- Kategori
- Deneme
Yaşamın kıyısında
Süpermen, havada birkaç kez zigzag çizdikten sonra, apartmanın ışık yanan penceresinin karşısındaki elektrik direğinin tepesinde soluklandı. Perde hafif aralıktı. Adam, odaya girdiğinde kapıyı ayağıyla sertçe kapattı. Kadın korku içinde yatağından fırladı. Çıplak bedenini geceliğiyle örttü. Uykulu gözleriyle kocasına baktığında, kocası her zamanki gibi sallanıyordu. Kadın, olanca hızıyla kocasının meze artıkları ve içki kokan elbisesini çıkartıp, mavi çizgili pijamasını giydirdiğinde, kocası da yamuk konuşmasına devam ediyordu.
“ Beni kapıda ağaç yaptın lan! Anahtarımı zor buldum. Söyle sana şimdi ne yapayım?”
“ Hooop! Sözcüğü ile adam şaşkındı. Önce, duyduğum hayal mi diye duraksadı. Kadınından sittin sene geçse, böyle bir söz çıkacağını tahmin etmezdi. Bir an olsun gaipten sesler mi geliyor diye sesin bir daha gelmesini bekledi.
“ Hooop! Kendine gel!” sözüyle yatağından doğrulup, pencereye yöneliğinde, hemen karşısındaki maskeli adamın el işaret arasında yaptığı “ Kadına bir şey yaparsan, ben sana sorarım!” tehdidi arasında gözlerini ardınca ovuşturdu. Gördüklerinin hayal olmasını isteyip, yatağına yöneldi. Bu kez eşine el kaldırmadan pısırıkça yatağın içine kıvrılıp, yorganı tümüyle vücudunu kapattığında gecenin bir yarısı da Süpermen gibi kaybolmuştu.
Süpermen’in şehir üstündeki yolculuğu bitmek bilmiyordu. On katlı binanın beşinci katında durdu. Ellisine merdiven dayamış adamın üstünde postacı elbisesiyle büroya girdiğinde, bakışları anlamsız ve şuursuzdu. Boş bakışlar çalışanları tedirgin etmişti. Bayan memur,
“ Kime bakmıştınız?”
“ Meral hanımı göreceğim, odasında yoktu. Gelir mi?”
“ Geçin şöyle oturun, hemen haber verelim.”
“ Onu bir göreyim, sonrada kendimi odasında öldüreceğim!” Süpermen bile şaşkındı. Gelişmeleri dikkatle izliyordu. Postacı, uçurumun kenarında dans ediyordu. Bilgisayarın bulunduğu masanın kıyıcığına davet edildi. Yaşam, onun için anlamsızdı. Gözlerinin altındaki morluğuna gözyaşlarını bıraktığında, tüm dertleri de bir bir dökülüyordu.
“ Ben mahvolmuşum. Kimse beni dinlemiyor, anlamıyor. Su borcum bin YTL’yi aştı. Evimde su yok. Geceleri inanın bidonlarla su taşıyorum. Eşim kızımla birlikte kayınvalidemin yanında kalıyor. Onları özledim. Akşamları kendi kendimle konuşmaktan deli olacağım. Arkadaş kurbanı oldum. Kefil olduğum arkadaşım borcunu ödemeyince, maaşımdan geriye hiç bir şey kalmıyor. Daraldım artık. Arkadaşlardan üç kuruş istemekten bıktım. Kendimi öldüreceğim. Ama yavrum…” dediğinde gözyaşları tekrar sel oluyordu. Çalışanlardan;
“ Kendini üzme, her şeyin bir çözümü vardır.” Adam gözyaşları arasında;
“ Ben kimseden para dilenmek istemiyorum. Yalnızca beni düzlüğe çıkarın yeter. Suyum açılsın, karımla çocuğumu getireyim, başka hiçbir şey istemem.” Çalışanlar çaresiz, Süpermen çaresizdi. Daha vahim bir gelişmeme olmaması için, doktor ve güvenlik çağrıldığında yaşamda pamuk ipliğini olanca hızıyla inceltiyordu. Adam, bir türlü sakinleşmiyor, eline aldığı bıçakla çevresine tehdit savuruyordu. Doktor ve çevredekiler ise, psikolojinin bilimselliğinde tüm özverilerini kullanıp, yamaçtan sarkan elleri yukarı çekiyorlardı. Doktor,
“ Sen merak etme, ben bu su parası işini çözeceğim. Başka borcun var mı? Şuraya yaz, ben yetkiliyle konuştum. Seni rahatlatacağız.” Sözü, tekrar ağlatmıştı.
