemşire muayene süresince önündeki bilgisayardan başını kaldırmıyordu. Yok, aralarında bir ilişki asla olamazdı. Ne ufak bir bakış, ne hafif bir dönüş. Hiçbiri yoktu ve odadaki herkes işini yapmaya çalışıyordu.

Bugün şansızdım, yasak aşk yakalama ihtimalim gittikçe kayboluyordu. Bir yandan bunları düşünürken bir yandan da doktorun sorduğu sorulara cevap veriyordum. Önce hikâyemi dinledi, sonra bedenimi muayene etti. “ Neden grip geçtikten sonra geldiniz? “ diye sordu. Aslında geliş nedenim yasak bir aşkı yakalamak ve onu hikâyeleştirmekti ama bunu itiraf etmedim ve “öksürüğüm kesilmedi, geceleri rahat uyuyamıyorum “ dedim.

Kronik bronşit olmuşum, zaten 30 yıldır sigara içen birinin ciğerlerinden rahatsız olmaması imkânsızmış. Bir sürü ilaç yazdı, birkaç antibiyotik, bir öksürük kesici şurup. Bunları tamamlayıp tekrar kontrole gelmemi istedi. Umduğumu bulamamanın verdiği hayal kırıklığından olsa gerek atletimi dahi toplamadan dışarı çıktım.

Koridordaki sekreterin bana bakışından kıyafetimin anormalliğini fark edip etraftakilere aldırmadan dışarı sarkan iç çamaşırlarımı alelacele pantolonumun içine sokup oradan ayrıldım.
Asansör geldi, kapıyı açıp içeri girdiğimde kısa boylu bir adamla adamdan da kısa boyu olan tıknaz bir bayanın asansörün köşesinde mırıldandıklarını gördüm. Adamın parmağında alyans vardı ve kadında yoktu. “ İşte “ dedim içimden “ şimdi yakaladım “.

Asansör aşağı inerken birkaç kez sarıldılar, tam zemin kata geldiğimizde adam “ sen arama sakın, gece ben müsait olursam seni ararım “ dedi. Tıknaz bayan “ Biliyorum “ derken yasak aşkın kurallarının ne kadar sıkıcı ve bazen ne kadar aşağılayıcı olduğunu vurgulayan bir hale bürünüverdi.

Hastanenin giriş kapısında adam ve kadın zıt yönlere ayrıldılar. Dönüp son kez adama baktım, kadının gözden kaybolmasını bekledikten sonra cep telefonuyla birini aradı. Büyük ihtimal eşini arayıp, eve gelirken bir şeyler isteyip istemediğini soruyordu.

Ben hastane kapısında dikilip, yaşadıklarımın muhasebesini yaparken yanıma uzun yıllardır görmediğim eski bir arkadaşım geldi. Sarıldık, hal hatır sorduk. Yürümeye başladık. Bir an durdum ve “ Şimdi seninle sarmaş dolaş olduğumuzu gören biri bizi kesin yasak aşk yaşayan âşıklar sanır “ dedim. Şaşırdı, böyle bir şey beklemiyordu sanırım. “ Saçmalama Hasan ben evliyim ve kocamdan memnunum, benim tanıdığım Hasan da kesinlikle yalnız değildir ve kesinlikle birlikte olduğu kadına âşıktır “ dedi ve arkasından “ sen son günlerde çok fazla yerli dizi mi seyrediyorsun? “ diye sordu.

Gülümsedim ve sohbet ede ede yürümeye devam ettim.Kedilerinden, kıymetlim dediği eşinden ve eski arkadaşlarımızdan bahsettik...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 474
Kayıt tarihi
: 01.01.12
 
 

Balıkesir'de doğdu, İstanbul'da yaşıyor. Mühendis, kendine ait bir Tasarım Ofisi var. Ked..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster