- Kategori
- Kültür - Sanat
Yeller Esiyor Eski Bahçelerin Yerlerinde

YELLER ESİYOR ESKİ BAHÇELERİN YERLERİNDE!
Bir zamanlar her taraf bağlık bahçelikti, sonra çağdaşlaştık(!) ve bahçeli evleri yok edip yerlerine apartmanlar, gökdelenler diktik. Bahçelerdeki yeşillikler söküldü, ağaçlar kesildi, çiçeksiz bloklar yükseldi, doğamız kirlendikçe kirlendi, sular çekildi, yağmur artık eskisi gibi yağmaz oldu, hava bozuldu; doğanın, doğallığın ırzına geçildi. Bu durumda şu şarkıyı nasıl söylemezsin; “Sevda bahçelerinin gülleri soldu/ Hiç ayrılamam derken kavuşmak hayal oldu...” Erdoğan Tokmakçıoğlu bir şiirinde, “İndim yârin bahçesine/ Parsellenmiş” diyordu. O bahçe bugün apartman oldu, her katı satıldı, çiçekler kapı dışarı edildi, sevdalar masal haline geldi... O masallara artık çocuklar bile inanmıyor...
Oysa İstanbul bahçeliydi eskiden. Şu bahçeli semtlerin bahçeleri geçmişte kaldı: Dolmabahçe müze olduğu için bahçesi talan edilemedi çok şükür ama Bahçeköy, Bahçeşehir, Bahçekapı, Paşabahçe, Bahçelievler’in kaçta kaçı bahçeli acaba? Bir zamanlar sazlar çalınırdı Çamlıca’nın bahçelerinde, şimdi ise yeller esiyor o eski bahçelerin yerlerinde!
Bodrum, Kuşadası gibi turistik yerlerdeki bahçelere kıyılıyor, yazlıkçıların en çok birkaç ay oturabilecekleri siteler yapılıyor, bahçe sahipleri parayı görünce yelkenleri suya indiriyor, anne babalarının özene bezene diktikleri ağaçların, çiçeklerin sökülmesine aldırmıyorlar. Para hırsı silikonlu, hormonlu kişilere dönüştürüyor insanları...
Ruhunuzu daha fazla karartmayayım, size bahçeli, çiçekli dizeler sunayım da azıcık ferahlayın. Bahçeli şiirler, maniler pek çoktur. Bir Karadeniz türküsünde şöyle deniliyor:
“Bahçeye gel bahçeye
Kuru fındık bulursun
Alacaksan al beni
Sonra pişman olursun!”
Ben izninizle bu dörtlüğün üçüncü dizesini “Doğayı iyi koru” diye değiştirmek istiyorum. Belki işe yarar! Bir başka türkü şu: “Bahçelerde idrişah/ Boyu uzun kendi şah/ İki gönül bir olursa/ Ayıramaz padişah!/ Bahçelerde kereviz/ Biz kereviz yemeyiz/ Bize Harputlu derler/ Biz güzeli severiz” (Hem böyle deriz hem de cennet gibi doğayı cehenneme çeviririz!)
Bir şiirimde, “Gözler üzüm/ Yanaklar elma/ Dudaklar kiraz.../ Kadın değil meyve bahçesi!” demiştim. O bahçe makyajlarla, estetik ameliyatlarla sanal bahçe oldu artık...
Bahçelerdeki çiçekler için de şu dörtlükleri yazdım:
“Bahçelerde menekşe/ Eder beni dört köşe/ Ruhuma bahar gelir/ Verir kalbime neşe”
Bahçelerde karanfil/ Kokuyor efil efil/ Aşk kalp zenginliğidir/ Aşksız oluruz sefil...”
“Bahçedeki güle bak/ Hadi al yakana tak/ Derde derman oluyor/ Aşk kokulu gül dudak”, “Bahçene lale doldur/ İşte güzellik budur/ Sevgililer eşittir/ Ne efendi ne kuldur!”
Bahçede hanımeli/ Estirir gönlümüzde/ Sanki bir bahar yeli/ Güzellikler gül açar/ Değerse hanım eli” (Kadınlar güzelliklere daha düşkündürler. Bahçelerimiz büsbütün yol olup gitmemesi için onlara büyük bir görev düşüyor.)
İş işten geçmeden bahçelerimizi talancılardan, yapsatçı doğa katillerinden kurtaralım.
Kalenin ardı diken
Mutlu olur gül diken
Paraya tapılır mı
Doğal güzellik varken.
Erhan Tığlı