- Kategori
- Doğal Hayat / Çevre
Yaşamak veya yaşadığını zannetmek..!

Çocukluğum Bayburt' un şirin bir köyünde geçti. Kış mevsiminin 7 ay sürdüğü ve bembeyaz karın bir örtü gibi herşeyi örttüğü o sıradışı yılları bile dün gibi hatırlıyorum. Kışın esen ve kulağınıza tatlı bir ıslık gibi çarpan o fırtınalar yok mu..! En güzel ve en deliksiz uykularımı hep bu anlarda uyurdum. Ya sabah kalkınca akşamki fırtınanın neden olduğu evin giriş kapısının tamamen kapanmış halini görünce küçük çocuk yüzümde beliren o tatlı gülümsemeler hala çok canlı. Ya ilkbahar? Her yerin tarifsiz bir yeşil rengine boyandığı, çiçeklerin açılıp yeniden dirilmeyi müjdelediği bu mevsimde içim içime sığmazdı. Babamla beraber gittiğimiz mantar toplama gezileri ayrı bir neşe kaynağıydı. Ben on metrelerce uzaktan gördüğüm kar gibi beyaz mantar yığınlarının yanına son sürat koşarken sevgili babam beni takip eder ve bana seslenirdi:
-Ben gelmeden koparma, olmuş olanları alacağız. Küçüklerine dokunma..!
Ya bahar mevsiminde etrafı saran o güzel tarifsiz kokular. Hele bir tatlı rüzgar varsa ki yüzünüze çarpan ve bu CENNET kokularını size bolca sunan kendinizden geçersiniz. Rüzgar yüzünüzü okşayıp,ciğerleriniz temiz havayla dolarken içinizden:
-İşte yaşamak bu..!
dersiniz. Yaz mevsimine geldiğinizi dönüp çimenlere, otlara bile bakarak kolayca anlayabilirsiniz. Tüm herşey gözünüzün önünde oluverir. Yaz mevsimidir, çok sıcaktır. Ancak bir ağacın altına kendinizi bıraktınız mı birden dertleriniz bitiverir. Sonbahar ayrı bir güzel olur. Zaman zaman esen soğuk rüzğarlar bunun arkasından neyin geleceğinin sinyalini verir. Yere düşen sarının ve turuncuya çalan değişik bir rengin farklı tonlarındaki binlerce yaprak ayrı bir güzel tablo oluşturur. Derken tekrar kış kapınızı çalar.
Doğa bu uzun döngüsü içerisinde sürekli dönüp dolaşırken ona bakan siz yaşadığınızı hissedersiniz.
"Yaşamın güzelliklerini kaçırmadan yaşadığınızı anlarsınız..!"
Şu an Adapazarı' ndayım. Üstteki fotoğrafta burada yaşayan anne-babamın (kayınpeder-kayınvalide) oturduğu evin bahçesinde çekildi. Ve size bir itirafta bulunayım. Bahçedeki ağaçlara ve çiçeklere bakınca mevsimin ilkbahar olduğunu yeni anladım. O ana kadar bugün takvimde bir yapraktan ibaret, sıradan bir gündü. Hayatın ancak bu kadar farkındaydım. Oysa mevsim ilkbahardı, her yer yemyeşil, taptaze. Bunu maalesef şu an anlayabilmiştim.
Büyük şehir sevdasıyla, çoğunlukla da zorluklar ve zorunluluklar nedeniyle katlandığımız sözüm ona "Modern Yaşam Tarzında" pek çoğumuz aslında yaşamıyor, sadece yaşadığımızı zannediyoruz.
Hoşcakalın..!