- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Yeniçeri ile Cariyenin aşkı
Yeniçeri ile Cariyenin aşkı
ANJELİKA, GEÇ KALMAMIŞ GİBİ YAVAŞ HAREKET EDİYORDU. PİYANONUN ÖNÜNDEKİ TABUREYE YAVAŞÇA OTURDU, KAPAĞINI YAVAŞÇA AÇTI. NOTALARA YİNE AYNI SÜKÛNET İÇİNDE BAKTI. SONRA BİR ANDA, ANİDEN PİYANO TUŞLARIYLA DANS ETMEYE BAŞLADI.
Masal anlatırken hani bir varmış bir yokmuş deriz ya! Bazen birinden, bazen de birilerinden anlatırız. Bir peri padişahının oğlu olur ya da kızı. Ya da bir prenses olur veya prens mutlaka bir kadın olur bir erkek.
Çok ama çoooook eski zamanlarda, uzaklarda, Kaf dağının arkasında bir kız yaşardı.Macaristan’ın varlıklı ailelerinin birinin güzeller güzeli kızıydı. Adı Anjelika’ydı.Anne ve babasının gözlerinden bile sakındıkları çocuklarıydı.
Anjelika güzelliğinin yanı sıra yetenekleri ile Macaristan’da dillere destandı.
Babası kızının bir istediğini iki etmezdi. Bu yüzden de ona bir piyano hocası tutmuştu. Anjelika da piyano çalmada her geçen gün ustalaşıyordu.
&
Sarı saçları bel hizasına kadar gelen, yeşil gözleri zümrütleri kıskandıracak kadar güzel olan on iki on üç yaşlarında ince, beyaz tenli güzel bir genç kız adayı olan Anjelika, hızlı adımlarla müzik odasına doğru yürüyordu. Geç kalmıştı. Bunun telaşından hızlı yürüyordu, annesi ona her zaman:
“Bir genç kız koşmaz, hızlı yürümesi geriyorsa bile hızlanır, ama asla koşmaz” dediğinden hızlı yürümeye gayret ediyordu, koşmadan! Müzik odasından içeri girdiğinde evhamlarında haklı olduğunu anladı. Geç kalmıştı annesi ona her zamanki vakur ama kinayeli bakışını attığında ‘yine geç kaldın’ diyordu. Annesi Victoria hoş kadındı. Anjelika’nın güzelliğini annesinden aldığı belliydi. Zarafeti de zamanla oluşa bilinecek bir alışkanlıktı. Victoria en zarif haliyle:
“Geç kaldın Anjelika” dediğinde bile sesinde kızgınlık frenlenmiş halindeydi. Piyano hocası Franz, Bayan Victoria’nın üzülmemesi için hemen konuşmuştu.
“Biraz dersimizi uzatırsak bu açığı bertaraf etmiş oluruz. Buyurun Bayan Anjelika.”
Anjelika, geç kalmamış gibi yavaş hareket ediyordu. Piyanonun önündeki tabureye yavaşça oturdu, kapağını yavaşça açtı. Notalara yine aynı sükûnet içinde baktı. Sonra bir anda, aniden piyano tuşlarıyla dans etmeye başladı. Bir iki tuştan sonra orada olan iki kişinin ne kızgınlığı kalmıştı ne de kırgınlığı…
Müzik odayı kaplamakla kalmamış, biraz önce sıkkın ruhları ferahlatmıştı. Son tuşlar ve son dokunuştan sonra, Hoca Franz duygularını belli etmekten korkarcasına konuşmaya başladığında gülümsemeye çalışıyordu ama çok etkilenmişti. O bir müzik adamıydı. Müziğin en lezzetli hallerinden birini biraz önce içine çekmişti.
“Matmazel Anjelika, sizi tebrik ederim, tek kelime ile şaheserdi… Söyleyecek sözlerim puf oldu gitti. Heyecandan olsa gerek! Tekrar söylüyorum ki beni çok şaşırttınız. Bu kadar kısa sürede bu ne beceri! Müthiş bir ilerleme, asla bu kadarını beklemiyordum. İtiraf ediyorum…”
Anjelika bu sözlerden hoşlanmıştı. Annesinin biraz önce ona yönelttiği sert bakışlar yumuşamış, yerine kızından gurur duyan bir annenin gözleri ve ifadesi gelmişti.
“Ben de hocana katılıyorum. Tebrik ederim. Çok iyiydi.”
“Teşekkür ederim.”
Kapının açıldığını duyduklarında, tebrik faslı sona ermiş olmuştu. Gelen Anjelika’nın babası Bay Sebastian’dı… Devamlı gülümseyen, dünya ile barışık olmayı tercih eden, ailesine çok düşkün iyi bir eş ve fevkalade iyi bir babaydı.
“Selamlar bayanlar ve Sevgili hocam. Nasılsınız?”
Anjelika, babasının yanına gitti. Yanağına bir öpücük kondurdu.
“Hoş geldiniz.”
“Hoş buldum. Dersinizi böldüm galiba.”
Bayan Victoria heyecanla eşine biraz önceki başarıyı anlatmak istiyordu.
“Geç kaldınız sevgili bayım. Kızınız biraz önce bize çok güzel bir parçayı muhteşem bir şekilde seslendirdi. “
Genç kız gülümsedi. Babası ilk baştan beri kızının müzik konusundaki duyarlılığını bildiğinden müziğin onun ruhuna iyi geldiğini de anladığından çok şaşırmamıştı. Bunu da dile getirmekten çekinmedi.
“Anjelika’nın müziğe olan yatkınlığı bebekliğinden belliydi. Memnun oldum.”
Sevinmişti gerçekten Bay Sebastian. Anjelika’nın bundan sonra da seslendirdiği birkaç parça işten yorgun gelen babasının ilacı olmuştu. Hizmetçinin getirdiği kahvesini yudumlarken kızına hayranlıkla bakıyordu…
Nazan Şara Şatana’nın yayınlanmak üzere hazır olan YENİÇERİ İLE CARİYE’NİN AŞKI Kitabından…