- Kategori
- Sinema
Yedi Yaşam

Sinema yazıları kaleme almak kolay geliyor bana...
Bir filmi izliyorsun ve sonra anlatıyorsun...
Kitap gibi değil, bir kitabı anlatabilmen için önce okuman, filmi izlediğin süreden daha uzun bir zaman dilimi ayırman gerekiyor...
Neyse!
Bu gece güzel bir film izledim...
Sonunda dağıldım ne yalan söyleyeyim!
Şaşkınlığım geçip, ağzımdaki tat kaybolmadan anlatmak istedim...
<ı>Bilirsiniz, her zaman böyle olmaz...ı>
Gece evde bir film izlersiniz, film biter, dişlerinizi fırçalar yatarsınız... Kafanız yastığa düştüğü zaman, ekran karşısında geçirdiğiniz yaklaşık bir buçuk saatten aklınızda hiçbir şey kalmaz...
Başrolünü Will Smıth’ın oynadığı “ Yedi Yaşam” ( <ı>The Seven Poundsı>) biterken...
<ı>Keşke yaşanmış bir hikâyeden alınsaydıı> diye geçirdim içimden...
Ben Thomas gibi adamların yaşıyor ya da bir dönem yaşamış, nefes almış, doğup büyümüş olmasını isterdim...
Çocukça bir düşünce ama isterdim işte...
Hele yaşadığımız bugünler de!
Etrafımızda ve dünyada bu kadar gözyaşı varken...
Gazeteler umudumuzu kaybetmediğimiz istatistiklerini yayımlıyorken ve herkes umudunu kaybetmek üzereyken...(!)
Ben Thomas’ın hikâyesini film olarak izlemek değil de, gazetelerden birinin hafta sonu ekinde fotoğrafı ile beraber okumak... Yazının sonunda da “ vaay be dünyanın bir yerlerinde demek hala böyle insanlar yaşıyor” demek isterdim
Başlığa bakmayın siz, bu bir sinema yazısı gibi gözükse de, değil aslında...
Filmi anlatmayı denedim, beceremedim...
<ı>Bazen böyle olur...ı>
Anlatmayı denersiniz, neresinden başlayacağınızı bilemezsiniz...
Anlatmayı denersiniz, başlarsınız da cümlelerin sonunu getiremezsiniz...
Başlarsınız, cümle kurarsınız, bu defa yazdıklarınızı beğenmezsiniz...
Dediğim gibi “ bugün güzel bir film izledim”
Yazıp anlatmayı denedim beceremedim...
İzleyin!