​ Yemekte varolmanın hafifliği / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Aralık '08

 
Kategori
Güncel
 

Yemekte varolmanın hafifliği

Yemekte varolmanın hafifliği
 

Yemekteler ama yarışmıyorlar...


"Yemekteyiz" programını izliyoruz. Andy Warhol'un kehaneti doğrulanıyor:"-Gün gelecek herkes 15 dakikalığına meşhur olacak." demiş, sanatçı...Ülkemizin doğru düzgün eğitim alamamış gençleri muhtelif yarışmalarda sıralarını savdılar. Bugünlerde sıra orta yaşlarındaki ev kadınlarımızda...Yemek yapma ve sunma yarışmasında daha çok genç erkeklerin karşısında onlar yarışmakta. Akranları olan beylerimizin eli yemek yapmaya pek yatmadığından olsa gerek! Yarışmacı hanımlarda ise büyük bir kazanma azmi ve iddiası mevcut. Ne yazık ki oylarını hep erkek rakiplerine verdiklerinden, tüm iddialarına rağmen kendileri bir türlü kazanamamaktalar. Erkek yarışmacılara bol keseden gösterdikleri "anlayışa" nedense kendi hemcinsleri için bir türlü elleri gitmiyor. Esasen zaten öyle bir tolerans da beklemiyorlar. İddiaları o kadar büyük ki! Zaman zaman evkadını olduğu için kendisinin sanvar yüceltilmesi gerektiğini iddia edeni bile var. Fakat öyle sevimsiz figürler haline dönüşüyorlar ki, insan tüm iyiniyetine rağmen ortayaşlıkadın profilinin ülkemizde ne kadar üzücü olduğunu düşünmeden edemiyor. Yarışmaya müracaat edenlerin arasında hiç mi bilgelikten nasibini almış hatun yok; Yoksa özellikle mi bu karakterler seçilmiş! Sanırım ikincisi...

Öyle ağır bir varoluş mücadelesine giriyorlar ki, insan acımadan edemiyor. Yaşamları boyunca ilk defa ve belki tek defa ele geçirebildikleri bu “15 dakikalık görünürlük”te hiç de istedikleri imajı veremediklerini nasıl anlatmalı bu hemcinslerime!? Onların adına utanmak ve üzülmekten başka bir şey elden gelmiyor. İnsan gene düşünmeden edemiyor: "-Bu da bir erkekegemen toplum komplosu mudur, nedir?"

Kendisinin misafir olduğu sofralara hiç bir şekilde müsamahalı davranmayan yarışmacılar, sıra kendilerine geldiğinde nasıl da tolerans talep ediyorlar, hayret verici! Diğer herkesin sofrasına kusur bulurken, sıranın kendine de geleceğinin bilincinde olmak acaba çok mu güçlü bir analitik düşünce gerektiriyor! Kimi genç yaşını ileri sürüyor, kimi kendisinin bekar erkek olmasını... Oylamada bu özelliklerinin göz önünde tutulmasını talep edebiliyorlar. İzleyici de merak ediyor haliyle! "silah zoruyla mı bu yarışmaya katıldınız?" Tabii bu noktada izleyicinin payını da vermeli, anlaşılan o ki maraza çıkaran yarışmacılar daha çok izleniyor.

Çok iyi bilinen, benim de daha önceki yarışmalar ve seçimler için yazdıklarımı burada da tekrarlamış oluyorum:
Oylar yarışılan konudaki niteliğe değil, duyguların sömürülmesi kriterine göre veriliyor bizde... Yarışanlar da pekala bunun farkındalar. Oyunu kuralına göre oynamaya çalışırken bazen şirazesinden çıkarıveriyorlar. Sofrada kıl çıktı diye ayılıp bayılanlar, oturup ağlayanların, kendilerini yayında izlediklerinde nasıl hissettiklerini de bilme şansımız olsaydı keşke… Rating yükseltmek için yapılacak en basit maraza çıkarma yöntemlerini uygulayanlar, ne zaman artık biraz da espri yaparak o ratingleri kapmaya çalışacaklar? Haydi yaşı ileri ev hanımlarından bunu ummayalım…! Ya o iddialı genç beyefendilerden de espriye çok müsait bu ortamda ne zaman biraz zeki espri kırıntısı bulabileceğiz! Trafikte araba sürerken özellikle kadın şöförlere gösterdikleri tahammülsüzlük burada da mebzul miktarda, ama espri yok!

Bu kadar eleştireceksem niçin ben de izliyorum sorusuna gelecek olursak… Doğrusu bu formatı çok ilginç buluyorum. İşin içinde yemek yapmak, sunmak ve yemek var; değişik kişiliklerin bir araya gelmesi var. Bir çeşit gözetleme ve gözlemleme var.
Ama en önemlisi yoğun bir katarsis var. İnsan bir tv programından başka ne bekler!


 
Toplam blog
: 93
: 1712
Kayıt tarihi
: 12.12.06
 
 

Ununu elemiş, eleğini henüz asmamış bir ''Mimar''ım. Hep özel sektörde çalıştım. Yoğun çalışma yılla..