Yaşam koçu mu psikolog mu? / Kişisel Gelişim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Eylül '13

 
Kategori
Kişisel Gelişim
 

Yaşam koçu mu psikolog mu?

Yaşam koçu mu psikolog mu?
 

Psikolog ve yaşam koçu arasındaki farkları bilmekte yarar var.


Yaşam koçlarına karşı çıkan güçlü bir kesim, onların psikologların işlerini yapmaya çalışan "çakma psikologlar" olduklarını düşünür. Yaşam koçluğuna karşı bu sebepten ötürü büyük bir önyargı vardır. Halbuki yaşam koçluğu hakkında yurtdışında akademik araştırmalar yürütülmekte, bir branş olarak incelenmektedir. Türkiye'de de kısa süre önce artık meslek olarak kabul edilmiştir. Bu yazımın amacı, her iki alanda da bilgi sahibi biri olarak ikisi arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları elimden geldiğince anlatmak. Hem yaşam koçluğuna karşı önyargıları azaltmak için, hem de bunu denetleyen bir kurum olmadığından uygun bir eğitim almadan ortaya çıkabilen bilinçsiz yaşam koçlarının nerede durmaları gerektiğini bilmeleri açısından, yaşam koçluğunun sınırlarının net bir şekilde çizilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Öncelikle yaşam koçluğunun temelinde (burada bazen yaşam koçluğu ile birlikte kullanılan NLP, kuantum vb konuları şimdilik sade yaşam koçluğundan ayrı tutuyorum) psikoloji ve davranış bilimleri vardır. Hatta yaşam koçluğu yurt dışında bazı akademisyenler tarafından pozitif psikolojinin bir alt dalı olarak kabul edilir. Aktif dinleme, empati kurma, yansıtma yapma ve soru sorma gibi terapilerde de kullanılan yöntemler ile sırtını psikoloji bilimine dayandıran araçlar ve modeller kullanılır. Carl Rogers'ın Kişi Odaklı Yaklaşımı, Farkındalık ve Kabulleniş Terapisi, Gestalt, Bilişsel ve Davranışçı kuramlar yine yaşam koçluğunun temelini oluşturur. Her ikisinde de danışana (ya da müşteriye) fazla müdahale edilmez, “akıl verilmez”.

Koçluk görüşmelerinde, görüşmenin başında belirli bir konu üzerinde sözel bir kontrat yapılır. Koçluğun amacı herhangi bir konuda netlik kazanmak, bir yön belirlemek, hedef bulmak ve bu hedefe nasıl ulaşılacağını keşfetmek olabilir. Psikolojik görüşmelerde ise kişinin günlük yaşamına, yaşam kalitesine ve işlevselliğine olumsuz etki eden bir problem tezgaha yatırılır. Psikolog ya da terapist sorularıyla sorunun temeline inmeye; konuyu katman katman soyarak problemin kaynağını bulmaya çalışır. Aldığı eğitimler sayesinde probleme nasıl müdahale edeceğini bilir ve sorunu kökünden çözer.

Yaşam koçluğunda ise bir konu belirlenir ve doğrudan çözüme odaklanılır. Bir hedef konur ve yaşam koçu hedefe en kısa yoldan götürür, bunun için danışanını harekete geçirir, motive eder ve istikrar sağlar. Geçmişe odaklanmaz, geleceğe dönüktür. “Neden”lerden çok “nasıl” sorularını sorar.

Bir örnek vermek gerekirse: Çok mutsuz olduğunu söyleyen bir danışana bir psikoloğun soracağı soru muhtemelen, "Böyle hissetmene sebep olan ne?"dir. Yaşam koçunun soracağı muhtemel soru ise: "Mutlu hissetmek için neye ihtiyacın var?"dır. Mutsuzluğun sebebini deşmediği, doğrudan çözüme odaklandığı için yaşam koçluğu daha hızlı ve pratiktir, çabuk sonuç verir. Terapi süreci daha derin olduğu için ağır ilerler, sorunu kökünden çözebilecek olsa da sonuca ulaşması zaman alır ve sabır ister. Birçok danışan ve hasta, sabırsızlıklarından ya da sorunu deştikçe kendilerini daha çok mutsuz hissetmekten korktuklarından uzun süre terapiye devam etmek istemeyebilir, yarıda bırakabilirler.

