​ Yeni Eğitim Sistemi / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Nisan '12

 
Kategori
Eğitim
 

Yeni Eğitim Sistemi

Yeni Eğitim Sistemi
 

Eğitim Sisteminin yeniden planlanmasına acilen ihtiyaç vardır. Oluşturulacak yeni eğitim sisteminin artık ideolojik yaklaşımlardan uzak tutulması gerekmektedir. Eğitim sisteminin içindeki sorunları en iyi bilenler öğretmen kesimidir. Fakat bu güne kadar öğretmenlere eğitim sistemi hakkındaki fikirlerini soran olmamıştır. Bu nedenle bir türlü sorunlar çözüme ulaştırılamamıştır. Bir öğretmen olarak bana fikrimi soran olmasa da eğitim sistemi hakkındaki görüşlerimi yazmak istedim. Bu yazıyı kaleme aldım.

Eğitim sisteminde 4+4+4 gibi 8+4 gibi 5+3+4 gibi sayıların var olmasının, zorunlu eğitimin kesintisiz olup olmamasının eğitim sisteminin sorunlarını çözme açısından bir değeri yoktur. Nereden bölerseniz bölün ister bölmeden kesintisiz yapın öğrencilere hangi yaşta hangi eğitimleri vereceğinizi doğru planlamadığınız takdirde eğitim sorunlarını çözemezsiniz. Eğitim sistemini, getirilmesi düşünülen eğitim sistemi sayılarını kullanarak planlayacağım.

Zorunlu eğitimi 4+4+4 olarak böldüğümüzü düşünelim. Eğitime başlangıç yaşını 5 yaşı (60 ay) doldurmuş olmak olarak kabul edelim. 5 yaşındaki çocuğa kalem tutturmanız, yazı yazdırmanız bilimsel olarak sağlıklı olmadığı tespit edilmiştir. O halde Anaokullarını da ortadan kaldırdığınıza göre bu yaştaki çocuklara 1. Sınıfta anaokullarında verilen eğitimler verilmelidir. Bu öğrencilerin eğitimi de anaokulu öğretmenlerine yaptırılmalıdır. Bu yaştaki öğrencilere okuma yazma eğitimi verilmemelidir. Oyun, resim, müzik, beslenme, spor vb.. eğitimler verilmelidir.

Günümüzde eğitim sisteminde en çok şikayet edilen konulardan birisi de ilkokul çağındaki çocukların müfredatlarının çok ağır olmasıdır. Pek çok veli ilköğretimin birinci kademesine giden çocuğunun ödevlerinden bir şey anlamadığını dile getirmektedir. Bu nedenle öğrencilerle veliler özel olarak ilgilenememektedirler. Zorunlu eğitimin birinci kademesinde müfredatın hafifletilmesi gerekmektedir. 2. 3.  ve 4. Sınıflarda öğrencilere Türkçe dersinde okuma yazma, matematik dersinde dört işlem, hayat bilgisi dersinde güncel hayattan bilgiler öğrenmelidirler. Lise çağına geldiği halde hala okuma yazma bilmeyen, dört işlemi yapamayan, dolayısıyla da okuduğunu anlamayan, matematiği başaramayan pek çok öğrenci bulunmaktadır. Bu sorunu çözmenin yolu okuma yazma ve dört işlem üzerinde bu dönemde yoğun bir şekilde durmaktır. Bu derslerin yanında resim, müzik, oyun, spor, beslenme, gibi derslerin olması öğrencilerin okulu sevmelerini sağlayacaktır.  Bu aşamadaki öğrencilere sınıf öğretmenleri tarafından eğitim verilmelidir. Sınıf öğretmenlerinin verdiği eğitimin 5 yıldan 3 yıla düşmesi sınıf öğretmeni fazlalığına yol açacaktır. Bu sorun 40 kişilik 50 kişilik sınıfların 20 -25 kişiye düşürülerek çözülebilinir. Bu sayede sınıf mevcutları makul rakamlara çekilmiş olur. Böylece eğitimin kalitesi de yükseltilmiş olur.

