​ Yazmak üzerine yazmak / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '12

 
Kategori
Deneme
 

Yazmak üzerine yazmak

Hiçbir zaman kendime yazar'lık sıfatını eklemedim, zira değilim. Sadece duygularını yazarak ifade etmekten hoşlanan sıradan biriyim.
Çok şey yaşadım, sanırım biraz da erken büyüdüm (annemin tabiriyle). Aslında bu durumdan hiç de şikayetçi değilim ve hatta bence olması gereken de buydu. Memnunum halimden.
Ne zaman mutluluk içimden taşsa döktüm kağıtlara. Gereğinden fazlasını anlattım hatta ve daha sonra okuduğumda o anki mutluluğumla mutlu oldum. Canım yandığında da yazdım, gözyaşlarım içime aktığında elimde kalem vardı. Ve sinir anım... En çok o zaman yazdım. Kimseden korkum olmadı hiçbir zaman. Ama söylemediğim çok şey oldu. Sonrasında hunharca parçalara ayırdığım kağıtlarda nefretim vardı, kustum öfkemi. İçimdeki bütün duyguları satır satır akıttım.
Peki elime ne geçti, neden yazdım? Bu soruların belli başlı bir cevabı yok. Bulamadım bir türlü. Yazmayı bırakmayı da düşündüm. Onlarca tepki aldım, kimisi tehtit içerikliydi hatta. Öğütler verenler, bekle diyenler, konu verenler hatta müzikle ilgilenen bir arkadaşım bırakırsam müziği bırakacağını bile söyledi. Bunların hiçbiri vazgeçirmedi. İstemedim, yazamadım, yazmadım. İlham perimin artık benden uzaklarda olduğunu düşünmeye başlamıştım ve bir anda bu yazıyı yazmaya başladığımı fark ettim. Artık içselleşen bir dürtü oldu yazmak. Neden yazdığımı düşünmek, yazacağım şeyi düşünmek ne kadar da aptalca onu fark ettim. Ve anladım ki yazmam için sadece dolmam gerekiyor. Ben. Merve. Yazmaktan vazgeçeceğim ha ?

Yazmak özel bir şey değil aslında, hatta herkes yazabilir. Yaşadıklarını, yaşayamadıklarını, yaşayacaklarını yazabilir insanlar. Her insan yazabilir istedikten sonra. Hiç zorlanmadan doldurur sayfaları ama asıl sorun bu değil! Eğer yazarak yaşıyorsan, nefesini satır aralarında almaya alıştıysan hiç bir prosedüre gerek duymazsın zaten. Ve ben, sadece yazarak var olabiliyorum. Belki de benden geriye kalan tek şey yazılarım olacak. Kimse okumasa da, okuyanlar beğenmese de, anlamasa da benim kalemim tükenmeyecek. Hayatımın amacı yazmaksa, amacımdan vazgeçtiğimde benden geriye ne kalacak ki?

18 yaşındayım ve anlatacak bir çok hikayem, paylaşacak bir sürü düşüncem ve tartışacak hatta anarşizm kokacak bir çok yazım olacak. Bunları bir anda tüketmeyeyim demiyorum, çünkü ben ölmediğim sürece tükenmeyeceğini biliyorum. Belki yazdığım şehirler, olaylar; hikayesini anlatacağım insanlar, eleştireceğim sistemler; yazdığım kalemler, defterler, mecraalar değişecek ama bendeki anlatma isteği bitecek gibi değil. Bundan sonra sadece kendim için yazacağım. bu ego değil yanlış anlamayın (ya da anlayın siz bilirsiniz) sadece kendime olan saygım arttı ve neden yaşadığımı fark ettim diyelim.
Bu yazı neden yazıldı sorusuna gelirsek... Bir amaç yok aslında, tamamen içgüdüsel bir şekilde, plansız, programsız ve salt huzur için yazdım. Ne kadar okunduğu umrumda mı? Değil! Tabiki insanların bir şeyler kazanmasını isterim ama anlamaktan yoksun beyne hiç bir propagandanın işlemeyeceğini biliyorum.
Yazarken kendimi fazlasıyla kaybediyorum ve heyecanım yüzünden kontrol etme zamanını kendime tanımıyorum. Bu nedenle yaptığım yazım hataları ve anlatım bozuklukları için affınıza sığınarak yazımı üzüntü içinde noktalıyorum.
Herkes duygularını konuşarak anlatmak ya da birileriyle paylaşmak zorunda değil. Bazen bir müziğin üzerine kendi sözlerini yazarak, bazen yazarak anlatırsın ama illa ki anlatırsın, anlatmalısın. Sen de içindekileri anlatmaya başla, belki de senin hikayen başkalarının başlangıç noktası olur, kim bilir...

 
Toplam blog
: 25
: 274
Kayıt tarihi
: 13.08.12
 
 

Bir müzik aç sokakların şenlensin. Özgürsün, yollar senin. Git gidebildiğince. Giy en şatafatlı e..