Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '19

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
146
 

Yaşlılar Dağı

Ömür kısa, zaman hızlı. Bir bakıyorsunuz çocuksunuz, sonra büyük ve ardından yaşlı. Ne zaman geçti bu yıllar, geriye baktığınızda hatıralarınız, aklınızda kaldığı kadarıyla yad ediyorsunuz. Onların yaşarken hazzı, lezzeti, acısı sıkıntısı da zamanla birlikte yok oluyor.

Hayat ne garip ve insanlar ne tuhaf alışkanlıklar içinde yaşıyorlar yaşamışlar.

Gelenekler var bir de.

Gelenekler elbette güzeldir, can yakmadığında, adil olduğunda…

Lakin bazı gelenekler var ki Allah acısın onu gelenek diye koyanlara ve yine Allah acısın onu uygulayanlara.

 

Yaşlılar Dağı diye bir yer varmış eskilerde...

Ne demektir yaşlılar dağı denildiğinde anlatılan hiç te hoş bir şey değil.

Ve ne yazık ki birçok kültürde uygulanan bir gelenek.

Yaş yetmiş, iş bitmiş hesabı içinde…

Eskiden zaman daha bir acımasızmış, bu da bir gerçek. Şimdilerin yaş yetmişi artık çok yaşlı sınıfında değil. Eskilerde ellili yaşlar bile bayağı bir yaşlı demekmiş.

Yaşlı kadın ve erkekler, kışın en soğuk günlerinde Yaşlılar Dağına götürülürlermiş, kızaklara bindirilirlermiş, uçuruma doğru gönderirlermiş ya da Aşe Irmağı arasındaki kumsala bırakılırlarmış. Ölüme terk edilirlermiş. Bu Kafkas anlatılarında varmış.

Japonya’da da buna benzer bir uygulama varmış.

Japonya’da uzun süre kıtlık olmuş. Sofradan bir kişinin tabağı eksilsin düşüncesi içinde yetmiş yaşına gelmiş kadın veya erkek yaşlıları Narayama Dağına götürülüp ölüme terk ediyorlarmış.

Japon’lar bunu neden yapmış?

Çok ciddi kıtlık varmış. İnsanlar çoğunlukla açmış ve işe yaramayanların yedikleri lokmalar diğerlerine lüzumsuz geliyormuş. Sonunda; Narayama Dağı civarında, Obasuta köyünde karar alınmış. Yetmiş yaşına gelenler bu dağa götürülecek ve ölüme terk edileceklermiş. Bu da bir çeşit töre olarak uygulanacakmış.

Özetle üretmesi yoksa tüketmesi de olmayacakmış.

Bu çok uzun süre sürmüş.

Bazı yaşlılar elden ayaktan düşmedikleri halde yaşı geçkin diye götürmüşler.

Bu konuda kitaplar yazılmış, filmler yapılmış.

Belli bir zaman sonra bu töre ortadan kalkmış ve yaşlılar ölümden kurtulmuş.

Dünya eskiden daha acımasızmış.

Şimdilerde de yaşlılara başka şekilde eziyet ediliyor.

Düşkünler yurdu, Yaşlılar Evi, Huzur Evleri adı altında birçok yerlere götürülüyorlar. Bazıları da yalnızlıklarının sıkıntısından veya çaresizliklerinden kendiliklerinden gidiyorlar.

Evlatları tarafından, ziyaret edilmiyorlar, unutuluyorlar.

Özel günlerde telefonla aramak, ya da mesaj olarak hal hatır sormak evlatlara normal geliyor.

Bilinmeyen zamanın çabuk ve acımasız olduğu.

“Keser döner sap döner gün gelir hesap döner.”

 

Nazan Şara Şatana

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1731
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 4600
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Turizmci; Genel müdür Yazar ; Romanlar, senaryolar müzikkaller... Sinema filmleri, TV filmleri.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster