- Kategori
- Aşk - Evlilik
Havada aşk kokusu var

Havada aşk kokusu hep var.
Kim demiş yolun ortasını geçmiş olanlar aşktan anlamaz diye!
Aşkı en iyi onlar bilir.
Yani övünmek gibi olmasın ama tam da öyle.
Bu şekilde kesin söyleyeyim ki şüpheli olanlar o yanlış fikirden uzaklaşsınlar.
Çünkü “bunların işi bitmiş, bunlar aşktan maşktan anlamazlar” diye düşünenler genellikle olaya duygusal ve şüpheci yaklaşanlardır.
Onlar daha genç kuşaktırlar ve aşkı sadece kendilerinin bildiğini zannederler.
Onlar ileri yaşlardaki insanların dökülmüş saçlarına, ileri doğru fırlamış göbeklerine, zaman zaman ihmalden uzamış bir günlük, iki günlük sakallarına bakar ve aşkı o insanlara yakıştıramazlar.
Hani sorsanız, “bunun her yeri aşk olsa ne yazar” derler.
Oysa durum hiç de onların zannettiği gibi değildir.
Çok yaşlıları demiyorum ama o orta yaşı geçmiş olan insanlar sözünü ettiğim kuşağın geçmekte olduğu yolu çoktan geçmiş olsalar da, etkilerini henüz üzerinden atamamış insanlardır.
Aşkın tadını henüz damağında hissedenlerdir.
Peki, çok yaşlıları niye bu işin dışında bırakıyorum? Hani “ortayı yeni geçmiş olanlar aşkı bu kadar mükemmel biliyorlarsa yaşlılar bilmez mi? Onlar çok daha mükemmelini bilir” diyenler de olacaktır kuşkusuz.
Bence de, yaşlılar da bütün o yolları kendi dönemlerinde dolaşmış oldukları için çok iyi bilirler.
Bilirler lakin onların aşk hamamları artık soğumaya yüz tutmuştur. Öyle olunca da pek çoğu ya unutmuştur ya da artık aldırmaz olmuştur.
Onlar yaşlılıkla birlikte gelen türlü başka şeyle meşguldürler. Artık gözlerinde, dizlerinde, kulaklarında sorunlar başlamıştır.
Bir kısmı çoluk çocuk evlenip gidince yalnız kalmıştır.
Kimileri camileri, kimileri kulüpleri, kahvehaneleri, oyun salonlarını mesken edinmiştir.
Aşk hayatlarından da, gündemlerinden de çıkmıştır.
Ama orta yaş, orta yaşın biraz üzeri için aşk henüz sıcak bir şeydir. Yapıp yaşadıklarını, görüp işittiklerini henüz unutmamışlardır. Eğer varsa kendi yaşamlarında bir şeyler, tadı henüz damaklarındadır.
Onlar havadaki aşk kokusunu hemen alırlar.
Karşı masada oturup kendilerini kesmekte olan karşı cinsten insandan da alırlar, o duyguyu yaşamakta olan üçüncü kişilerden de.
Belki görmezden gelirler, anlamamış gibi yaparlar ama kesinlikle hem görür, hem anlarlar.
Aşk kokusu etkili bir kokudur ve ortayı henüz geçmiş olanların burnu da henüz koku alabilecek durumdadır.
Onlar gençliklerinde yaşadıkları, yaşandığına tanık oldukları olayları bütün ayrıntıları ile anımsamaya devam ederler.
Yılları birbirine karıştırırlar, çocuklarının, torunlarının adlarını unuturlar ama aşkı unutmazlar.
Onlar eğer içsel ya da dışsal nedenlerden ötürü işin ucunu bırakmamışlarsa, kestirip atmamışlarsa aşık bile olurlar.
Hani bizde el alem “yuh yahu adama / kadına bakın yaşını başını almış aşk peşinde koşuyor” der ya, bu sıkıntımız yaygındır ya!
Ondan çekinir kendilerini ifade edemezler.
Hatta çoğu, sırf buna benzer nedenlerden ötürü gençliğinde de sevdiği, tutulduğu karşı cinsten birine kendini açamamış olur. O gizli sevdalar, o özel yüreklerde soğumamış bir kor gibi yaşar durur.
