- Kategori
- Güncel
Yasalar kayıp gören var mı?

Alıntı.
Ülkemin kadın manzaraları içimi acıtıyor.
İlk kadın, Van ın saray ilçesinden.
Adı Sıdıka, kocası tarafından şiddete maruz bırakılıyor.
Gazeteler ve haberlerden öğrendiğimize göre kocası kadının kulağını kesiyor.
Sıdıka ile empati kuruyorum, olmuyor, olmuyor, o ne düşünüyordu eşi hakkında aynı şeyi düşünemiyorum empati kuramıyorum.
Dönüyorum savcı ve hakimlere.
Onlar serbes bıraktı Sıdıka'nın kocasını, bir insanın vücudundan bir uzvunu kesmek ne demek?
Bunu yapan nasıl serbes kalır?
Sıdıka, korunma altında olmasa, bu vahşi yaratık sıdıkanın bir başka organını daha keserdi.
Adım gibi eminim.
Sıdıka'nın adına hukukçulara soruyorum, bizim ülkemizde yasa var mı? İnsan hakları var mı?
Kadın hakları var mı?
Reelde yok. Yasa kitaplarında bilmem kaçıncı kanunun bilmem kaçıncı maddesi diyorsunuz ya işte onları soruyorum size...
Karısının kulağını kesen bir erkek tutuklanmadan serbes bırakılıyor eşi davacı olmamış, mış mış...
Yine kadın.
Bu ayrı dava.
Suçları, Üzmez'e şemsiye ile vurmak.
15 yıla kadar hapis istemi ile yargılanacaklarmış.
Biri mağdur, diğeri fail :)
Mağdurun kulağı kesilmiş canı yanmamış ki, fail serbes kalmış.
Şemsiye ile vurmak uzuv kesmekten daha çok can yakmış ki, 15 yıl hapis ile yargılanacaklar.
Hani yasalar? Hani eşitlik? Hani hak hukuk?
Ben göremiyorum ondan, nerede hukuk diye soruyorum.
Gelecek kadınlarımız için daha kötü olacak.
Üst katta oturanlar değil mi kadını örtüye saklayan?
Altakilerde gördüklerini uygular, kadını kesip doğrar.
Ulusal bir kanalda Levent Kırca'nın skeci beni hem güldürdü, hem ağlattı.
İzlemeyenler için anlatayım.
Kırca, devlet dairesinde çalışan Atatürk fotoğrafı duvara asacak bir daireye asmaya kalkıyor odadaki memur burada yer yok asamazsın diye geri gönderiyor.
Memur elinde fotoğraf, diğer odaya geçiyor, tam asacakken elinde tesbih olan memur soruyor o ne? Asamazsın onu buraya deyip geri gönderiyor.
Atatürk fotoğrafını evine asmaya karar veriyor.
Yolda eve giderken polis çeviriyor, soruyor elindeki ne? Onu taşımak suç, sen ergenekoncu musun diye soruyor.
Elinde fotoğraf memur eve geliyor, eşi soruyor, bu ne?
Eşine vediği cevap. "Bu benim Atam. Fotoğrafı asacak yer bulamadım, duvarına astırmadı memurlar. Bu benim Atam, Başımın üstünde yeri var, ben halkım, diyor" Kırca.
Kara mizah hem güldürüp, hem ağlattı beni.Taşekkürler Sayın Kırca.
Bizim ünüversitelerimizde öğrenciler seçtikleri alanda eğitim alıyorlardır illaki
lakin kaldıkları evlerde, yurtlarda, imam olmayı öğreniyorlar asıl mesleklerinden önce.
Şimdiden sonra doktor muska yazacak.
Hukukçu kadıya soracak.
Kesilen parmağımız da acımayacak..
İlk kadın, Van ın saray ilçesinden.
Adı Sıdıka, kocası tarafından şiddete maruz bırakılıyor.
Gazeteler ve haberlerden öğrendiğimize göre kocası kadının kulağını kesiyor.
Sıdıka ile empati kuruyorum, olmuyor, olmuyor, o ne düşünüyordu eşi hakkında aynı şeyi düşünemiyorum empati kuramıyorum.
Dönüyorum savcı ve hakimlere.
Onlar serbes bıraktı Sıdıka'nın kocasını, bir insanın vücudundan bir uzvunu kesmek ne demek?
Bunu yapan nasıl serbes kalır?
Sıdıka, korunma altında olmasa, bu vahşi yaratık sıdıkanın bir başka organını daha keserdi.
Adım gibi eminim.
Sıdıka'nın adına hukukçulara soruyorum, bizim ülkemizde yasa var mı? İnsan hakları var mı?
Kadın hakları var mı?
Reelde yok. Yasa kitaplarında bilmem kaçıncı kanunun bilmem kaçıncı maddesi diyorsunuz ya işte onları soruyorum size...
Karısının kulağını kesen bir erkek tutuklanmadan serbes bırakılıyor eşi davacı olmamış, mış mış...
Yine kadın.
Bu ayrı dava.
Suçları, Üzmez'e şemsiye ile vurmak.
15 yıla kadar hapis istemi ile yargılanacaklarmış.
Biri mağdur, diğeri fail :)
Mağdurun kulağı kesilmiş canı yanmamış ki, fail serbes kalmış.
Şemsiye ile vurmak uzuv kesmekten daha çok can yakmış ki, 15 yıl hapis ile yargılanacaklar.
Hani yasalar? Hani eşitlik? Hani hak hukuk?
Ben göremiyorum ondan, nerede hukuk diye soruyorum.
Gelecek kadınlarımız için daha kötü olacak.
Üst katta oturanlar değil mi kadını örtüye saklayan?
Altakilerde gördüklerini uygular, kadını kesip doğrar.
Ulusal bir kanalda Levent Kırca'nın skeci beni hem güldürdü, hem ağlattı.
İzlemeyenler için anlatayım.
Kırca, devlet dairesinde çalışan Atatürk fotoğrafı duvara asacak bir daireye asmaya kalkıyor odadaki memur burada yer yok asamazsın diye geri gönderiyor.
Memur elinde fotoğraf, diğer odaya geçiyor, tam asacakken elinde tesbih olan memur soruyor o ne? Asamazsın onu buraya deyip geri gönderiyor.
Atatürk fotoğrafını evine asmaya karar veriyor.
Yolda eve giderken polis çeviriyor, soruyor elindeki ne? Onu taşımak suç, sen ergenekoncu musun diye soruyor.
Elinde fotoğraf memur eve geliyor, eşi soruyor, bu ne?
Eşine vediği cevap. "Bu benim Atam. Fotoğrafı asacak yer bulamadım, duvarına astırmadı memurlar. Bu benim Atam, Başımın üstünde yeri var, ben halkım, diyor" Kırca.
Kara mizah hem güldürüp, hem ağlattı beni.Taşekkürler Sayın Kırca.
Bizim ünüversitelerimizde öğrenciler seçtikleri alanda eğitim alıyorlardır illaki
lakin kaldıkları evlerde, yurtlarda, imam olmayı öğreniyorlar asıl mesleklerinden önce.
Şimdiden sonra doktor muska yazacak.
Hukukçu kadıya soracak.
Kesilen parmağımız da acımayacak..