- Kategori
- Blog
Yazmak...
Çok genç yaştan beridir şu dört konuda hayatı tartışıyorum: Siyaset, Toplum, Aşk ve Din. Ve siyaset ve din hariç, aşkı(daha çok sevgi boyutunda) bloglarımda irdelemeye çalıştım. Hatta yıllardır konuşmalarıma göre çok daha fazla satıhta(detaysız)inceledim buradan! Çoğu kez gerçek düşüncelerimi bile anlatmadan, tamamıyla, sosyal boyutuyla vermeye çalıştım.
Evet, blog yazarlığı bir düşünce yazarlığı, yani, kesinlikle, sadece edebiyat yazarlığı değil. Bazen bunu karıştırdığımız düşüncesine kapılıyorum ve kendimi edebiyat yapmak boyutuyla baskı altında hissediyorum. Evet, edebiyat sanat dallarının en eskisi ve en fazla geçmiş birikime sahip olanı ancak ben bir “hayat yazarı” olarak, sadece edebiyattan veyahutta sanattan beslenmiyorum ki. Aynı şekilde hayatı anlatırken sadece kişisel güncelerimi veya anılarımı size anlatmıyorum da.
Yüzlerce yazı yazmış olmama karşın kendimi doğru ifade edebildiğim, amaçlarımı ve düşüncelerimi özgürce aktarabildiğim, motivasyonumu tam anlamıyla anlatabildiğim herhangi bir blog ne yazık ki yazabilmiş değilim. Her yazdığım bloğu okuduktan sonra –ne kadar iyi olursa olsun- iletişimimi tamamlayamadığım hissini uyandırıyor bende. Hatta bazen öyle oluyor ki size kendimi anlatmak için oturup yazı yazdığımda kendimi hiç anlatmamış olarak kalkıyorum yazının başından.
Rumuzlar, özel isimler, simgeler ve imlemler kullanmam bile, aslında kendimi düzgün ifade edebilmek üzere Pazarlama biliminden öğrendiğim iletişim yöntemleriyle de doğrudan ilgili! Keza bu yüzden Ata Kemal bey bazen reklam amaçlı görebiliyor yazdıklarımı ve Pazarlama açısından bakıldığında haklı olabilir de. Oysa benim tüm çabam öğrendiğim ve tecrübe ettiğim bilginin insanlarca, toplumca deneyimlenmesi ve hayatın paylaşılmasından ibaret!
Kişisel dünyamda son derece etkin olan bilimsel hayatın ve bilginin sizlerle paylaşımı konusunda halen düzgün bir yöntem bulabilmiş değilim, benim en büyük eksikliğim de bu! Bölük pörçük de olsa, bir kaç blog olarak ortaya dökmek istediğim doktrinlerimin, herhangi bir bilimsel temele oturmadan, burada yazmaya çalıştığımda, ne yazık ki, son derece sallanmakta olduklarını gördüm. Bunun temel sebebi MB aleminin bilimsel bir platform olmayışı ile ilgili! Evet, aramızda bilim insanları olabilir ama mecra olarak ve hatta medyanın bir parçası olarak, MB böyle bir bilgi paylaşımına yapısı itibariyle imkan verebilecek bir ortam değil. Nasıl yıllarca burada yaptığımı, daha önceleri kişisel boyutta Facebook’ta yaptığım zamanlar eleştiriler aldığım gibi, yazdığım bilime yakın bloglarda da pozitif dönüşler alamadım okuyucularımdan...
Bir şeye daha açıklık getirmek istiyorum: Edebiyat hem sanat alanı olarak, hem de konu olarak, hayatımın merkezini oluşturmuyor. Daha doğrusu hayatımın içinde çocuklarım dışındaki hiç bir unsur, hayatımın merkezine yerleşmiş değil. Benim kişiliğim herhangi bir konuyu yüceltmeye yönelmekten çok -Allah’a yaraşmak üzere- daha çok bilmeye ve yaratmaya uygun olarak gelişmiştir. Bu durumun sebepleri de vardır muhakkak. Ancak bu sebepler ne olursa olsun, karakterimin vardığı sonuçlara hiçbir etkisi olmayacaktır. Aynı şekilde yazımla ilgili yaşadığım süreçler sonucunda kafamda oluşan düşünceler, bu işin profesyonelce yapılması gerektiği ve özellikle tür açısından –kaygıyla- yazıldığı vakit, blogtan uzaklaşılıp yazının bir sanat eserine dönüştüğü ve hatta sanat olduğu gibi sanal olmayan gerçekler üzerinedir.
Aramızda bazı yazar olma potansiyeli taşıyan arkadaşlarımız var. Mesela Güz Özlemi öykü konusunda ilerleyecek, bence Sudan Hayaller Ayşe Kulin gibi bir yazar olacak, Ata Kemal bey zaten bir yazar, ben ise –ne yazık ki- tabiatım itibariyle piyasalaşsam bile, herhangi bir konuda bir yazar olarak anılmayacağımı çok net biliyorum. Ben daha çok Hıncal Uluç gibi –tabii olabilirsem- entelektüel platformun düşünen bir ismi olarak kabul göreceğimin de bilincindeyim ve bundan dolayı incinmiyorum da! Yani onca lafın özcesi edebi bir yazar olmak gibi bir düşüncem veya kaygım yok.
Ama yine de hayat boyu tartıştığım konular üzerine (Siyaset, Toplum, Aşk ve Din) kitaplar yazmayacağım anlamına gelmiyor bu durum. Emekli olacağım günden itibaren, bu konular üzerinden hayatı birer kitap olarak anlatacağıma emin olabilirsiniz. Ve hatta sanata dair hayata bir roman sözüm olduğunu da yadsımadan fakat ondan daha verimli bir şekilde, hayatı resmeden bloglar ve kitaplar yazmak konusunda son derece istekliyim. Diğer yandan bugün itibariyle kaniyim ki hepsini MB ortamında yaratmak, anladığım kadarıyla, mümkün değil. Siyaseti, toplumu ve dini, siyasi arenada ve gerektiğinde romanlarda tartışmak, daha etkili bir çözüm olacaktır.
Nasıl blog ortamında yıllarca yazmayı beceremediğim bilimsel yazılar gibi –oysa öğrenciliğim ve sonrasında iş hayatım kesinlikle bilim esaslıdır- bazı konuların blog ortamına getirip basitleştirilmesi hem fikrin tabiatına zarar verecek, hem de es geçilmesine, yok sayılmasına, imkan verecektir.
Blog yazarlığında geçen onca yıl belki de blog yazarlığının nasıl yapılması gerektiği hususunda hepimizi aydınlatmaktadır. Ve her geçen gün yazmak konusunda daha büyük azim, daha büyük cesaret ve yarattıklarımızdan ötürü de kıvanç duymaktayız.
Son dönemlerde sıkça belirttiğim üzere MB’li olmak gerçekten bir ayrıcalıktır.
Daha nice bloglara...
Sevgiler, Saygılar,