Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '14

 
Kategori
Kişisel Gelişim
 

Yaşamaya devam...

Yaşamaya devam...
 

Günaydın arkadaşlarım…

Nasılsınız?

Beni sorarsanız bendeniz gayet iyiyim…

Bugün benim çok özel bir gün; sevgili oğlum Yetkin’in 5. yaş günü ve dolayısıyla benim baba oluşumun da!

Yıllarca baba olmaya cesareti olmamış biri olarak oğlumun ilk dünyaya geldiği 06 Mayıs 2009 gününü unutamam! Doktorumuz Necdet beyin kollarında 15 dakika ağladığımda adamcağız ne yapacağını şaşırmıştı! “Anıl bey bu sevinçli bir durum!”. Evet, ben de zaten sevincimden ağlıyordum!

Ağlamayan erkek problemlidir. Ağlamayan erkek, çok içli bir erkektir ve mutlaka ağlatılmalıdır. Tıpkı doğumunda hemşirenin(ebenin) yaptığı gibi ağlatılmalıdır.

Şayet ağlamazsa, vay haline! Her türlü maraz doğar!

Daha Cuma günü ağladım. Trafik kazasında bacağındaki hislerini kaybetmiş o minicik kızı adımlar attığını görünce çaresizce ağladım! “Allah’ım sana şükürler olsun!”.

Allah kimseyi çocuğuyla sınamasın! İnsanın başına daha kötü ne gelebilir?

Aslında her şey!

Ademgiller ne büyük konuşmalı, ne de kendini bir şey zannetmeli! Varolma koşullarını kendince yeniden gözden geçirmeli! Çünkü bir bakarsın, b.ka sarmışsın!

İyi insan olmak dahi sana kontenjan sağlamaz! Sınanma vaktin geldiğinde, ne zamandan kaçabilirsin, ne de sınavdan! İnsan bunu unutmamalı!

Bu bağlamda bakıldığında bile, insan olmak zayıflık belirtisinden başka bir şey değildir.

“Evet, dün dünyalara sahiptim, ama bu gün ne’em varsa her şeyi kaybettim!”

“Ağla oğlum, ağla-sana(kendine)!”

Bu köşede yıllardır anlattıklarımı lütfen bir bütün olarak ele alın. Parça-parça değerlendirdiğinizde anlatılandan çok farklı sonuçlara varabilirsiniz. Bir taraftan bu kadar aciz olduğunu söylediğim insan için diğer taraftan mükemmel olma çabası içinde olması gerektiğini anlatırken, aslında, kendimi yalanlamıyorum; aksine Allah’a yaraşmak için onun gibi olmaya çabalamanın doğru bir davranış olduğunu zikrediyorum! Evet, anlatmakta olduğum şeyler, cümleler kadar kolay şeyler değil! Çünkü ne kadar bilirsen bil, bildiklerin karşıdakilerin anlayabileceği kadardır!

Yazdıklarım cümleler olarak değerlendirildiğinde çok da karmaşık gelmeyebilir, oysa o cümleleri alıp da yaşamınıza soktuğunuzda ve sonuçları almaya başladığınızda, yazdıklarımın o kadar da kolay şeyler olmadığını görürsünüz! Bu durum hak verip vermemekle ilgili bir şey değildir! Yani yazdıklarımı yazarken onanmak gibi bir ihtiyaç içerisinde değilim. Bu yüzden savlarımı, kontrol amaçlı, ünlü ve bilimli kişilerden kendime alıntılar yapma ihtiyacı duymuyorum. Özcesi bilimsel yazı bilinçli olarak yazmıyorum. Çünkü her şey de bilim değildir. Hayatta sezgi denen önemli olgu var insan için; lütfen sezgilerinize güvenin! Ben kesinlikle güveniyorum!

Diğer taraftan kişisel sonuçlarımın bilimsel gerçekler olduğu düşüncesinde de değilim! Fakat yaşamımda ve davranışlarımda bilimsel metodu esas almış bir kişi olarak vardıklarımın ve yazdıklarımın bilimsel bir sonuca işaret eden sonuçlar olduğu konusunda da herhangi bir şüphem yok!

Sonuç olarak hayat ne siyah, ne de beyazdır. Hayat gri bir renktir. Ying ve yangin karışımıdır ve yaşamımız bir dairedir! Ve vardığımız limitler anlık olarak türev boyutunda değişmektedir!

Yaklaşık 4 paragraftır yazdıklarım bugünkü Anıl’ın değil, 27 yaşındaki Anıl’ın düşünme sisteminden! Eskiden Anıl, bilimsel olduğu ölçüde anlaşılmazdı! Onun için düşünceler, kelimeler, cümleler, paragraflar ve yazılardan üstündü. Düşünmeyi o kadar çok seviyordu ki, onu durdurmak imkansızdı!

Ama şimdi durum farklı! Anıl, artık düşünceleri değil, yaşamayı seviyor!

Kuşları, ağaçları, toprağı seviyor!

Ölme üzerine düşünmeyi değil, yaşamak üzere sevgiyi seviyor!

Diyorum ya, sizinle her paylaştığımda kendimi hiç paylaşmamış gibi hissediyorum. Bildiklerimden öğrendiklerim o kadar kişisel ki, sizlerle bunları cidden paylaşmak istesem, kesinlikle yanlış olurdu! Bu kişisel düşünceleri paylaştığım benden başka kimsem yok, merak etmeyin…

Benim burada anlattığım yaşanan hayatım yoksa kendim değil! Kendim, varlığıyla, yokluğuyla, bambaşka insandır ve onu da ancak Allah bilir…

Yaşamaya devam…

Saygılarımla,

 
Toplam blog
: 631
: 293
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric'i külden yarattım. Tamamıyla benim eserim. Söyleyeceği çok sözü, söylemek istediği az sözü. ..