​ Yazma sıkıntısı ve aydın sorumluluğu / Felsefe / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ağustos '08

 
Kategori
Felsefe
 

Yazma sıkıntısı ve aydın sorumluluğu

Yazma sıkıntısı ve aydın sorumluluğu
 

Platon'dan Dionysios'a


Neden Yazıyorum ve Yazma Sıkıntısı;

Nisan'2008 İzmir Kitap Fuarından bu yana MB'da yazma sıkıntısı çekenlerdenim. Neden bu sıkıntıya düştüm? Nedenleri üzerinde durmaya çalışacağım.
* Fuarda (inceleme ve araştırmaya yönelik) çok sayıda aldığım kitapları okumam gerekiyordu. Dolayısıyla bir okuma trendi yakalamış oldum. (tabi bardağın dolması gerekir)bu nedenlerden birisi.
* Yazamadığım için MB'da yazılarını okumaya değer bulduğum yazar arkadaşların yazılarını okumaya çalıştım. Burada sınır koymadım günlük çıkan tüm yazıları okumaya çalıştım. Bu okuma sırasında şu soruyu kendime sordum durdum. Neden yazıyorum? ve Neden MB? diye. Dolayısıyla yazamıyordum.
* Gerek çalıştığım kurumda ki işlerimin yoğunluğu, gerekse görev aldığım Demokratik Kitle Örgütlerinde ki görevlerimden dolayı zaman ve imkan bulamadığımdan da yazamama durumuna düştüm.
*Araştırma ağırlıklı bir kitap çıkarma hazırlığı içerisinde olduğumdan, çalışmalarımı o yönde yoğunlaştırmam gerektiğinden de yazamamaktayım.
* Bir de çok özel bir nedenimden dolayı da yazamadım. Dolayısıyla okurlarımdan ve MB camiasından özür dilerim.

Günümüz iletişim çağında Medyanın önemi ve olumlu-olumsuz etkileri malum. Bu alanda görülmemiş bir bilgi kirliliği ve taraflı (çıkara dayalı) bir yönlendirmenin olduğu aşikardır. Günümüzde "Aydın" olma sorumluluğunu taşıdığıma inandığım için; bir aydın sorumluluğu ve bilinciyle hareket etmeliyim(iz) diye düşününüyorum. Tabi düşünmekle yeterli kalmamak lazım.

Aydın olmak ve Aydın Sorumluluğu nedir?

Aydın: Aydını diğer insanlardan ayıran onun bilimsel duruşu ve bilimsel duruşunu korkusuzca savunan ve açıklayan cesur davranışıdır. Bir başka şekliyle; Bilimsel duruşun taviz vermeden açıklayan ve görüşlerinin arkasında cesurca ve dik olarak duran ve o kararlığı gösteren kişidir Aydın.
Kısaca Aydın; "Muhalif" olmak demektir.
Aydın Namusu; Toplum önderlerinin korkusuzca boyunlarını cellat kementlerine uzatmaları, bir Şah'a, Kıral'a kul olmamak ve bu sayede günü gün etmek varken, çileyi kendilerine zevk etmeleri bir Bilim Adamı, bir Aydın namusudur.
Aydın sorumluluğu ve namusuyla ilgisi olmayan kişiler; Hak'tan ve Halktan da uzak olurlar. Dolayısıyla Halk Bilimine, Kültürüne de yabancıdırlar, Halka ve onun Kültürüne de hor bakarlar.
Anadolu aydınlanmasının özünü oluşturan Halkın kendisidir ve Halk Bilimidir.
Halk Bilimi; Ulusal bilinçtir. Bu bilinçten uzaklaşanlar soysuzlaşırlar ve köleleşirler.
Halk Bilimi; Bir toplumun suyu, havası ve besinidir.
Halk Bilimi; Ulusun acısı, sevinci, özlemi, nefreti, inanışı, alışkanlığı gibi değerleri içinde barındırdığını ve bu değerler halkın dilinde söz olarak açığa çıkar.
Halk Bilimi; Halk için "düşünen, okuyan, araştıran" ve "herkes" için isteyebilen olmaktır. Karanlığa ışık tutmaktır. Araştırmanın bir özelliği de; akıla, bilgiye, bilime ters düşen hiç bir konuyu kabul etmemektir. İrdelenmesini gerekçeleriyle istemektir.
Halk Bilimini özümseyen Bilim İnsanı da nesnel olmak zorundadır. Gerçek Aydın nesnelliği gösterebilen Aydın'dır. Herkes kendi doğrusunda olaylara bakabilir. Ama yaşanmış olan olaylar ve olgular tarihin nesnelliğine yakışacak biçimde, olduğu gibi yansıtılmalı, isteyen kişi bu konuyla ilgili yorumunu yapabilmelidir. Bu nedenle tarihsel olguları ve olayları nesnel yansıttı diye gerçek Aydın'lara kızanlar, önce kendi duruşlarını sorgulamalıdır. Tarihe "çalım" atılmaz, Tarih yaşanmış olandır. Yaşanmış olanı değiştirmek kimsenin yetkisinde olamaz.
Gerçek Aydın; Diğer anlamıyla iyi insandır. İyi insanların ürettikleri iyi düşünceler her tarlada üreyebilecek, yetişebilecek en değerli tohumlardır.
Günümüzde Gerçek Aydın; Emperyalizmin politikalarına karşı mücadelenin de simgesi olmalıdır.

Yazar Olmanın Sorumluluğu;

Yazar; yazdıklarıyla yaşamın değiştirilmesine katkıda bulunması zorunludur. Her şeyin metalaştırıldığı, mistikleştirildiği, magazinleştirildiği, sanallaştırıldığı, değersizleştirildiği günümüzde yazar;kendisinin, soluğunun ve dilinin de kesildiği koşulları yok etmek için yazmalıdır. Sanatın doğasındaki karanlığa karşı çıkmakta yazarın görevi olmalıdır. İnsanlığın bir varolma savaşı verildiği günümüzde yazara düşen sorumluluk da, bu savaşta insanlara (Halka) destek olmaktır. İçinde bulunduğumuz koşulların "Aydın"a öğretmenlik görevi yüklediği gerçeğiyle hareket etmek gerçek aydınlara (biz yazarlara) düşmez mi?

Öyleyse; MB'da "bilinci yakalamak" için yazmalıyız...

 
Toplam blog
: 22
: 2094
Kayıt tarihi
: 02.10.06
 
 

1957 Kars doğumluyum, Anadolu Üni. İşletme Fak. işletme bölümü mezunuyum. Kitap okumak, halk müziği ..