Sırası gelmişken, yaşlılar da her ne kadar artık aşkı konuşmuyor olsalar bile o tarz aşkları ölünceye kadar hem hisseder, hem anımsarlar. Belki konuşmazlar, konu etmezler ama vardır yüreklerinin uzak köşesinde o aşkların ışıkları loş kılınmış gizli köşeleri.
*
Havada aşk kokusu hep var. Her mevsimde var.
Evet, bahar duyguların coştuğu mevsimdir ama diğer üç mevsim de bu anlamda yetim değildir.
Hiç konuşulmayan sonbahar güzel bir aşk mevsimidir.
Ekinlerin toplandığı tarlalarda, hafiften soğuyan havayla birlikte insanların kentlerde içine sığındığı kafe ve benzeri yerlerde ne etkileşimler olur!
Bahar vakti süt sağımı için sürünün olduğu yere taşınıp duran berivanlarla çobanların etkileşimleri gibi.
Sonbaharda okullar açılır, öğretmenler ülkenin dört bir yanına yayılır, gençler sınıfları doldurur. Şehirler, bölgeler, işyerleri değiştirilir.
Özellikle gençler için aşk kurtulması kolay bir şey değildir. Beklenmedik bir arının gelip insanı sokması gibi iğnesini batırır ve insanı pervaneye çevirir.
Okulda, bahçede, sokakta, kafede alınan aşk mikrobu evde, yalnızken daha da azar. Her kime bulaşmışsa onun planlarını alt üst eder. Pek çok şeyin tadını, tuzunu kaçırır. Bitirilmesi gereken işler bitmez, gidilmesi gereken yerler gidilmez olur.
Hastaneler, sağlık kuruluşları her mevsim yoğundur, sonbaharda bu yoğunluk artar. Yoğun cerrahi müdahalelerle meşgul olanlar hariç, hastası, hastalığı olanlar da o ilaç kokan ortamlarda aşkın kokusunu bulup izleyip nadiren de olsa yakalayabilirler.
Kış mevsimi de insanların sık sık kapalı mekânlarda bir araya gelmesini sağlayarak aşkı canlı tutar.
Baharı saymıyoruz. İnsanlar için doğum günü ne ise aşk için de bahar odur.
Aşkı bu mevsimde sadece insanlar yaşamaz. Çiçeklenen ağaçlar, kırlarda, bağlarda, bostanlarda boy gösteren her renkten bitki, dağlardan gümbür gümbür akıp gelen nehirler, kuşlar, kelebekler, denizlerdeki balıklar ve bilinen bilinmeyen tüm diğer canlılar yaşar.
Yaz ayları da aşk için başka bir dönemdir. Evet, doğru bildiniz, yaz aşkları. Kimisi uzun sürecek beraberliklere temel olan, kimi de saman alevi gibi yanıp sönen aşklar.
Tatil yörelerinde, tur seyahatlerinde, yazlıklarda bir araya gelen insanların çeşitli etkileşimleri.
Aşk havada hep var.
Konuşulsa da, konuşulmasa da insanların bir arada olduğu yerlerde var.
Kentlerde, köylerde; yakınlar ve uzaklar arasında hep var.
“Hadi canım sen de, ben bu yaşıma geldim öyle bir şey ne yaşadım ne de yaşandığına inandım” diyenler olsa da var.
Onlar ki, sayıları da hiç az değil.
Olsun, lütfen onlar kusura bakmasınlar. Aşk onlara rağmen var.
Ve, bu konuda ihmal edilmemesi gereken bir uyarımız da var.
Sahte aşk hikâyeleri ile insanları kandırıp ortada bırakanlar, gerçekte hissetmedikleri aşkı bir aktör gibi yaşıyor gibi gözükenler de ne yazık ki az değil.
Her şeyin sahtesi için Çin adres gösterilse de, aşkın sahtesi ne yazık ki her yerde var. Kimi zaman çok özel yürekleri açan sahte anahtarlar da maalesef var.
Havada aşk kokusu hep var.
Her zaman, her zeminde var.
20.09.2014 08:36