​ Martılar ürkmesin / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mayıs '08

 
Kategori
Deneme
 

Martılar ürkmesin

“ Koğuş kaaalk!” sert komutuyla askerler yataklarından göz çapaklarını temizleyerek uyandılar. Çavuşun, ikinci komutuyla birlikte, yatakların üzerine demir para atılsa zıplatacak cinstendi.

“ Yaaaylalar! Yaylalar!” şarkısı, hep bir ağızdan koşarak söylendiğinde, potin sesleri de kasabanın sabahına; ‘merhaba’ diyordu. Çıplak vücutlara temas eden soğuk silahlara rağmen, herkes çakı gibiydi. İştimada, sağdan sola doğru sayıldığında, Anadolu Ateş Dans Topluluğu’nun usta dansçısı Emrah, 34 rakamını sertçe söylediğinde, aklına İstanbul düştü. Nede çok severdi bu şehri. En çok da vapurun güvertesinden gün batımını ve yemek mücadelesi veren martıların denize dalışlarını seyretmeyi severdi. İstanbul, aklını başından almıştı bir kez. Ahh! İstanbul Ahh!.. Kimlerin aklını başından almadı ki…

“ Sağa dön! İleri marş!” komutu ile adımlar, lokomotif ahenginde uygun ve disiplinliydi. “Türk’ün Askeri, Dönmez Geri…” dizeleri de, bu adımlarda saklıydı.

Gece, öylesine karanlıktı ki, vadide yalnızca otların hışırtıları sessizliği bozuyordu. Ay ışığının yardımı ile mağaraya istemeyerek de olsa girdi. Yanında ne ateş, nede ışık belirtisi vardı. “ Allah’a emanet” diyerek ilerlediğinde, biran soluklandı “ Ne olur, ne olmaz” diye yanına getirdiği ipi beline bağladı. Ayaklarına ve merakına hâkim olamayıp, tekrar yürüdü. Artık çok ilerlediğini, ilerisinin kendisine felaketler getireceğini düşünerek merakını daha fazla zorlamayıp, durdu. Nefeslendi. “ Acaba yolun sonu mu?” diye içinden geçirdi. El yordamı ile yerden kavradığı iri taşı ileriye fırlatıp bekledi. Uzunca bir müddet sonra, taşla suyun birleşme sesi ürkütücüydü. İçerisinin bir anda aydınlanmasına anlam veremedi. Karşısına dikilen askerdeki oğlu Emrah’ın gülümsemesi, içini ferahlattı. Karanlık içinde tekrar boğuşmaya başladığında karısı Hanife’nin dokunmasıyla gözlerini açıp, tavanın beyaz derinliklerinde öylece kalakaldı.

“ Ne oldu Hanife? Sen uyumadın mı?”

“ Ne olacak bey, bütün gece oğlumla uğraştım.”

“ Hayırdır!..”

“ Sağanak yağmur toprağı balçık yapmıştı. Oğlum ise asker elbisesi ve tüfeği ile yerlerde sürünüyordu. Üstü başı perişandı. Ama yüzünden cesurluk akıyordu. Bana, öylesine baktı ki, sanki yardım ister gibiydi. Ellerimi uzattım ama bir türlü yetiştiremedim. “

“Hayra yor hanım!.. Neyse, artık uyuyalım, yarın yapılacak bir sürü işimiz var.”

“ Murat, içimde bir sıkıntı var. Sanki yüreğim daralıyor. Oğlumuza bir şey olmasın?”

“ Bırak aklına kötü şeyler getirmeyi de artık uyu hanım! Ne olacak aslan gibi oğlumuza.”

Kasabanın tepesine kurulan karakola, kiraz mevsiminde ölüm, karanlığı delerek haince yaklaşıyordu. Cipten atılan el bombaları, Anadolu’nun yüreğine ateş düşürmüştü. Emrah ve arkadaşları yerde sere serpe hareketsiz ve nefessizdi. Ana yüreği ise geceden yanıktı. Acı, İstanbul’a tez ulaştığında, bağrışmalar martıları bile ürkütmüştü. Komutan, tebessüm eden genç bedenlere baktığında “ Canımız bu vatana feda olsun!..” sözlerinin kulaklarında yankılandığını hissetti. Kuşlar suskundu. Vatanın her yanında yürekler sızlamış, gözyaşları sel olmuştu. Komutan, elleri başında şaşkın, bir baba şefkatiyle ağlamaklıydı. Emrah’ın cansız bedenine yaklaşıp, başucuna diz çöktü. Kenetlenen eline sıkışan kâğıdı alıp okumaya başladığında, bir kez daha kahrolup gözyaşlarına boğuldu.

“ Çiçeği burnunda yirmi yaşında,

Elinde tüfeği yirmi yaşında,

İsmimi okursan mezar taşımda,

Emrah!.. Emrah!.. Diye ağlama ablam.”

Askerlikte “ Su uyur, düşman uyamaz.” Diye bir deyim vardır. Anadolu’nun bağrına daha fazla ateş düşmemesi için, şimdi birlik ve kenetlenme zamanı. Etle, tırnağı ayırmaya çalışanlar var. Artık, kumdan başımızı çıkartıp, gerçekleri görmek zamanı. Düşman, şu günlerde uyumuyor, dehşet senaryolarının kaynağı ABD’nin kucağında gözleri açık bekliyor…

Uyanık kalın. Sevgiyle kalın…

<ı>2007 - Bursa

 
Toplam blog
: 300
: 466
Kayıt tarihi
: 06.05.08
 
 

Ertuğrul Erdoğan, 1958 yılının sonbaharında Ankara'da doğdu. 1968 -1980 yılları arasında babasını..