Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Nisan '12

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
736
 

Yemeğe davet edip"Benim karnım tok " Demek !

Yemeğe davet edip"Benim karnım tok " Demek !
 

Allah bir kadın, bir erkek yarattı. Yeryüzünde tüm olup biten bu ikili ile ilgili gelişip, devam etmekte !

Düşünün ki bir erkek, uzun bir süre, bir kadınla buluşmak istiyor, sonunda buluşma kararı alınıyor...

Kadın gerekli detayları tamamlıyor, erkek onu almaya geliyor.

Arabada iltifatların havai fişekler gibi biri sönmeden diğeri parlıyor. Adam ,"nereye gitsek acaba?" gibi anlamsız bir soru soruyor. Soru anlamsız çünkü nereye gideceğini, hiç düşünmedin mi?

Neyse, kadın "ben seni bir yere götüreyim" der, erkek sanki böyle bir teklife hazır gibi, hemen peki, olur"  der. Ekler "ama benim karnım tok" (!)  Allah Allah ! Azizim akşam üzeri, akşam yemeği zamanı, ayrıca buluşmak arzusunda olan sensin. "Benim karnım tok " ne demek oluyor?

Karnın toksa susarsın, hafif bir şeyler yersin, ya da çorba içersin. Kadının karnı açtı ve samimiyetsizlikten hoşlanmadığı için, gerçeği dile getirdi.

Adam gidilen yerde oldukça rahat davrandı, afiyet şeker olsun, bir öküz iştahında yemek yedi !!!

Kadın, izliyordu, bu kadar küçük hesap içinde olan biri  ile ne paylaşılabilirdi?

Kadın " Kimbilir karnın aç olsaydı ne olurdu?" Dedi. Adam şaşırmış gibi yaparak, " ben hiçbir kadına hesap ödetmedim, bu durumu garipsedim" demez mi !

Mesele hesap ödemek ya da ödememek değil, ama davet ettiğiniz birini,    böylesine hafife almak talihsizlik.

Kadın hep alnı açık, arslanlar gibi kendi ayakları üzerinde duran biri, böyle durumlarla çok sık karşılaşmaktan artık sıkılmış- çok haklı olarak-  Nedense hep böyle kişilerle karşılaşmış...

Bil Gates davet etse yemeğe, ikinci buluşmada asla ödetmem, adaletli olmak,   kimseye yük olmamak, ucuz, seviyesiz olmamak, hep böyle düşünmüş ve hareket etmiş.

Birini davet ediyorsun sonra tüm masrafı bu kişiye yükleyip, "ben böyle şeyleri uygun bulmam " diyecek kadar, kendinden bihaber olabiliyorsun !!!

Beraberliklerde saygı, sevgi, dostluk, samimiyet yerine, mümkünse ben hiçbir şey yapmadan, çok şey elde edeyim eğilimi, ne yazık ki toplum genelinde, çeşitli kadın ya da erkekte görülmeye devam etmektedir.

Unutmamalı ki "veren el büyük ve yücedir" hep vermek dengeleri bozar, hep almak gibi.

Yaşamın temel taşı "denge"dir.

Ne ekersek, onu biçeceğiz,

Erkek  erkekliğini, kadın kadınlığını hepsinden en önemlisi de insan olmanın sorumluluğunu taşımak gerekiyor.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tanju Hanım çok seyrek de olsa yaşanılan bazı durumları ne kadar doğru yorumlamışsınız! Uygarlaşamamanın getirdiği kabalıktan ve anlayışsızlıktan dolayı nelerin yaşanmakta olduğunu göre göre bugünlere geldik. Bu türkü bitecek gibi değil ne yazık ki. Denemenizin sonundaki yorumunuza göre 'insan olmanın sorumluluğunu taşımak' karşılıklı sevgi, saygı ve 'yaşamanın temel taşı denge' sağlamaya çalışmadan olur mu? Bu da aileden başlar, eğitim süreçlerinde gelişir ve ileriki yaşlarda pekişerek dengeli ve sağlıklı kişilikler oluşturmaz mı? Sizin de vurgulamış olduğunuz gibi 'samimiyet' yok ise çıkarcılık ortaya çıkıyor değişik biçimlerde. Bu sorunların giderilebilmesi için 'köyden indim şehire' içerikli özleri de olan kimi kişilere bilmem ki çak fırın dolusu ekmek yemesini söylemek gerekiyor? Burada ne kadar söylesek, ne kadar yorumlamaya çalışsak bir gün gelecek onların ağababaları (ki sorunun içerisinde 'erkek egemen kişilik oluşumları' da vardır bence) anlayacak mı dersiniz?

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 03.11.2013 19:16
Cevap :
Anlattıklarımız karşımızdakinin anladığından öteye geçmiyor ,kişisel gelişime ve insan olmanın büyük sorumluluğuna dikkat çekmemeiz gerekiyor herhalde.Yorumunuza teşekkür ederim.  06.11.2013 1:15
 

Yakın zamana kadar toplum kuralları eski adıyla muaşeret kaideleri vardı ve uygulanırdı. Ben kuralcı bir ailenin kızıyım, kurallarla büyüdüm ve uygularım. Kuralsızlıkları da affedemem. Yazınızda davet eden beyin kabalığına hanım nezaket gösterip tahammül etmiş. Bence o cümle ile oradan ayrılmalıydı. Selamlar.

İpek Çevik 
 30.04.2012 23:52
 

İiginç bunu yapan erkek te nasılbir kafa nasıl bir zeka var merak etmekteyim. Hicbir şey doğru değilki akşam yemek saati birini davet ediyorsun ama nereye gideceğini bilmiyorsun hadi bunu bi nebze kabulenebilirsin iş bişeyler yemeye geliyor benim karnım aç değil diyorsun buda yemezmiş gibi hesabıda karşı tarafa yıkıyorsun çok ilginç bu nasıl bir zihniyet anlam veremedim. Bu devamlı almaya alışmış vermiyi paylaşmayı beceremiyenler icin kısa bir hihaye var.'Adamın biri derin bir kuyuya düşer bütün köy halkı kuyunun başına toplanır adamı çıkarmak için. Adamdan elini vermesini isterler ama adam bir türlü elini vermez. Sadece feryat figan eder, halkta adamın darda olmasına rağmen elini neden vermediğini anlayamaz. İmdada Nasrettin Hoca yetişir. Köy halkına çekilin oradan ben onu şimdi onu çıkarırım der. Eğilir, kuyudaki adamın kulağına sessizce bir şeyler söyler. Sonra adamın elinden tutar kuyudan dışarı çıkarır. Köylü şaşırır; hoca ne dedi de bu adam hocanın elini tuttu diye. Nasrettin Hoca köylülere dönerek: 'Hey komşular, bu adam hayatında hep almaya alışmış, bir çöp bile vermemiş. Bu nedenle siz ver elini dedikçe elini size uzatmamış. Ben onun kulağına al elimi diye fısıldadım. O da hemen elimi tuttu. Bende çekip çıkardım' demiş.

ertugrul aydin 
 30.04.2012 10:51
Cevap :
Yorumunuza çok teşekkür ederim.  03.05.2012 1:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 258
Toplam yorum
: 380
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 2028
Kayıt tarihi
: 09.11.06
 
 

Ben İngilizce öğretmenliği yapan yurdum insanıyım. Yalnız öğrencilerim yetişkin arkadaşlar. Devlet m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster