​ Yeni Orta Çağ'ın cilveleri / Dünya / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Eylül '08

 
Kategori
Dünya
 

Yeni Orta Çağ'ın cilveleri

Modern dönem, siyasal olarak 1945’te bitti. Post-modern dönem, 1990’da bitti. Post-2-modern dönem, 11 Eylül 2001’de bitti. Şimdi, post-3-modern dönemdeyiz.

Yeni Orta Çağ, simgesel milat olarak 1986 glastnostuyla, pratik olarak 1992 Bosna katliamlarına AB’nin seyirci kalmasıyla başladı.

Eski Orta Çağ’ın cilveleri vardı, tarihin ironileri de denebilir. Bugününkinin de var.

Kavimler Göçü, Avrupa’yı 500 ila 1.000 silkeledi attı. O zamanki Kavimler Göçü, soğuk Kuzey Asyalılar’dan geldi.

Yeni Kavimler göçü, sıcak Güney Asya’dan ve Afrika’dan geliyor, yine on milyonlarca kişi olarak... Düşünün ki 500 yıl beyaz olan ABD, 2030’da beyaz-değil (siyah, sarı, kahverengi, vd) ağırlıklı nüfuslu olacak.

Aristo, asla ve kata tek tanrılılığın imasını dahi etmemişken ve üstelik tek tanrılı Musevilik onun zamanında da varken, İbn-i Sina tarafından pozitivist ve İmam Gazzali tarafından engizitörce olarak İslam’a, bunu isteyip istememiş olduğu hala tartışmalı bulunan, Aquinolu Thomas tarafından Hristiyanlık’a şırıngalandı.

Bugün, Aristo ve Lao Tzu, (2.500 yıldır kimsenin aklına gelmeyen) poliyalektikle birbirine sentezleniyor. Bu da, yıl 10000’e uzanabilen bir gelecekbilim düşünce aracı demek.

Orta Çağ’da Avrupa’da 4 rönensans ve 4 engizisyon gözlendi. 11. Yüzyıl’da Ön Asya’da / İslam’da ise, engizisyon ve rönesans çakışık olarak gözlendi.

Papa Galile’den, İngiliz Kilisesi Darwin’den bugün özür diliyor ama bunu yaparken, Müslümanlar’ın birer terörist olarak muamele görmesine karşı çıkmıyor. Papa ve BM insan klonlamasına (her ne hakla ise) karşı çıkabiliyor.

Papazlar, Aristo’nun eksik mantığını 1200’lerde tama yükseltgedi.

Einstein, Planck ve Heisenberg’in kurduğu, triyalektik trilemma, paradigmatik duvar aşılamıyor.

Buna karşın, ironiyi aşan biçimde ölümsüzlük yakalandı, robotlar ve uzaycılık tam gaz ilerliyor. Diğer bir deyişle, kuram geriye giderken, edimin ileriye gittiği ender durumlardan birindeyiz. Düşünün ki tam da bu sıralar CERN’de yapılan milyarlarca dolarlık ve binlerce kişilik deneyler olmaksızın, yalnızca düşünce deneyleri yoluyla, orada sınanmaya çabalanan kuramlar, tek tek kişilerce 100 yıl önce oluşturuldu.

Bosch, Bruegel ve Dürer gibi 3 başusta, tam da o ortamda çıkmışken, şimdilerde hem öncü, hem de olağan sanatın öldüğü tartışılıyor. (Tabii ki aslında ikisi de tam gaz ilerliyor ama kitle iletişim araçları onları görmezden geliyor.)

O zamanlar, altın para ve taş kale terkedilecek denli, yıkımlardan gına gelmişti.

Şimdilerde, milyarlarca dolar eden gökdelenler dikiliyor ve sonra da İkiz Kuleler gibi alaşağı ediliyor.

2 Orta Çağ’ın da ortak olduğu yön ise şu:

Önce ABD’nin tekkutupluluğuna, oradan da ABD’nin son 7 yılda yaptıklarıyla kutupsuzluğa giden global durum, eski Orta Çağ’da da aynen vardı. Tamam, İslam bir ara zirve yaptı ama Cengiz Han, 50 ülke yıkımı ve 60 milyon ölüyle, tüm zamanların yıkım rekorunu kırınca, 750 yıl sonra bile izsiz biçimde, o zirvelerden geriye enkaz bile kalmadı, çünkü adam kentleri yıktırıp, üzerinden nehirler geçirtmişti.

Ha, bir tane daha ortak yan var: Bugünün Çin’i ve Cengiz Han’ın Çinli danışmanı.

Bana öyle geliyor ki Çin durdurulmazsa, Cengiz Han’ı da sollayan bir yıkım getirecek.

E tabii, istisnalar her zaman var. Milano kentinin, ana ticaret yolları dışında olması nedeniyle, veba salgını dışında kalabilmesi gibi, bazı küçük kültür adacıkları olacak elbette: Yeni bir kutup çağı girene kadar Norveç, o konumu güvenceledi bile örneğin...

Tarih cilvelidir, yani rasgelelik, değil düzeni, raslantısallığın büyük sayılar kuralını bile aşabilir. Emperyalizmden ve sömürgecilikten sonra gelen faşizm gibi, günümüz Yeni Orta Çağ’ı da, yepyeni kavramlar üretebilir, örneğin Çin’in ateist engizisyonu gibi...

Hamiş: Neo-entellektüele sağ kalma ipucusu: Burnunu dalgaya ya da değişim rüzgarlarına ver, hiçbir toplumsal kesime bağlanma, kendini kurbanlık koyun sanma, Bruegel gibi yürü git, tanıklıklarını kaydet, yeter de artar bile...

 
Toplam blog
: 2216
: 514
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..