- Kategori
- Gündelik Yaşam
Yenilenme Hareketi
“Allah indinde din İSLAM'dır” dediğimizde, dini yani sistem içerisinde olan/biten her şeyi var edenin, sistem dışındaki bir varlık tarafından idare eden bir tanrı gibi algılamamak, ancak sistemle kayıtlı olmadığını da düşünmek gerekir.
Bir rivayete göre Mevlana ile Şems-i Tebrizi’nin ilk karşılaşmasında; Şems: Ey müslümanların İmamı! Bir sorum var, Hz. Muhammed mi büyük, Bayezid-i Bestami mi? diye sorar. Sorunun heybetinden kendinden geçen Mevlana, kendini toplayınca; ”Bu nasıl soru böyle? Tabii ki Resulullah bütün yaratılanların en büyüğüdür” diyerek yanıt verir. Fakat Mevlana buna rağmen ileriki süreçlerde Şems’e “Benim dinim sensin” diyor. İyi de hani bu dinin kurucusu Hz. Muhammed idi? Bu hissedişte ne Muhammed’e, ne Şems’e, ne de başka isimlere/etiketlere yer kalıyor. Mevlana Şems’e ”benim dinim sensin” derken, aslında konuyu varlığın orijini olan AŞK noktasına getiriyor. Mevlana bu konuda haklı çünkü ancak ve ancak katıksız bir şuur bu kelimeleri zikredebilir. Vicdan da aynı bu şekildedir. Eğer vicdan anlayışımıza kişisellik katarsak, kişiye/beşere göre bir vicdan anlayışı ortaya çıkar. Şu haklı, bu haksız gibi yargılarda bulunuruz.
Orijin varlığın dilediğini yapması anlamına gelen bir açılımda, şu günahtır, bu sevaptır, o ayıptır gibi şeylere yer verilmez. Gerçek vicdanda da helal, haram, kayba uğramak veya kazanmak gibi bir yaklaşım, "ayağınızı denk alın” denen bir yaklaşım yoktur. Biz bir şeyi haram olarak gördüğümüzde, istemsiz, otomatik olarak kendimizi çekiyoruz. Bir şekilde bunu görmezden gelme gibi bir davranış içine girmişsek, vicdan uyarıyor. Hatalı davranışını aleni hale getiriyor. Fakat orijin vicdan için böyle bir/şeyler söz konusu değil, onun sahiplenişi, şartlanmışlığı yok. Demek istediğim şu; Orijin vicdan, beşeri vicdanı yok ediyor, kabullenmiyor. Bu durumda sadece yorumsuz olarak seyrediyor.
Özetlemek gerekirse, bu tür çıkışlar kişilikle alakalı, kalıtsal bir takım özelliklerden kaynaklanıyor. Mesela; senin olan bir şey var ama ben onu sahiplenerek "bu benim” diyorum. Halbuki içteki diyor ki bu senin değil... Şimdi bu yaklaşım kişisel vicdana göre doğrudur. Ancak bir alt boyutta yani derindeki BEN dediğimiz şeyde durum değişir. Bu ORİJİN BEN’in kullanım alanı içine giriyor. Kuşkusuz vicdan, hangi yaşantı biçiminde yaşanmasını gerektiriyorsa o yaşantı biçimiyle hareket ediyor. Vicdan varlığını mutlak şuurdan alır. Hareketler, fikirler, akıl dediğimiz şey bile. Hepsi onun çıktılarıdır.
Kuşkusuz sen geleneksel anlayışınla 1 milim öteye gidemezsin, yenilenemezsin, değişemezsin. Düşünsel değişim gereklidir. Allah bizi imtihan ediyor dediğimizde, o imtihanı bu değişim için de kullanalım. Ayrıca bunu illa ki birilerine göstermemiz de gerekmiyor. Örneğin, sırf yenileniyorum diye bir takım abartılı davranışlara girmekten kaçınmalıyız. Yenilenme dediğimiz şeyin tanımı tam olarak budur. Bir takım kavramların lisan olarak yenilenme moduna uygun hale gelmesi, değişmesi, bir şekilde hayatlarımızda yürürlüğe girmesidir. Bir de bunlar sağlanırken eski huy ve karakter yapısında da değişimi gerçekleştirmemiz gerekiyor. Önce bunun farkındalığına varmalıyız. Daha sonra ise bu farkındalığımızla aynı şeyi tekrarlamamalıyız. Buna bir örnek verecek olursak; kıskançlık yaparız, sonra bu noktayı başka şeylerle bezemeye/örtmeye çalışırız. Oysa kıskançlığımızın farkına varmalı ve örtmek yerine tekrarlamamalıyız.
Ben yokum demek yenilenmek değildir. Sen yoksan yokluğunu tümüyle yaşamak zorundasın. O zaman söylenecek bir şey yok. ancak hem yokum diyorsun, hemde bazı şeylerden özellikle yenilenme hareketlerinden haberdar değilim diyorsan bu yokluk kavramı ezbere söylenmiş bir söz olarak kalır. Bu halde senin şartlarında ve hareket kabiliyetinde sınırlama olur! Ancak bu bakış açısı ile ne kadar yol alırsan al, sana ışık tutan senden daha da ileride olduğu için yine seni alıp götürecek v yenilenme formatına ulaştıracaktır.
Esasında varlık, mutlak orijinin halidir. Çokluktaki görüntüsü de teklik halindeki hali de katkısız orijindir.
Bunu ancak yenilenme, değişim ve altınçağın sürecine uygun davranışlarla anlayabilmemiz mümkün olur.
Ahmed F. Yüksel
Bodrum- Milas 11/07/2019
facebook.com/ahmedfevzi.yuksel
instagram.com/sufafy
twitter.com/sufafy