“ İnanın ben dilenci değilim. Ne toplandıysa hepsini ödeyeceğim. Ben bu durumlara düşecek adam değilim! Kavanozun içinde sıkıştım, ufak bir ışık görsem, neler yapacağım. Bana bir el uzatın yeter.” Süpermen bile olaya müdahale edemeden uzaklaştığında ortalıkta biraz olsun sakinleşmişti.
Süpermen, moral bozukluğu içinde havalandığında, apartman çatısında olup bitenlere anlam veremedi. Hemen gelişmelerin bulunduğu apartmanın yanına yumuşak bir iniş yapıp bekledi. Aşağıya baktığında, itfaiyenin brandası çoktan kurulmuş, etrafında kalabalık ve 112 de hazırdı. Genç adam, çatının hemen kıyıcığındaydı. Elindeki kalın bıçak ise çocuğunun boynundaydı. Süpermen;
“ Neden yapıyorsun?”
“ Sende kimsin? Bırak bu numaraları Allahın şebeği, beni kurtarmak için kılık değiştirdin. Polissin değil mi? Üstüne giyecek başka bir şey bulamadın mı? Burada ayı mı oynatıyoruz? Çabuk uzaklaş yoksa çocuğu keser, sonrada kendimi aşağıya atarım.”
Yahu, çocuğunu kesip, kendini atınca her şeyin düzeleceğini mi zannediyorsun? Peki, gül gibi karın ne olacak? Onu başka erkeklere mi teslim edeceksin?”
“…?”
“ Senin işin gücün yok mu?”
“ Neden eylem yapıyorsun? Yoksa savaşlarımı protesto ediyorsun?”
“ Hayatla savaşıyorum ama artık yoruldum. Böyle sefil yaşamaktan bıktım! Bizim memlekette böylesi eylemler, parasızlıktan ve geçim sıkıntısından yapılır. Sende kimsin ?”
“ Tamam, sen hiç merak etme. Bizim elçiliğe söyleyip sana yardım toplattıracağım. Amerika’ya gelmek ister misin?
“ Sahi mi!” sözü ardından bıçakta yere düştüğünde güneşle birlikte göz alırcasına parlıyordu. Çocuk, babasının kucağından fırlayıp, tanıdıklarının yanına koştuğunda hıçkırarak ağlıyordu. Süpermen ise, bilinmeyene uçtuğunda, genç adamda elleri kelepçeli polis otosunun arka koltuğunda meraklı bakışlar arasında uzaklaşmıştı.
Tokat sesi uzaklardan geliyordu. Süpermen rotasını değiştirip, antenlerin bol olduğu binada durdu. TV Stüdyosunun içi sanki polis merkeziydi. Genç kameralar karşısında oturmuş, sorulan sorulara yanıt verdikçe, silleyi suratında hissediyordu. Süpermen, dayanamayıp stüdyoya girdiğinde, dayak atanlar duraksadı.
“ Sende kimsin?”
“ Bırakın kim olduğumu da, genci neden dövüyorsunuz?”
“ İşimize karışma, dayak yiyende memnun, bizlerde memnunuz. Bu işin sonunda para var para. Üç kuruşluk güvenlikçi maaşıyla geçinilir mi? Dayak yiyen Caner, Tülin’in sevgilisi, Türk halkı bunlar için, en önemli gelişmeleri bile unuturlar. Bu şovdan hem Caner, hem de bizler iyi para kazanacağız!”
Süpermen hiçbir şeye anlam veremeden, yükseklere uçup uzaklaştı. Allah bizi yalnız kendimiz için değil ona ve başka insanlara hizmet etmek için göndermiş. Devinim içindeki dünyada her şey hareket halinde. Şiddetsiz bir yaşam var mıdır? Belki şiddet, dünyada hiçbir zaman son bulmayacak, ancak disiplin altına alınabilir ümidi ile herkesin mutlu bir yaşam sürmesi yine de hayal olmayabilir. İçimizdeki enerjiyi neden başkalarına şiddet uygulayarak rahatlıyoruz. Oysaki bu enerjimizi sanatsal yönlere kullansak, birbirimize daha faydalı olmaz mıyız?
Süpermen’i bile şaşırtan toplumda güzelliklerin eksilmemesi dileği ile
Sevgiyle ve gözünüz morsuz kalın…
<ı>2007-Bursaı>