- Kategori
- Gündelik Yaşam
Yaşam kırıntıları...

Sahilde güneşin deniz üstünde oluşturduğu pırıltılara dalıp gitmiştim. Daha yaz gelmemişti. Belki de güneşin varlığını hissettirdiği her an yazdı. Mevsim ne olursa olsun enerji kaynağı güneş için ne fark ederdi. Onun hiç hep sıcak değil miydi zaten. Kulağımda Teoman’ın Aşk Kırıntıları şarkısı ile birlikte acaba etrafımda iyi ayaklı güneşler de var mı diyordum kendi kendime. O aşk kırıntılarından bahsediyordu bense güneşin deniz üzerindeki pırıltılarının içinde “yaşam kırıntılarımın” izlerini aramakla meşguldüm. Hayat hikâyemdeki aşk kırıntılarım da hep böyle yalnız anlarımda beni bulurdu zaten… Hayat hikâyelerimizin başrol kahramanları değilmiyiz? En azından her birimize bahşedilmiş birer başrol var bu dünyada. Kim ne derse desin yönetmenliğini de üstlenmeye aday olduğumuz başrollerimiz.
Güneş ne kadar ısıtırsa ısıtsın yine parmaklarım üşüyordu her zamanki gibi. Aslında ellerimi havaya kaldırıp güneşten ısıtmam gerekmez miydi parmaklarımı. Ama yazı yazmakla uğraşırken parmaklarımı güneşten ısıtmak aklıma bile gelmiyordu. Sadece biraz daha dayanıp bir an önce yazımı bitirmek için çabalıyordum. Tıpkı her birimizin işlerimize gömülüp kalplerimizi aşk ve sevgi ile ısıtmayı unuttuğumuz gibi. Gönlünüzü en son ne zaman beslemiştiniz? Bir şarkı veya film ile ya da "seni seviyorum” diyerek. “Seni seviyorum” ister aşkınıza ister kardeşinize ya da annenize demek. En son ne zaman gönlünüzü ısıtmıştınız? Baya bir zaman oldu mu! İşlerinizi beyninizle çözmek ve ilerletmek isterken kalbinizden geçenleri ne zamandır erteliyorsunuz? Evet, insançocukları ne zaman hayat hikâyelerimizin yönetmenliğini ele alacağız dersiniz?
Parmaklarımın üşümesi biraz azalmıştı. Nede olsa içimdeki güneş onları ısıtmaya başlamıştı yavaş yavaş… Birden bir mum alevinden nasıl tüm vücudumu ısıttığım aklıma geldi. Evet, sadece bir mum alevi bile sizi ısıtabilecek enerjiyi içinde barındırır. Yeter ki onun gücüne inanın. Tüm hücrelerinize tek tek ulaşmasına izin verin yeter. Avuçlarımı güneşe açtığımda gelen sıcaklığı hissettim tüm hücrelerimde. Davetkâr bir şekilde beni kendisine çekiyordu. Tek yapmam gereken ona kendimi teslim etmek ve onun enerjisini benimle paylaşmasına izin vermekti...
Her birimizin etrafı güneşle çevrili aslında ama hepimiz iş güç derken yaşam kırıntılarımıza gizlenmiş sıcaklığın farkına varmadan hayatlarımızı sürdürüyoruz. Aslında güneşi fark etmek için emekliliğimizi beklemek ve yaşamımızın son dönemine sıkıştırmak en büyük hatamız. Her dakikamızı güneşle birlikte geçirmek bizim elimizde değil mi? İster bir arkadaşınızla ister ailenizle ya da sevgilinizle… Tek yapmanız gereken yaşamınızı paylaşmak ve bir sonraki güne hayat hikâyelerinizdeki yaşam kırıntılarından bir demet oluşturmak…
Sonsuz…