​ Yeni devlet modelinde bütün eller cepte! / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Aralık '11

 
Kategori
Güncel
 

Yeni devlet modelinde bütün eller cepte!

Yeni devlet modelinde bütün eller cepte!
 

AKP hükümeti bölgesindeki ve içindeki onca soruna karşın “el çabukluğu marifet” misali Türkiye’yi her anlamda yeniden yapılandırıyor.

Korkmayın amacı bir “şeriat devleti” kurmak değil.

Çok daha “ulvi”(!) bir hedefi var hükümetin: Ticaret devleti kurmak.

Yani Türkiye’yi her anlamda bir “Küçük Amerika” haline getirmek için ter döküyor hükümetimiz.

Bunun için seçim öncesi çıkardığı Kanun Hükmünde Kararname’lerle tozunu atıyor devlet geleneklerinin.

Bu bağlamda icracı bakanlıkların (siz bol paranın kullanıldığı bakanlıklar olarak anlayın) kadroları ve işleyişleri tamamen değişiyor.

Uzun yıllar devlet hizmetinde yetişmiş, nitelikli, birikimli kamu çalışanları tozlu masaların başına oturtulurken, hayatında resmi yazı görmemiş yeni yetmeler, partili çocuklar, kasabalı piyasacı takımı her biri bir genel müdür maaşına alınan pahalı koltuklara kuruluyor.

Sözüm ona bu yeni kadrolar, devlet dairelerini tıpkı şirketlerde olduğu gibi  “profesyonel” tarzda yönetecekler.

Peki, toplumun, halkın ne çıkarı olacak bu yönetim anlayışından?

Kamu hizmetlerini daha nitelikli, daha ucuza mı alacak vatandaşlar?

Peşin söyleyeyim, AKP’nin yeni yapılandırılma hedeflerinde bu soruları sormak hem çok ayıp hem de çok saçma.

Çünkü sunulan artık bir kamu hizmeti değil, ticari bir hizmet!

İkincisi hizmeti alacak olanın adı “vatandaş” değil: “müşteri”.

Üçüncüsü hizmet “ticari” olduğundan çeşitli versiyonlardan oluşuyor, çok paraya “iyi” hizmet, az paraya “nah” hizmet satın alınıyor.

Şirketleri pardon devlet kurumlarını yönetecek olan yeni “ceo”ların maaşlarına ve yetkilerine alışmamız biraz zaman alacak.

Uçuk maaşlı bu üst yöneticiler, ellerindeki düdüklerle iş güvencesinden yoksun diğer çalışanları istedikleri anda saha dışına çıkarabilecekler yani işten atabilecekler.

AKP hükümetinin daha önce sermaye için çıkardığı “patron odaklı”  iş yasaları, artık kamuda da bu şekilde geçerli hale gelmiş olacak.

Bu dev projenin mimarbaşı olan kişi, yönettiği Milli Eğitim Bakanlığı’nda işlerin nasıl yürüyeceğine, sistemin nasıl çalışacağına dair bolca örnekler ortaya koydu bile.

O kadar ki Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer,  “eğitim işinin öğretmenlere, eğitimcilere bırakılamayacak kadar önemli ve ciddi bir iş” olduğunu beyan ederek,  siyasi ve yönetsel hayatımıza yeni bir özdeyiş kazandırmanın “onuruna”(!)  da sahip bir bakan.

Artık Milli Eğitim Bakanlığı’mız ve okullarımız, öğretmen ve eğitici olamayan ama yönetsel yetenekleri hayli gelişmiş örneğin kabzımalarla, bisküvicilerle, imamlarla dünya ile rekabet edecek seviyeye ulaşacaklar.

Milli Eğitim’deki bu yapılandırma Sağlık Bakanı’nı kıskandırmış olacak ki o da tam gaz yeni yapılandırmaya koyuldu.

Ne de olsa sağlık işleri, eğitimden daha fazla paranın döndüğü bir hizmet alanı.

Dolayısıyla buradaki işleyişe, para trafiğine ve kadrolaşmaya yabancıların da dâhil edileceği bir sistem hazırlandı.

Uzun uzadıya yazmaya gerek yok, özetin özeti şu:

Araştırma ve öğrenci yetiştirme ile amacına dönük faaliyet gösteren üniversite hastanelerine Sağlık Bakanlığı’nca el konulacak.

Kariyer mesleklerinin başındaki doktorluk mesleğinin şampiyonluğuna son verilecek, yabancı hekim ithali ile yerliye olan “zorunluluk” azaltılacak.

Yarım yüzyılda yetişen uzman doktorlar, profesörler, doçentler hastaneyi yönetecek bir “büfeci”nin emrinde ve iki dudağı arasındaki bir güvencede çalıştırılacak.

İtiraz eden ya da “performansı” düşük kabul edilen doktorlar, işsiz bırakılacak.

Hastaneler hasta ve kamu hizmeti odaklı değil, “kar/zarar” hesabına göre hizmet verecek.

Zarar eden şirketler pardon hastaneler, tıpkı daha önceki devlet kurumları gibi “pul parasına”  yabancı ya da yerli özel sektöre satılacak.

Devlet eli cebinde bu özel işletmelerin vatandaşı nasıl soyduğunu “denetleyecek”.

Tabi bu arada vatandaş kaliteli hizmet için çuvalla oy verdiği AKP hükümetini zor durumda bırakmamak adına, katkı payları adı altında devletine yani “şirketlere” yardımcı olacak yani elini cebine atacak.

Örneğin sağlık şirketine kayıt için 3 TL, ilaç yazdırmak için 4 TL, muayene için 10 TL, ilaç satın almak ve tahlil için şimdilik yüzde 10–20 oranında katkı payı, kullanılan sarf malzemeleri için yeterince para ödeyecek.

Bu projenin iyi tarafı şu: iyi paraya iyi hizmet satın alınacak.

Nasıl işi, parası olmayanlar, fakirler ne mi olacak?

Model aldığımız ABD’yi araştırın biraz, piyasa devletinde parası olmayan nasıl yaşıyor, bi zahmet öğrenin artık.   

 
Toplam blog
: 152
: 700
Kayıt tarihi
: 17.07.08
 
 

Trabzonluyum ve bu kentte yaşıyorum. Kamuda inşaat mühendisi olarak çalışıyorum. Resmi görevimin..