​ Yaşam anahtarı / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '08

 
Kategori
Deneme
 

Yaşam anahtarı

Yaşam anahtarı
 

Nefes yaşamımızın ilmiği, varoluşumuzun en temel gerekliliği.. Çoğu kez önemi unutulan, yokluğuna alışılamayacak tek hazine.. Diğer bir deyişle, ' nefes yoksa yaşam da yok', bir canlı için bundan öte bir şey var mı?
İlk nefes.. Varoluş yolculuğunun başlangıcı. Anne karnında sıvı ile dolu ciğerlerin ilk nefeste hava ile dolduğu ana, bir canlının yaşam uğruna attığı bu ilk adıma tanık olmanın uyandırdığı hisleri kelimelere dökmek zor olmalı..

Nefesimiz yaşadığımız en ufak şokta, travmada, korkuda, acıda kendini gösteriyor. Kızdığımızda nefes alıp verişimiz değişiyor. Ağlamamak için kendimizi zor tuttuğumuz anlarda nefesimizi kullanarak kendimizi kontrol etmeye uğraşıyoruz.Gülmemek için kendimizi zor tutuyor, sessiz kalmaya çalıştığımızda ise nefesimizi yavaşlatmaya çalışıyoruz. Ancak hayatın akışında nadirde olsa bir an geliyor, derin bir nefes alıp gülümsüyor, huzur buluyor ve varolduğumuzu hatırlıyoruz.Yaşadığımızı itiraf ediyor, her nefesimizin ne kadar önemli olduğunun farkına varıyoruz. Çoğumuzun biran bile durup üzerinde düşünmediği nefes mucizesi, edebiyatta pek çok esere konu olmuş.Örneğin Ziya Osman saba ölmek üzere olduğunu öğrendikten sonra, nefes almanın eşsiz mutluluğunu dile getirir, dizelerinde..

Nefes almak, içten içe, derin derin,
Taze, ılık, serin,
Duymak havayı bağrında.

Nefes almak, her sabah uyanık.
Ağaran güne penceren açık.
Bir ağaç gölgesinde, bir su kenarında.

Üstünde gökyüzü, ufuklara karşı.
Senin her yer: Caddeler, meydan, çarşı...
Kardeşim, nefes alıyorsun ya!

Koklar gibi maviliği, rüzgârı öper gibi,
Ananın südünü emer gibi,
Kana kana, doya doya...

Nefes almak, kolunda bir sevgili,
Kırlarda, bütün bir pazar tatili.
Bahar, yaz, kış.

Nefes almak, akşam, iş bitince,
Çoluk çocuğunla artık bütün gece,
Nefesin nefeslere karışmış.

Yatakta rahat, unutmuş, uykulu,
Yanında karına uzatıp bir kolu,
Nefes almak.

O dolup boşalan göğse...
Uyumak, sevmek nefes nefese,
Kalkıp adım atmak, tutup ıslık çalmak.

Sürahide, ışıl ışıl, içilecek su.
Deniz kokusu, toprak kokusu, çiçek kokusu.
Yüzüme vuran ışık, kulağıma gelen ses.

Ah, bütün sevdiklerim, her şey, herkes...
Anlıyorum, birbirinden mukaddes,
Alıp verdiğim her nefes

Nefes almak, içten içe, derin derin,
Taze, ılık, serin,
Duymak havayı bağrında.

Nefes almak, her sabah uyanık.
Ağaran güne penceren açık.
Bir ağaç gölgesinde, bir su kenarında.

Üstünde gökyüzü, ufuklara karşı.
Senin her yer: Caddeler, meydan, çarşı...
Kardeşim, nefes alıyorsun ya!

Koklar gibi maviliği, rüzgârı öper gibi,
Ananın südünü emer gibi,
Kana kana, doya doya...

Nefes almak, kolunda bir sevgili,
Kırlarda, bütün bir pazar tatili.
Bahar, yaz, kış.

Nefes almak, akşam, iş bitince,
Çoluk çocuğunla artık bütün gece,
Nefesin nefeslere karışmış.

Yatakta rahat, unutmuş, uykulu,
Yanında karına uzatıp bir kolu,
Nefes almak.

O dolup boşalan göğse...
Uyumak, sevmek nefes nefese,
Kalkıp adım atmak, tutup ıslık çalmak.

Sürahide, ışıl ışıl, içilecek su.
Deniz kokusu, toprak kokusu, çiçek kokusu.
Yüzüme vuran ışık, kulağıma gelen ses.

Ah, bütün sevdiklerim, her şey, herkes...
Anlıyorum, birbirinden mukaddes,
Alıp verdiğim her nefes

Günlük yaşamda durmadan alıp verdiğimiz bu yaşam anahtarımız, bir kaç nefeslik de olsa durup düşünmeyi hak etmiyor mu?

 
Toplam blog
: 125
: 885
Kayıt tarihi
: 20.04.07
 
 

Tıbbi sekreterim aynı zamanda edebiyatla meşgulüm ..