Öğrenciler birinci kademeyi bitirip ikinci kademeye geçtiklerinde 8 yaşını bitirip 9 yaşına girmiş olacaklardır. Bu yaş meslek seçimi için uygun değildir. Çocuklar henüz hayatın gerçekleriyle tanışmamışlardır. Bu nedenle meslek seçimleri de uçuk istekler olacaktır. Bu aşamada mesleki eğitim başlatılırsa bu öğrencinin isteği olmaz. Velinin isteği doğrultusunda meslek seçimi yapılmış olur. Bu durum bireylerin mesleklerini yaparken mutsuz olmalarına yol açar. Bu nedenle bu yaşta mesleki eğitime geçilmesi yanlıştır. İkinci kademenin ilk yılı hazırlık eğitimi olmalıdır. Tüm okullarda bir yıl boyunca öğrencilere yoğun Yabancı dil eğitimi verilmelidir. Bu aşamada öğrencilerin bir yabancı dili mükemmel konuşur hale getirilmesi sağlanmalıdır. İkinci kademenin ikinci yılından itibaren öğrencilere kültür dersleri eğitimi verilmelidir. Bu aşamada Tarih, Coğrafya, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Fizik, Kimya, Biyoloji, Matematik, Türkçe, Edebiyat, Yabancı Dil, Felsefe, Psikoloji, Sosyoloji, Spor, Müzik, Resim vb.. derslerin eğitimi verilmelidir.  Sene sonunda merkezi sınav yapılması bu sınav sonucunda belli puanı aşan öğrencilerin bir üst sınıfa geçmeleri sağlanmalıdır. Puanları tutmayan öğrencilerin bir kereye mahsus sınıf tekrarı yaptırılır. İkinci senesi olan öğrenciler doğrudan sınıf geçirilir. Böylece öğrencilerin birden fazla sene kaybetmeleri engellenir.  Merkezi sınavın sorularının öğrencilerin görmüş olduğu derslerin müfredatlarına göre hazırlanması gerekmektedir. Böylece eğitim birliği sağlanmış olur. Bu sınav sonuçlarına göre, öğretmenlerin öğrencilere ne derece verimli oldukları tespit edilmiş olur. Sınav sonuçlarına göre öğretmenler de denetlenmiş olur. Eksiklikleri tespit edilen öğretmenler hizmet içi eğitimler vasıtasıyla eksiklikleri giderilir. Sene sonlarında yapılan merkezi sınav sonuçlarının ortalamalarına göre de öğrenciler her hangi bir başka sınava gerek duyulmadan üçüncü kademe okullarına yerleştirilir. Merkezi sınavlar müfredat konularıyla ilgili olacakları için ayrıca dershane eğitimi gerektirmeyecektir. Bu durum dershanelerin azalmasına hatta zamanla yok olmasına yol açacaktır.

Öğrenciler ikinci kademeyi bitirip üçüncü kademeye geçtiklerinde 12 yaşını bitirip 13 yaşına girmiş olacaklar. 13 yaş kişilerin meslek seçebilecekleri, çıraklık için de ideal bir yaş olması dolayısıyla mesleki eğitime geçilebilinir.  Öğrenciler için iki değişik eğitim alanı oluşturulmalıdır. Birinci alan Akademik eğitim, ikinci alan Mesleki Eğitim. Akademik eğitimi seçen öğrenciler öncelikle Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri, Matematik, Edebiyat ve Yabancı Dil dallarına bölünürler. Dört yıl boyunca yoğun bir şekilde, dallarıyla ilgili dersler ve bunların yanı sıra Müzik, Resim, Spor dersleriyle eğitimleri gerçekleştirilmelidir. Her dal için dalın gerektirdiği derslerin müfredatlarına göre sene sonlarında merkezi sınavlar yapılır. Bu sınav sonuçlarına göre öğrenciler belli bir puanı geçmeleri durumunda üst sınıfa geçerler. Puanları tutmayan öğrencilerin bir kereye mahsus sınıf tekrarı yaptırılır. İkinci senesi olan öğrencilere doğrudan sınıf geçirilir.