Şimdi bu örneğe devam etmeden önce yaşam koçluğu ve psikoloji arasındaki en temel farktan söz edelim. Yaşam koçluğunun bilimsel tanımı: "... koçun, normal (klinik bir rahatsızlığı olmayan) bireylerin kişisel ve/veya profesyonel hayatlarında yaşam tecrübesini artırmaya ve hedeflerine ulaşmaya yardımcı olduğu, çözüm odaklı, sonuca yönelik, ve sistematik bir süreç" olarak kabul edilir (Grant, 2003). Burada "klinik bir rahatsızlığı olmayan birey" tanımı kilit noktasıdır. Bunun anlamı, halk arasında söylendiği şekilde, psikolojik rahatsızlığı olmayan'dır. Yani depresyon, panik atak, obsesif kompulsif bozukluk, kişilik bozuklukları vb durumlar. Bu tanıma göre yaşam koçu, hiçbir şart ve koşul altında klinik durumu olan bir bireye müdahale edemez! Böyle bir müdahalede bulunabilmek için psikologların bile dört yıllık lisans eğitiminin üzerine alması gereken eğitimler vardır. İşte bu sebepten ötürü yaşam koçluğu yalnızca kişisel gelişim sektöründe sınırlıyken, psikologlar sağlık alanında hizmet verir.

Deminki örneğe geri dönecek olursak, burada kişinin mutsuz hissetmesinin sebebi depresyon gibi bir durumsa, yaşam koçluğu yetersiz kalacaktır. Belki danışana kısa süreli bir çözüm bulabilir, ama yaklaşımı yüzeysel kalacak, çözüm kalıcı olmayacaktır. Burada etik kurallarını benimsemiş bir yaşam koçu zaten depresyon benzeri bir durum sezmişse, müdahale etmeyip bir uzmana yönlendirir. Ama kişinin mutsuzluğu bakış açısını değiştirmesi, farkındalık kazanmasıyla çözülecek yapıdaysa, klinik bir kaynağı yoksa, yaşam koçu burada harikalar yaratabilir. Kişinin bakış açısını ve düşünce yapısını daha adaptiv, daha yapıcı olacak şekilde değiştirmesi, bilişsel terapilerde de hedeflenen şeydir zaten ve yaşam koçluğu bunu yapmada çok başarılıdır.

Daha konuşulacak çok şey olsa da yaşam koçluğunun psikolojiden ayrılan taraflarını ve benzerliklerini elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Dünyada yaşam koçluğunu denetleyen ICF (Uluslararası Koçluk Federasyonu) ve IAC (Uluslararası Koçluk Derneği) gibi kurumlar var. Bu kurumların onayladığı yerlerde eğitim alan yaşam koçları zaten koçluk etiğini benimsemiş, koçluğun sınırlarının bilincinde olan kişilerdir. Fakat ne yazık ki Türkiye'de koçluğu denetleyen bir kurum olmadığı için kişisel gelişim kitaplarıyla kendi kendilerini eğitmiş, kendi kendilerini koç ilan etmiş kişiler de ortaya çıkabiliyor. Danışanlar koçlarını iyi araştırmalı, ICF ya da IAC onaylı sertifikaları olup olmadığını sormalılar.

Son olarak ben bütün bilinçli yaşam koçlarının temel bir psikopatoloji eğitimi almaları gerektiğini düşünüyorum. Ne kadar bilinçli olurlarsa olsunlar, nelere dikkat etmesi gerektiğini bilmeyenler psikolojik bozuklukları fark edemeyebilirler. O yüzden en azından hangi ipuçlarına dikkat etmeleri gerektiğini bilecek kadar bilgi sahibi olurlarsa, gerektiğinde danışanlarını uzmanlara yönlendirebilirler. Danışanların da bu konuda bilinçli olmalarında fayda var. Ne yazık ki toplulumuzda psikologlara hâlâ "deli doktoru" gözüyle bakıldığından psikoloğa gitmek bir zayıflık olarak algılanabiliyor, dolayısıyla kişi psikoloğa ihtiyacı olsa bile yaşam koçlarına yönelebiliyor.

Bilinçli, bilgili ve önyargısız olmanız dileğiyle

E. Buse Pehlivan

Psikolog ve Yaşam Koçu

Kaynak

Grant, A.M. (2003). The impact of life coaching on goal attainment, metacognition and mental health. Social Behavior and Personality, 31 (3), 253-264.

 
Toplam blog
: 11
: 1310
Kayıt tarihi
: 01.09.13
 
 

2012 yılında ODTÜ KKK Psikoloji bölümünü birincilikle bitirdim. Öğrenim hayatım boyunca çok değer..