- Kategori
- Ramazan
Yatarak oruç tutmak

Resim internetten alıntı
Elli altı hanelik İnternetli Köy bugün büyük bir sessizliğe büründü.
Kırlangıçların derinden uçuşları sırasında çıkardıkları cık çik seslerinin; ısrarla çekirdeksiz üzüm ve dağ bardacığı satabilmek için çığıran köylünün ve benim dokuz yaşındaki Azize’nin, kuyruğu kesik yavru kuçu kuçu ile oynarken attığı çığlıkları dışında…
Ne bir köy sakini görmek ne de duymak mümkündü.
Allah kabul etsin; çevre buram buram mis gibi niyet kokuyordu.
Geçenlerde; geçenlerde dediysem geçen sene Ramazan Ayında; petrolü bolca kafası oldukça dinç; bir Arap ülkesinde çekilmiş “Ramazan ve oruç” ile ilgili bir belgesel izlemiştim.
İftardan sonra başlayan sahura dek süren yeme içme şenliği…
Herkes sokaklarda…
Gündüz geceye; gece gündüze dönüşmüş; uykuda geçen saatler…
Yatarak tutulan oruç…
İşini gücünü aksatmadan oruç tutanlar ve akşama kadar yatanlar.
Vacip midir değil midir?
Eskiden beri böyle midir; Allahın sevgili kulu Peygamberimiz zamanında; Arap ülkelerinde de uykuda mı geçiyordu bilemiyorum.
Cav cav sıcaklarda çalışan niyetliden hizmet almak…
(Kasap, manav, bakkalın çırağı, tamirci, belediye memuru ve kâğıt fabrikalarında, makarna fabrikalarında hastanelerde çalışanlar vb.)
İnsana bir tuhaf geliyor.
Çalışmadan; kendiliğinden de milli gelir gelmiyor.
Çalışmak; alnının teriyle çalışarak para kazanmak ve aynı anda ibadetini yerine getirebilmek…
Yüce onlardan hoşnut kalsın ibadetleri kabul görsün.
11.Ağustos 2010 Çarşamba
İnternetli Köy Alev Meisel