- Kategori
- Güncel
Yeniçağda dış güvenlik birimi

Yaz aylarında, tatil zamanları, insanlar serinlemek için denizler, nehirler, göller, çaylar ve barajlara giderler. Özellikle gençler bunu çok sevmektedirler. Ülkemizin dört bir yanında özellikle gençler ve çocuklarımız buralara gezmek, dinlenip eğlenmek ve yüzmek için giderler. Ancak gerek gidenlerin yüzme bilmemeleri, tedbirsiz davranarak akıntının kuvvetli olduğu yerlere girmeleri, yanlarında gerektiğinde boğulmalarını önleyecek araç ve gereçleri bulundurmamaları, kendilerine fazla güvenmeleri bu nedenle girmemeleri gereken yerlerde yüzmeleri, nehir göl ve barajlarda altta kuvvetli akıntı olabileceği, yanlarında gerektiğinde onlara yardım edecek görevli eleman bulunmaması, boğulma durumlarında tıbbi müdahale edebilecek ekip araç ve gerecin olmaması, insanların bu konuda bilinçlendirilmemesi nedenleriyle her yıl tüm ülkede çok sayıda genç insanımız ölmektedir.
Şimdi:
Haberlerde devletin görevlileri bu olayları dinliyorlar değil mi?
İçişleri Bakanı kahvesini yudumluyor. "Kafasız ya bunlar. Niye gidiyorlar?" diyor olabilir mi? Belki ama mutlaka utanmadan sıkılmadan "Çok üzgünüz! Allah rahmet eylesin!" diyordur. İçişleri bakanının görevi nedir? "Ülkede yaşayan insanların güvenliğini sağlamak" Peki, 4 gencin baraja gidip yüzerken boğulmaları konusu içişleri bakanının görev alanına girmez mi? Düşünüyorum düşünüyorum aklım duruyor! Her sene 100 kişi ölüyor, devlet seyrediyor. Peki, polisler ne yapıyor? Gölden cesetleri çıkarıyor. Çıkarmayın! Kalsın orda! Biz çıkarırız. İçişleri Bakanı konuşsa diyeceği şeyler belli.
-Biz her insanın başına bir polis dikemeyiz.
-Anne-babalar çocuklarına sahip çıkmalıdırlar" 20 yaşındaki çocuk sanki beni dinliyor da."
Aklını kullanmazsa sonucuna katlanır. Allah rahmet eylesin.
Peki, halk ne düşünüyor...
Görevlilere karşı en küçük bir tepki yok.
Onlara göre bu, kader. Takdiri İlahi böyle yazılmış. Önüne geçilmezmiş. Ya Allahın adamı bu çocuklar baraja gitmese, engellenip gönderilmese, barajda, gölde vs güvenlik tedbiri alınsa bu çocuklar boğulup ölmeyeceklerdi değil mi?
Elbette dış güvenlik konusu sadece bu değil...
İnsanlarımızın yaşamlarının büyük bir kısmı dışarıda geçmektedir. Parklar, turizm alanları, piknik alanları, tehlikeli yaban hayvanları, kötü insanların çevreye attıkları zehirli atıklar, zehirli bitki ve mantarlar, soğukta donma, çığ, kuş gribi, kene, yangın, heyelan, sel, güvensiz yerleşim, yolda giderken bir binanın tepesinden kafanıza tuğla düşmesi, aptal bir şoför tarafından el freni çekilmemiş olarak unutulan bir aracın sizi ezmesi… Say sayabildiğin kadar. Soruyorum, bunların güvenliğinin sağlandığı konusunda en küçük bir şey duydunuz mu?
Hayır.
Beyefendiler sadece Tandoğan, Taksim, Okmeydanı, Kızılay meydanlarının güvenliğini sağlamakla görevliler.
Şu yukarıda saydığım yerlerde herhangi bir nedenle acı olaylar olsa insanlar ölse bu ülkenin güvenlik yetkilileri ve görevlileri ne yaparlar?
Aynen söylüyorum:
Ellerinde torbalar, yanlarında gazeteciler arkalarında bir imam ceset toplamaya giderler.
Allah aşkına söyleyin böyle bir devlet olur mu?
Yeni düzen Ağaç Hareketi'nin öngördüğü "Dış Güvenlik Birimi" profesyonel ordu sistemi elemanlarından kurulu her türlü olayı çözebilecek, özel yetiştirilmiş, tam donanımlı, kanunla yetkili ülkenin ihtiyacına göre belki 100 bine ulaşan sayısıyla olağanüstü etkili bir birim.
Profesyonel ordu tarafından sağlanan "genel güvenlik"(iç ve dış güvenlik birlikte) in dışında ama onunla birlikte çalışan gerektiğinde birbirlerine yardım eden bir güvenlik sistemi.
Genel Güvenliğin yapısı içinde, sadece görev yeri farklı.
Her türlü olayı çözebilme kabiliyetine sahip, aynı zamanda silahlı bir birim.
Bu birimin insanların yaşadıkları yerleşim merkezi dışında kalan alan ve mekanları güvenli hale getirmek, olası tehlikeleri devletin ilgili birimleriyle ortadan kaldırmak yukarıda saydığımız mekan ve eylemlerde olabilecek olayları daha başlamadan önlemek... Kişileri her türlü tehlikeye karşı korumak görevleri..
Bir ölçü vereyim.
Yeni düzende örneğin dağda kalan bir köylü donarak öldü, üzerine çığ düştü, bir kaya bir evin üzerine düştü evdekiler öldü, bir kişiyi yılan soktu öldü, kene ısırdı öldü, sel götürdü, heyelanda evi yıkıldı öldü, turistleri teröristler kaçırdı, yaban hayvanı parçaladı ...
Bütün bu durumlarda ölen ya da yaralanan mali zarara uğrayan kimsenin kendisi veya yakınları sorumlu birim yetkili ve elamanlarını yargılatır mahkûm ettirerek yıllarca hapis yatırtabilirler. Zaten böyle durumlarda bir kişinin şikâyetine gerek kalmadan sorumlular derhal inceleme ve sorguya alınır(bu işi özgür yargı birimi yapar) ihmal ve hataları varsa işten atılma ve daha ağır ihmal halinde hapis cezasıyla cezalandırılırlar.
Polis bandosu denetleyen içişleri bakanı, "Taksim Güvenlikçisi" emniyet teşkilatı yeni düzenin güvenlik sisteminin yanında etkisiz, yetkisiz, güçsüz, çağın çok gerisinde kalmış bir görünüm arz etmektedir.
Yeni düzende insanlar ülkenin neresinde olurlarsa olsunlar -kendileri dalgınlık, hata ve ihmal içinde olsalar bile-güvenlik sisteminin garantili koruması altındadırlar. Burada sayılan nedenlerle yeni düzende bir kişi dahi ölmez.