- Kategori
- Blog
Yazarlık çizgimi oluşturmamda, Milliyet Blog'un etkisi

Değişimin gücünden, alabildiğine faydalanmak lazım...
Milliyet Blog'ta yazmaya başladığım gün, biri çıkıp bana: " Kardeş!... Gün gelecek, Sen, sadece blog kategorisinde bile onlarca yazı yazacaksın." dese; hadi canım... Git işine!; derdim herhalde... Ancak, gel zaman, git zaman, burada da onlarca yazı yazdım. Ve bu, blog kategorisinde yazdığım 67.yazım...
" Eeee!... Bana ne kardeşim bundan? " diyorsunuz; değil mi; şimdi? Efendim... Bunu şunun için söylüyorum. Milliyet Blog, yazarlık çizgimi oluşturmamda çok büyük oranda etkili oldu. Buna, blog kategorisinde yazdıklarım da dahil...
Bu kategoride, kimi zaman yazarlıkla, kimi zaman blog yazarlığıyla, bazen kendi yazılarım, bazen de başkalarının yazdıklarıyla ilgili düşüncelerimi anlattım. Gün geldi... Yazı ortamımıza dair, Milliyet Blog içeriğine ve yönetimine ilişkin kişisel görüş ve önerilerimi açıkladım; buradan... Kimi doğruydu o düşüncelerimin, kimi yanlış... O ayrı konu... Bugünkü konumuz o değil...
Tabi tüm bunları yaparken, zamanla, kendi düşüncvelerim ve yazarlık anlayışım da değişmeye başladı. Ve değişimin gücünden, yazarlık yolculuğum boyunca olabilecek en üst düzeyde yararlanmaya çalışıyorum. Çünkü en çok da kendimi değiştirmeye, dönüştürmeye, yenilemeye çalışıyorum.
Buralara ilk geldiğim zamanlar, ağırlıklı olarak gündelik yaşam yazardım. Sonra yoğun biçimde deneme yayınlamaya başladım. Ve son olarak da, bildiğiniz gibi, insani ilişkilerimizi, özellikle de kadın - erkek ilişkilerini tempolu bir biçimde anlatmaya çalışıyorum.
Sanırım, ilişkiler konu başlığı, bundan sonraki yazarlık yolculuğumun, amiral gemisi olacak.
Mesela ilk başlarda, futbolla ilgili yazmayı hiç düşünmezken, yazdığım birkaç yazının ilgi görmesi üzerine, futbolu da yazmaya başladım. Ancak skor yazarlığı, maç sonucu anlatıcılığı yapmak yerine, futbolun daha genel, daha aktüel konularını, her zaman okunabilecek bir geçerlilik ve değerde, kendi futbol felsefemle anlatmaya çalışıyorum. Bu konuda ne kadar başarılı olduğumu, ancak okurlarım bilir.
Güncel konuları, haberleri yazmaktan, ilk yazarlık günlerimde de uzak durmaya çalışıyordum. Bu gün de aynı düşünce ve duruşumu koruyorum. Çok gerekli görmedikçe, günceli yazmıyorum.
Siyaset, yaşamım boyunca en büyük ilgi alanlarımdan biri oldu. Ülke siyasetinin yanına, son dönemde dünya siyasetini de koymaya başladım. Gelecekte, dünya siyasetiyle ilgili daha fazla yazı yazacağımı düşünüyorum. Astroloji yazılarım, büyük okur rağbeti görse de, astrolojinin magazinsel yönünü sevmediğimden, bu konuda yazmaya hala mesefeli, ancak yazdığım zamanlarda da iddialı olmaya kararlıyım.
Uzun zamandır mizah yazmadım. Bunda, mizah yazılarıma beklediğim reaksiyonu alamamam çok etkili oldu. Doğal hayat ve çevre konusunu bu aralar çok ihmal ettiğimin de farkındayım. Doğayla ilgili düşünmeye ve yazmaya daha çok eğilmem, daha çok zaman ayırmam gerektiğini de biliyorum. Ve vaktim oldukça, kişisel gelişim yazmaya da devam edeceğim.
Bütün bunlarla birlikte, bundan sonra yazacağım yazıların ana başlıkları: ilişkiler, siyaset, deneme ve futbol olacak. Yazı yoğunluğumun en az %75'i bu 4 ana konu başlığında toplanacak.
Ve yine Milliyet Blog sayesinde görüyorum ki, daha yoğun, daha konsantre biçimde yazdığım konu başlıkları giderek azalıyor. Ve bu azalma, beni fazlasıyla memnun ediyor. Çünkü bu sayede, daha tematik bir yazar olma yolunda hızla ilerliyorum. Yaklaşık 1 yıl daha süreceğini tahmin ettiğim Milliyet Blog yolculuğumun sonunda, kendi yazarlık çizgimi tam ve eksiksiz bir eksene oturtacağımı düşünüyorum.
Dilerim, yolunda yürüdüğüm, çok iyi bir yazar olma hedefim açısından, her şey yolunda gider.
Not. Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır.