​ Yaşam aynasında düşüyle gerçeğiyle İnsan / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '14

 
Kategori
Deneme
 

Yaşam aynasında düşüyle gerçeğiyle İnsan

Yaşam aynasında düşüyle gerçeğiyle İnsan
 

Çoğumuz, çoğu kez koşulların bizi götürdüğü yerdeyiz.


Kalabalık şehirlerde yaşları, işleri, doğruları, eğrileri farklı insanlara; önünü görenlere, görmeyenlere; ne yaptığını bilenlere, bilmeyenlere kısacası her konumda insana rastlarsınız.

Sürükleyenlere ve sürüklenenlere rastlarsınız.

Okumuş yazmışlara da rastlarsınız, okumamış yazmamışlara da.                    

Dindarlara ve dinden uzaklara, insanlara güvenenlere, güvenmeyenlere, dürüstlük konusunda aşırı titiz olanlara ve dürüstlüğü umursamayanlara rastlarsınız.  

Her yaştan, her ruh halinden, her ekonomik düzeyden insana rastlarsınız.

Onlar işyerlerinde, evlerde, bahçelerde, caddelerde, dükkânlarda, kahvehanelerde, parklarda, kafelerde, sinemalarda, kitapçılarda, lokantalarda, inşaatlarda, okullarda, hastanelerde ve diğer yerlerdedirler.

Onları çalışıyorlardır, dinleniyorlardır, uyuyorlardır, sosyalleşiyorlardır, iş kovalıyorlardır, her anlamda sorumluluklarını yerine getiriyorlardır, eğitiyor, eğitiliyorlardır, sağlık hizmeti veriyor, alıyorlardır, dedikodu yapıyorlardır, iyi ya da kötü işler için planlar kurup hayata geçiriyorlardır.

Kendi işlerine bakıyor ya da birbirleri ile uğraşıyorlardır.

Birbirlerine omuz verip yükseltiyor ya da birbirlerinin kuyusunu kazıyorlardır.

Onlar, aile bağlarıyla, işyeri bağlarıyla, meslektaşlık bağlarıyla, komşuluk, örgüt, cemaat, dernek, kurum, aşiret, yurttaşlık bağlarıyla, evlilik, arkadaşlık bağlarıyla birbirlerine bağlıdırlar ve o bağlar nedeniyle de sakin ve fırtınalı havalarda denizde bulunan bir tekne gibi diğer insanlardan etkilenmekte, sarsılmakta, kayalara çarpmakta, günü gelince de sakinleşmektedirler.

Evlerindeki hasta çocuklarını, anne babalarını, özürlü aile bireylerini bir şekilde taşıyanları, taşınanları vardır.  

Maddi durum çok çok önemlidir. Herkesin maddi durumu bir değildir. Pek çoğu ekonomik fırtınalarla baş etmeye çalışırken yıpranır, hastalanır, tutunamayacak hale gelmiş olanlar yaşamdan koparlar.

Kısacası, her birimiz her an yaşamın bir yerindeyiz.

Doğru ya da yanlış bir yerindeyiz.

Çoğumuz, çoğu kez koşulların bizi götürdüğü yerdeyiz.

Çoğumuz ne kadar doğru bir yerde olduğumuzun farkında bile değiliz.

Doğru ya da yanlış, iyi ya da kötü, yapmakta olduklarımız an be an yaşamlarımızın gerçeği haline dönüşür, durur.

Hâlbuki başka pek çok şey gibi içinde çok sayıda değişken olan insan yaşamının sonsuz sayıda farklı akış olasılığı da var.

O akış olasılıklarının içinde çok daha mükemmel olanları ve çok çok daha kötü olanlar da var.  

Bizler her zaman birer satranç taşı konumundaki değişkenlerle doğru biçimde oynayarak,  özenle ve ayrıntılı düşünerek planlayarak, bir sıraya koyarak doğru ve verimli hedeflere yönelerek bu akışı etkileme şansına sahibiz.

Zamanımızı, maddi kaynaklarımızı, beyin ve beden enerjimizi bilinçli bir şekilde kullanarak bu dünya sahnesinde kaliteli bir oyunu en iyi bir şekilde oynamayı seçebilir ve gerçekleştirebiliriz.

Yani çoğumuzun yapmayı aklımıza bile getiremediğimiz, gerçekte yapabilecek potansiyele sahip iken yapamadığımız, yapmadığımız şeyler var. Bakıp görmediğimiz için, özgüven ile ve sistemli, direngen bir tavırla üzerine gitmediğimiz için asla gerçekleşmeyen şeyler var.

Sistemli uzun ya da kısa bir eğitimle uzanabileceğimiz daha yüksek dallar var.

Yapılmaları halinde yaşamlarınızın ciddi oranda anlam kazanacağı, ışıltılı meyveler vereceği şeyler var.

İnsanlığın başlıca sorunlarından biridir bu.

İnsan aklımızı, yüreğimizi yani bizi durduran, engelleyen, karartan, kirleten gündelik baskılardan kurtulup özgürleşemeyiz. O baskılardan uzaklaşıp, sakinleşip en doğru yollara yönelemeyiz. O yollarda yürürken gereken sorumlulukları üstlenip bugün elde ettiğimiz mutluluğun, maddi ya da maddi olmayan kaynakların çok daha fazlasına iç huzuruyla, dengeleri düzenleri hırpalamadan ulaşamayız.

Sorun, o yapabileceğimiz ve yapmamız gerekenleri göremememiz, planlayamamamız ve yapamamamızdır.

Yani yapılması olasılığından söz ettiğimiz pek çok güzel şey aslında kocaman bir düşten ibarettir.

Okumuşumuz da, cahilimiz de, beceriklimiz de, beceriksizimizde, sıkıntıda olanımız da, rahatımız da, hırslımız da, kaygısızımız da, biz insanlar genel anlamda yapıp başarabileceklerimizin en iyisini ne görebiliriz, ne de yapabiliriz. Sadece görüp yaptığını zannedenlerimiz olabilir.

Görmediğimiz için, planlamadığımız için, sonuçta neler elde edebileceğimizi bilmediğimiz için yapamayız.

Büyük bir çoğunluğumuz gündelik yaşamın rüzgârlarıyla savrulur dururuz.

Aynı işte, aynı şehirde, aynı kafa ve inançla, aynı merak ve hobilerle, aynı borçlar ve olmazsa olmazlarla yaşar dururuz.  

Sonunda bir gün o siyah çarşafını gözüne indirmiş, elinde tırpan bulunan kişi gelir ve kapımızı çalar.

Öteki tarafa giderken bu dünyada ne bırakabilmişsek o kalır.

Gerçekte bırakabileceklerimizden çok çok azı kalır.

 

20.09.2014 22:47 

 
Toplam blog
: 284
: 245
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..