- Kategori
- Felsefe
Sulara attın şimdi kendini delisin..

"İyi bir insan yapmak tanrının gücü içinde dahi değildir" demiş, Kant.
İnsanı ahlaksal olarak iyi kılmak; bunu insan kendi kendine yapmak zorundadır, bunu insan kendisine yapabilir.
İnsan kendi doğasını kabullendiğinde hayatı bir başka anlam kazanır; bu anlam ile; onu severse; hayata başka pencerelerden de rahatlıkla bakabilir.
İnsanın kısa yaşamında kendinden hoşnut zamanlara kavuşması kendisi için iyi bir durumdur.
”İnsanın sadece düşünmesi değil; kendi kendine, düşünüyorum, diyebilmesi onu kişi kılar.”
“Gerçek olan ise, salt olanaklı olanın içerdiğinden başka bir şey içermez.”
Ya hakikat?
İnsanın hayal gücü ve hafızası onu kendi kendine kılabilen özelliklerindendir.
İnsan hafızasında biriktirdiklerinden daha fazlasını hayal edebilir.
Hayalsiz kaldığını fark etmek ölüm gibi bir şeydir.
Kant “insan da haz önde, yasa ise hazzın peşinden gidiyorsa bu özgürlük yoksunluğudur, bağımlılıktır;” derken özgürlüğü ahlaklılık ile birlikte temellendirmeye çalışmaktadır.
"İnsanın kendi dışındaki fiziksel ve toplumsal gerçeği ancak çarpıtarak algılayabileceği ve bu çarpıtmanın yönünün ve miktarının hiç bir zaman bilinemeyeceği"ni esas alırsak bu esas her alanda ikna olmaya açık olmak ön koşuluyla içinde olunabilen, ikna çabasını içerir.
“Ah, küçücük gemi, sulara attın şimdi kendini, delisin
Ah, yakarlar seni, dönmezsin bir daha geri, delisin
Ah, deniz olayım, tuzumu rüzgârda savurayım, deliyim
Ah, ne yelken ne yel, köpüklerde kaybolayım, deliyim
Kime sorsam dönüşüm yok
Nereye gitsem mavi
Yelkenimde deli rüzgâr
Her yanım tuz, deliyim
Ah, peşimde rüzgâr, ne yağmurlar dost ne bir kıyı var,
deliyim
Ah, düşlerim kaldı, yalnızım düşlerim kaldı, deliyim
Ah, yaralı kalbin, sönüp gidecek yaralı kalbin, delisin
Ah, küçücük gemi, dönmezsin bir daha geri, delisin
Kime sorsam dönüşüm yok
Her gemi biraz deniz
Her yanım mavi, her yanım yel
Her yanım tuz”