- Kategori
- Gündelik Yaşam
Yaşasın! Ben de Feysbuk'lu oldum.

İnanamıyorum, ben de feysbuk’lu oldum. Artık ben de “in” bir eylemin içindeyim bu yaştan sonra.
Nasıl oldu, anlatayım size. Ve olurken, olduktan sonra neler hissettim, hepsini bir bir anlatacağım, acele etmeyin.
Çoğu zaman telefonla, zaman zaman da yüz yüze görüştüğüm, arada bir de e-mail ile haberleştiğim, adresini, yerini yurdunu bildiğim bir arkadaşımın davetine icabet ettim anlayacağınız. Hani bir tek bu eksik kalmıştı, sanki başka türlü görüşme şansımız yokmuş gibi bu yolla haberleşelim bari dedik adeta.
Neyse uzatmayayım, bir davet maili buldum önceki gün. Merak dürttü sanırım, kendimi alamadım işte, bütün komutları yerine getirdim ve o andan beri ben de bir feysbuk üyesiyim.
Ve o arkadaşımla karşılıklı ikişer kez olmak üzere hal hatır sorduk o günden bu güne feysbukun himmetiyle. Vay be, dedim kendi kendime, vay be. Ne acayip şey, kırk türlü haberleşebileceğim arkadaşımla bu kırkbirinci yolu kullanmak amma heyecanlı.
Çok mutluyum ayrıca şimdi, dedim ya yazının başında, “in” bir eylemin içinde olmak çok hoş bir duygu. Kendimi bu dünyanın içinde hissetmek çok hoş.
Bundan sonra işi gücü bırakıp eski arkadaşlarımın peşine düşeceğim. İsteseydim zaten görüşüyor olurdum onlarla ama olsun, feysbukta arayacağım onları. 30 sene önce ilkokulda birkaç yıl beraber olduğum arkadaşımı bulacağım mesela.
Ne mi konuşacağım onunla? Vallahi bilmiyorum bunca seneden sonra ne konuşacağımı, hatta bir şey bulabileceğimi de sanmıyorum. Ama olsun “in” bir durum ya, bir kez bulaştım ya, devam edeceğim. Hem geçmişi arıyorum numarasıyla gelecek bulunuyordur belki buralarda! Belli mi olur?
Şaka bir yana, “herkes burada, ben neden değilim” gibi bir duyguyla, şuursuzca hareket eden bir kitleye dönüşüyoruz sanırım yavaş yavaş. Korkutucu geliyor bana böylesi bir kitlesel hareket. Kendi beynimizle değil de başkalarının beyniyle yön bulmaya başladık sanırım. Ne dersiniz?