- Kategori
- Fotoğraf
Yazı-Fotoğraf ilintileri
Yazı ve edebiyat sözel dile dayalıdır. Sözel dil; konuşma, dinleme, okuma ve yazmadan oluşur. En azından kendi yazdıklarını okuyup düzelteceğin için, yazı sözel dilin en azından okuma ve yazma bölümünü kullanır. Yazarların neredeyse tamamının, ‘yazdıklarını etkilememesi’ gibi gülünç bir gerekçeye dayandırılarak, okumadığını beyan ettiğini de buraya şerh düşelim.
Fotoğraf görsel dile dayalıdır. Renk, biçim, devinim, derinlik, kompozisyon gibi altkümeler içerir. Bunların altdilleri vardır ve bunlar birbirinden oldukça farklıdır.
Yazı limit bedavaya icra edilebilir. Fotoğraf oldukça pahalıya icra edilebilir. Kağıt ve kalem kuruşla satılır. Bilgisayar, program, dijital kamera, banyo kimyasalları, kart, vd oldukça çok dolarlara satılır. Bu açıdan ikisi birbirine karşıt görünür.
Ancak ikisinin de özdeşleştiği bir durum vardır ve bu bir çelişti değildir:
Yazı basitliği ve yazanla yazılan arasında hiçbirşey ve hiçbir kimse giremeyeceği için basitlikte; fotoğraf ise, pahalı araç gereç sayesinde çekilen fotoğrafla aranıza hiçbirşeyin ve hiçbir kimsenin giremeyeceği teknolojik ilerilikte ve karmaşıklıktadır. Yani her ikisiyle de, her istediğinizi yapabilirsiniz ve bütün tasarımlarınızı somutlaştırabilirsiniz.
Ancak:
Yazı ve fotoğraf ürünlerine bakıldığında, her üç kişiden beşi yazar, her çok kişiden sonsuzu fotoğrafçı olduğu halde, elimizde umduğumuz nitelikte ne metinler var, ne de fotoğraflar.
Bu neden böyle?
Öncelikle, işin kolaylığının veya zorluğunun bir parametre olmadığını öğreniyoruz. Aynı zamanda, zengin olmanın sanat yapmaya yetmediğini de.
Devamında, sanatın ve bu zihinsel oyunun kuralının basit ve yerine getirilmediği takdirde, kimseyi kandıramayacağınız bir açıklıkta hata yaptığınızın ortaya çıktığı bir durum olduğunu.
Eğer, birbirine karşıt iki sav ayırtsızlaşıyorsa, diyalektik bunun için birkaç neden önerir:
Bir: Değişken ve/ya parametre kabul edilen öğelerin, konulan koşullarda, tanım olarak konulan parçaları birbirine özdeş ve/ya birbirinden ayırtsız olabilir. (Bu daha çok Hegel’in tartıştığı bir konu, Marx’ın değil.)
İki: Diyalektik ya da karşıtlıkların çelişmesi ve çatışması, bildiğimiz koşulların dışında gerçekleşiyor olabilir.
Üç: Bunun devamında ve yukarıdakinin altkümesi bir yanıt daha olarak, bunlar için diyalektik işlemiyor olabilir. Yani tanımlarımız eksiktir.
Yukarıda sayılan şıkların biri, birkaç, hepsi veya hiçbiri geçerli olabilir. Hiçbiri şıkkı, sistemde hesaba katmadığımız öğelerin olduğunu veya sisteme girmekte olduğumu imler. Yani statik değil, dinamik bir sistemimiz vardır ki sanat genelde öyledir. Şerh: Geleneksel dönemlerde değildir.
Yani:
Çevresel koşullar sonucu etkilemiyorsa ve yaptığınız herşey sizin elinizden çıktığı gibiyse ve sonuç olumsuzsa, demek ki yeteneksizsiniz. Vazgeçebilirsiniz, kimse size sanatçı olun, demiyor. Eleştirilere açık olun. Dinleyin ve öğrenin. Ondan sonra yeniden deneyin.
Ondan önce de:
Görmüyorsunuz, ondan önce de bakmıyor ve bakmasını bilmiyorsunuz. Size söyleneni dinlemiyor ve sonra apışıp kalınca da, ağlak yapıyorsunuz.
Varsayalım dinlediniz. Sizlere ne önerilebilir?
Yazmadan veya deklanşöre basmadan önce bir an düşünün, çok düşünün. Durun. Eylemeyin. Söz eylemdir, düşünce eylemdir. Düşünce kültürel koruyucu hekimliktir. Düşünerek ortalığı kültürel kirliliğe maruz bırakmadığınız zaman, sizden sonrakiler size beddua etmezler. Bugün bizler, ortalıkta ‘fotoğraf’ diye dolandırılan şeylere (öncelikle Bresson’unkilere) beddua ediyoruz.
Demek ki:
İyi metin ve iyi fotoğraf mümkün. Onu yaratmayı istiyorsanız, uymanız gereken minicik ama sonucu % 100 etkileyen bazı kurallar var. Briç masasında pişti oynanmaz. Sanat masasında, ne zanaat, ne ergen hezeyanları, ne de yaşlılığın ‘ben bilirim’ciliği eylenmez.
Durun ve düşünün. 30.000 çekip, 30 düşünüp seçmeyin. 30.000 düşünüp, 30 çekin ve seçmeye gerek kalmasın. Yazıda bu 100 oku, 10 yaz, 1 yayınla olarak kurallaştırılmıştır. Fotoğrafta bu oran, ‘10.000-100-1’ olsun, ne de olsa tüketim kültürünün sanatıdır. Demek ki 10 yılda, 1 milyon kare fotoğraf öğrenip, 10.000 kare çekip, 100’ünü yayınlamak evladır.