- Kategori
- Eğitim
Yeni rehberlik programı ne kadar uygulanabilir?

Kabul edilen ve uygulanmaya başlanan yeni ilköğretim ve ortaöğretim kurumları sınıf rehberlik müfredatı formatörlük eğitimlerinde Prof Dr. Yaşar ÖZBAY”dan dinlediğim bir öyküyle başlamak istiyorum yazıma;
Fareler, yaşadıkları evin sahibince yeni alınan kediden usanmışlardır. Zira kedi artık farelere aman vermemektedir. Fareler, bu sorunu çözmek için bir araya gelirler. Düşünürler, düşünürler, düşünürler…
Bir türlü sorunu çözecek bir çözüm yolu üretemezler.
Umutlarının kırıldığı bir anda, genç bir fare sahneye atılır.
Bulduuummm ! diye haykıran fare bir anda bütün dikkatleri üstüne toplar. Merakla bekleyen farelere fikrini açıklar;
“Büyük bir zile, büyük bir ip bağlayacağız ve bunu kedinin boynuna takacağız. Kedi yürüdüğünde bu zil çalacağı için biz de kedinin geldiğini anlayarak rahatça kaçabileceğiz” der.
Fikrini söylediği anda büyük bir alkış kopar. Bütün fareler bir yandan ıslık bir yandan alkış tutarak bu fikri takdir eder.
Fakat arkalarda hiç tepki göstermeyen yaşlı bir fare vardır. Bu yaşlı fare, farelerin “bilge”si olduğundan o”nun bu tepkisizliği dikkatleri çeker. Ve o”na yönelerek, neden tepki göstermediğini sorarlar.
Bilge fare, gayet sakin cevap verir;
- Peki zili kedinin boynuna kim takacak?
Daha önce üç makalemi yeni ilköğretim ve ortaöğretim kurumları sınıf rehberlik müfredatına ayırdım. Bu üç makalede de programın olumlu yönlerine değiniyor olmamdan ötürü, her şeyi güllük gülistanlık gösterdiğim yönünde eleştiriler aldım (yorum, mail ve site içi mesajlardan gelen bazı tepkiler). Elbette ki, değinmeyi düşündüğüm olumsuz gibi algılanabilecek noktalar da olacak.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, bağcıyı dövmek gibi bir niyetim yok ve ben sadece üzüm yeme peşindeyim… Amacım bir yargı oluşturmaktan öte, okuyucunun zihninde soru işaretleri oluşturarak düşünmeye sevk etmek, belki de bu düşünme sürecinde negatif durumları pozitif sonuca ulaştıracak çözümler üretmelerine yardımcı olmaktır.
Yukarıda paylaştığım öykünün de dikkat çektiği gibi, bir programın çok farklı yada çok güzel olmasından öte “uygulanabilir” olup olmaması hayati derecede önemlidir. Peki yeni müfredat Türkiye koşullarında ne kadar “uygulanabilir” niteliğe sahip?
Faruk Bey, köşesinde rehberliğin müfredatı oluşturularak ders haline getirilmesinin mesleğimizin ruhuna aykırı olabileceğine değinmişti. Şahsen ben kendisine katılmıyorum. Zira yeni müfredatı ders olarak değil de “grup etkinliği” olarak algılamak gerekir.
Peki okullarımızın ne kadarının sınıf mevcudu, bu “grup etkinlikleri”ni uygulamaya müsait? Ülkemiz koşullarında en azının 35-40”larda olduğu sınıflarda grup dinamiği oluşturulabilecek mi? Bu grup etkinliklerinin istenen düzeyde uygulanamamamsı programın ve de rehberliğin imajını olumsuz etkileyerek, “kabul” seviyesini düşürebilir mi?
Meslektaşlarımız, “Psikososyal Okul Projesi” uygulamalarında özellikle ortaöğretim kurumlarımızdaki kalabalık sınıflarda grup etkinliği uygulamaları zorluklarını yaşamış ve verimlilikleri hakkında fikir sahibi olmuşlardır.
Bununla birlikte, büyük bir çoğunluğunun aldığı üniversite eğitimi mantığına neredeyse tamamıyla zıt mantığa dayalı, yeni rehberlik müfredatı ve grup etkinlikleri, sınıf ve şube rehber öğretmenleri tarafından ne kadar uygulanabilecek? Yukarıda değindiğim koşullar (kalabalık sınıflar) içerisinde sınıf ve şube rehber öğretmenlerinin grup dinamiği oluşturamaması, öğrencilerin su-istimaline ve gayri ciddiliğe neden olabilir mi?
Mevcut sınıf ve şube rehber öğretmenlerimize verilecek, yeni rehberlik müfredatı ile ilgili 2 günlük eğitim, dahası bu eğitim süresinde sadece 1,5 saat ayrılan “Etkinlik Uygulama Kriterleri(1)” eğitimi, öğretmenlerimizin bu etkinlikleri istenen düzeyde uygulayabilmeleri için yeterli olacak mı?
Özellikle varsa yeni rehberlik müfredatını uygulamaya başlayan okullardaki meslektaşlarımdan değerlendirme ve gözlem katkılarını istirham ediyorum…
Umarım eğitim sistemimizdeki birçok köklü değişim gibi, bu değişim de sadece sınıflarımızın kapısına kadar gidip, içeri girememesiyle sonuçlanmaz…
Başarı mutluluk ve huzur dolu günler dileklerimle üç şeyden asla vazgeçmeyin; SEVMEKTEN, GÜLÜMSEMEKTEN ve de HEDEFLERİNİZDEN... __________________________
(1) MEB Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 02.10.2006 Tarih ve İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Sınıf Rehberlik Programı Uygulamaları konulu genelgede sınıf ve şube rehber öğretmenleri eğitim programında, etkinlik uygulamalarına sadece 1,5 saat ayrılmıştır.