Mesleki Eğitim alanını seçen öğrenciler kültür dersleri yerine mesleklerinin gerektirdiği dersleri yoğun olarak alırlar. Meslekte uzmanlaşmaları için teorik dersleri pratiğe dönüştürebilecekleri tam teçhizatlı atölyelerin kurulması önemlidir. Ayrıca son sınıfta artık teorik eğitimin ortadan kaldırılıp tam gün pratik eğitim yapabilmeleri için işletmelerde beceri eğitimi yapılması gerekmektedir. Son sınıf öğrencileri haftanın 5 günü işletmelerde eğitim görmeleri işin pratiğini öğrenmeleri açısından oldukça önemlidir. Bu öğrencilerin düzenli olarak meslek öğretmenleri tarafından işletmelerde kontrol edilmeleri gerekli gördükleri yerde öğrencilere işletmelerde eğitim vermeleri gerekmektedir. Mesleki eğitimde de her meslek için ayrı bir merkezi sınav hazırlanmalıdır. Bu merkezi sınav Meslek derslerinin müfredatlarına uygun olmalıdır. Bu sınav sonuçlarına göre belli puanı geçen öğrenciler bir üst sınıfa geçirilmeli, yeterli puanı alamayan öğrenciler bir kereye mahsus sınıf tekrarı yaptırılıp, ikinci senesi olan öğrenciler doğrudan sınıf geçirilmelidir.

Zorunlu eğitimi bitiren öğrenciler için önlerinde iki yol bulunmaktadır. Birincisi almış oldukları eğitim doğrultusunda hayata atılıp mesleklerini icra etmek. İkinci yol Üniversite tahsili yapmak. Üniversite sınavlarının ortadan kaldırılması gerekmektedir. Merkezi sınavla üniversitelere öğrenci yerleştirmek yerine üniversitelerin kendi öğrencilerini seçmelerinin yolu açılmalıdır. Üniversitelerde bir öğrenci değerlendirme kurulu oluşturulmalıdır. Üniversitenin çalışanlarının ve öğrencilerinin oylarıyla bu kurul üyeleri üniversite hocalarının içersinden seçilmelidir. Bu kurul iki yıllığına seçilmeli ve başlıca görevleri öğrencileri bilimsel kriterlere göre seçmek olmalıdır. Üniversiteler hangi bölümlerinde hangi eğitimi almış öğrencilerin bulunması gerektiğine önceden karar vermelidirler. Bu doğrultuda 3. Kademede yapılan merkezi sınav sonuçlarına göre belirleyecekleri dalların ya da mesleklerin merkezi sınavına giren öğrencilerden belli puanı almış olanları öncelikle seçmelidirler. Daha sonra da meslek ya da alan yeterlilik sınavı yaparak öğrencilerini seçebilirler.

 

Bütün bu çalışmalar sonucunda eğitim sistemi bir düzene girmiş olur. Fakat eğitimde gerçek kalitenin sağlanabilmesi için öncelikle eğitimli kişilere hak ettiği değerin verilmesi gerekmektedir.  Eğitimli kişilere hak ettiği değeri vermediğiniz müddetçe öğrencilerin eğitime olan ilgisini artıramazsınız. Öğrencilere öncelikle iyi bir eğitim aldığında neler başarabileceğinin iyi anlatılması gerekmektedir. Fakat ülkemizde iyi eğitim almış kişilerin hali ortada. Buna karşılık doğru düzgün eğitim almadan çok iyi yerlere gelen örneklerde ortada. Hal böyle olunca öğrencileri eğitim için motive etmek oldukça zorlaşmaktadır.

 

 
Toplam blog
: 4
: 2313
Kayıt tarihi
: 13.10.11
 
 

Muhasebe Öğretmeni ..