Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

26 Mart '08

 
Kategori
Alışveriş - Moda
 

Yeni moda kokonası

Yeni moda kokonası
 

Bir arkadaşa yeni bir şeyler yapmak istediğimi anlatırken gelen geliyor başıma. Tam da, “Çok özeniyorum senin işine” derken laf ağzımda kalıyor. “Ne güzel, çiziyorsun, kesiyorsun, biçiyorsun, dikiyorsun. Keşke bende de olsaydı bu yetenek” diyorum iç geçirerek. “Sorma işler çok sıkışık” diye yakınıyor o da. “Model siparişlere yetişemiyoruz, işler havada uçuşuyor” diyor. “Nasıl yetiştireceğiz bilmiyorum” diye ekliyor endişe içinde. “Anlayacağım bir şey olursa, hani kıvırabileceğim cinsten bana da söyle belki elimden gelir” diyorum en yardımsever halimle.

Ertesi hafta telefonum çalıyor. “Hafta sonu müsait bir zamanında bana yardım etmek ister misin?” diyor arkadaşım. “Ne yapacağım?” diyorum korkarak. Birden ödüm patlıyor. Nihayetinde işe hevesli olsam da, kendime yakışanı iyi bilirim dışında işten çok anlayan biri değilim. Söküğümü, düşen düğmemi dikerim bin şükür. Ev ekonomisi dersinde sürfile, teyel gibi dikiş çeşitlerinde elli santim kumaş üzerinde müthiş teknik puanlar almışlığım bile var. Ama sonuç Katina’nın elinde makası dikemez ah dikemez durumu diye düşünceye dalmışken, “Sen yeter ki gel” diyor hafif tırstığımı anlayarak “Sana uygun bir şey mutlaka buluruz.”

Butikten içeri girdiğim anda bir sürü top yumak ile karşılaşıyorum. Kış akşamları annemin elimize tutuşturduğu çileler geliyor aklıma gülümsüyorum. Bir kahve ikram ediyor önce, “kahvesiz çıkmam” ilkemize uyarak. Keyif yapmamız bitince modernize edilmiş bir çıkrığın yanına bir sandalye çekiyor. “İşte” diyor, “senin işin bu”. “Bu ipleri bu çıkrıkla sarıp, birkaç kat haline getireceksin.” Nasıl yapacağımı gösteriyor önce sonra hadi bakalım deyip işi bana devrediyor. Çık da çık-rık, çık da çık-rık fır fır, yavaş yavaş sarıyorum ipleri. Yumak dönüyor, kafamın içindeki tilkiler artık dönemiyor. Hiçbir şey düşünemez hale geliyorum. Dert, tasa bir anda başka yere gidiyor, dünya çıkrıktaki yumakta dönüyor. Çıkrık beni hipnoz ediyor. Çık da çık-rık, çık da çık-rık…

Siyah, gri, kahve, bej rengi çok katlı yumaklar yaptım diye inanılmaz iyi hissediyorum. Yumak işinde büyük başarı göstermiş olmalıyım ki, bir sonraki hafta başka bir teklif daha alıyorum. “Örgü örmeyi biliyor musun sen?” diye soruyor arkadaşım bu kez. “E, şey düz, ters, kesme şeker, pirinç, selanik bilirim ama kesmeyi, oymayı bilmem dümdüz örerim işte ben” diyorum. “Tamam” diyor, “Dümdüz ör sen. Yeter ki, yurt dışına hazırlanacak triko modelleri yetiştirelim”.

Çok katlı üç yumaktan daha da çok katlı, iki buçuk karışlık bir parça örmem isteniyor. Çıkka da çık, çıkka da çık on numaralı şişe ilmekleri sıralayarak, örüyor da örüyorum. İlmekler birbirine iliklenirken, benim tilkilerin kuyrukları düğüm oluyor yine hiçbir şey düşünemiyorum. Tıkır tıkır örüyorum sadece, örgü büyüdükçe büyüyor, sorunlar küçülüyor. Örgü beni hipnoz ediyor. Çıkka da çık, çıkka da çık…

Önce çıkrıkçılıkla başlıyorum işe, sonra örgücü oluyorum. “Yeter ki, yetişsin” cümlesiyle başlayan bu macerada kendinden emin hatta kimseye çaktırmadan sinsi adımlarla ilerliyorum. Heyecanla bir sonraki işimi bekliyorum, beklerken ileride harika elbiseler tasarlayıp diktiğimi hayal ediyorum.

Hayallerim bir gerçek olursa yalnız tutmayın beni şimdiden söylüyorum. Artık şekil olsun diye gözüme kara gözlük mü takarım, moda budur diye ceket altı taşlı sutyen mi giyerim, hiç üretmeden iki de bir dükkân açıp kapar basında bir şekilde yer mi alırım, davet davet gezip sürekli bir şey yapacakmış havası mı veririm, Toprak Mahsulleri Ofisine kıyafet dikip sayın devlet büyükleri ile aramı illaki iyi mi tutarım, kendimi de “yamak” değil “çanak” diye mi lanse ederim işte orasını bilemiyorum.

Son cümle ile moda konusunda hiciv* sanatının dibine vuruyor ve yazıyı şöyle noktalıyorum. Korkun benden, savulun, çok ciddiyim modaya ben de el atıyorum!



*Hiciv, edebiyatta bir yazı türü. Bir kişi, olay veya durumun, iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle manzum yolla eleştirilmesine hiciv ya da, yergi adı verilir.

 
Toplam blog
: 118
: 1607
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

Bir fikirden bir başka fikre, gerçeği bulana kadar bir halden başka bir hale geçip duruyorum. İncede..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara