- Kategori
- Seçim
Yerel seçimlerde tarihi uyarı!

Dikkat! Fareler oylarımızı kemiriyor!
Değerli dostlar,
Bu kez uzmanı olduğum bilişim konusunda bir yazıyla karşınızdayım.
Yazı esasen 2009 Yerel seçimleri için yazılmış ve yayınlanmıştı. Ama bugün için hala geçerli. Ne yazık ki hala geçerli !
Seçim sonuçlarının iktidar partisi lehine değiştirildiği inancı o kadar can yakıcı ve seçimlere güveni sarsıcı boyutlara ulaştı ki, seçmen iradesinin sandıktan sonuca aynen yansımasını sağlamak üzere oluşumlar ortaya çıkıyor. Oysa işin anahtarı, Siyasi Partilerin her sandık kuruluna bir temsilci göndermesi ile, her sandığın seçim sonuç tutanaklarını alıp, YSK dışında, kendilerinin birleştirip, hesapları yapıp, YSK'nın sonuçlarıyla karşılaştırması ve bulgularını kamuoyuna duyurması yani YSK'nın sonuçlarının doğruluğunu denetlemesidir. Seçim sadece bu yapıldığında meşrudur.
Ana muhalefet partisi, yılların altyapısı ve seçmeni ile CHP bile yeterli sandık temsilcisi bulamıyormuş(!) Sanki aradılar!
Haydi diyelim ki siyasi partiler görevlendirecekleri kişilere para ödeyemiyorlar, koca günü gönüllü verecek güvenilir iş yapar kişi de bulamadılar. Her sandığın sonucu asılmak zorunda, asılı sonuçların okunaklı fotograflarını çekecek ve sonrasında üzerlerinden bilgi girecek kişi de mi bulunamıyor? Seçim okullarda yürütülüyor. Seçim sonrası sonuçların sandık başında hemen ilan edilmesi zorunlu.
Siyasi partiler, her okula bir görevli gönderseler, sandık sonuç listelerini fotoğraflayıp belgeleseler, bunlardan yola çıkılıp birleştirme ve hesaplamalar yapılsa, yolda oy değişimi, SEÇSİS'de gerçek zamanlı bilgisayar oyunu v.b hilelerin önünü kesmek daha kolay, hatta mümkün.
Haydi her sandığa bir insan bulamadılar, okul başına bir sorumlu da mı bulamıyorlar? (Bunu dedim ya, istermisiniz sonuçların fotoğraflarının alınması engellensin :) Geçen seçimlerde,kimi yerlerde sayımı izlemek isteyen vatandaşı güvenlik güçleri engelledi.Bahane mi yok :) )
Seçimlerde seçmen iradesinin doğru şekilde sonuçlara yansıtıldığından emin olmanın başka yolu yok!
Sandıkta olabilecek oy çalmalarından çok daha fazlası yollarda oluyormuş. Ayrıca SEÇSİS denen bilgisayar uygulaması içinde neler olduğunu Allah bilir!.Seçmen sayısı ile oy kullanabilir nüfus sayısı arasında milyonlar düzeyinde farktan bahsediliyor. Sadece bu farkk bile seçimlerin iptali için yeterli aslında.
"Siyasal partiler, sandık kurullarına yeterli önemi vermez, çok iyi örgütlenip sandıklardan gelen sonuçları kendileri, hızla işleyip sonuçlandırmaz, YSK'nın açıkladığı sonuçlarla karşılaştırmaz ve tutarsızlık durumunda duraksamadan itiraz haklarını kullanmazlarsa katıldıkları son "seçim" olabilir. Sonraki seçimlerde, sadece, demokrasi sahnesinin süslemeleri olarak sandıklara girmek durumunda kalabilirler. Seçime girmeleri istenecektir, çünkü seçimlere birden çok siyasi parti girmelidir ki, ele güne ve halka karşı, demokrasi var görünsün." demiştim. Durum aynen böyle sürüyor.
Konuyla ilgili diğer boyutları ve yapılması gerekenleri anlatan yazım 2009 yılında.
http://www.turkiyehaberajansi.com/habergoster.asp?id=780 bağlantısındaydı.
Bugünlerde sayısal verilerle sahte deliller üreterek insanları yıllarca hapislerde tutmak üzerine de yoğun tartışmalar yapılıyor. Sayısal verilerin güvenilirliği konusunda da aşağıdaki yazı ışık tutacak niteliktedir. Keşke vicdanlı insanlar okusa da, sayısal veri ne kadar inanılası bir kanıt olabilirmiş biraz sorgulayabilse .
Yazının gerisine dokunmayacağım, yenilenen sadecu bu giriş.
* * *
Bu yazımda bilgisayar bilen bilmeyen herkesin anlayacağı şekilde konuyu anlatmayı sürdüreceğim ama önce iki tanım yaparak başlamalıyız bu sohbete.
Bu arada, bilgisayardan elde edilmiş verilerin söz konusu olduğu durumlarla ilgili herkes, bundan sonraki açıklamalarımı belleklerine kazısın. Bu kadar açık bilgi, korkarım, bilirkişilerden bile alınamaz.
İşte iki temel tanım: Bilgisayar alt tarafı bilgilerin içine yazılabildiği ve çok çok çok hızlı işlem yapabilen bir makinadır, bu bir. Bu donanım yığınını işe yarar hale getirmek için üzerine yazılım (uygulamalar) geliştirip konulur, bu iki.
Şimdi işin sırrını konuşabiliriz.
Bilgisayar kuru donanım ve donanım üzerine yüklenen yazılımlardan ibaret. Şimdi düşünmeye başlayalım: Bu yazılımlar olmadan kupkuru donanım ne yapar? Hiç! Peki, yazılımları kim yapar ? Biz bilişimciler, yani insan!
Biz bilişimciler, bilgisayarın donanımı içine bilgileri (yazı, ses, resim, film, sayı, çizim, ...) yazar, düzenler, değiştirir, işler, sayarız, toplarız. Çoğaltır, kağıda alır, perdeye yansıtır, telli telsiz iletir, siler, sildiğimiz yerde kalanları toplarız,....
Yani bilgisayarda; nelerin: nerede; nasıl, niye, ne kadar süre için, ne şekilde, hangi kısıtlarla; hangi yetkilerle, hangi işlemlere uğrayarak; hangi şahıslarla; hangi hesaplamalarla, hangi aşama ve adımlarla; hangi görüntüler ve hangi çıktılarla vs vs, ... olacağına biz karar veririz.
Hala biraz teknik mi oldu? Tamam, daha basit anlatacağım. Teşbihte (bezetme) hata olmaz nasılsa. Hatta kimi zaman konuyu açıklamanın iyi bir yoludur.
Bilişim uygulamasını geliştiren kişinin o bilgisayar üzerinde yapabileceklerini anlatacak, herkesin şıp diye anlayacağı bir kavram var ve başka da yok. Ancak bu kavram, bilişimcilerin geliştirdikleri yazılımlarla bilgisayara veri koyma, o verileri işleme, o verilerden sonuç üretme ve sonuçları sunma bağlamında neleri yapabileceklerini anlamamıza yardımcı olabilir. Yalnızca bu kavram, bilişimcilerin bilgisayardaki veriler üzerinde nelere kadir olduklarını doğru anlatabilir.
Bilişimci, geliştirdiği uygulamanın Allahıdır!
Uygulamasını yaratır, gözetler, denetler, yönetir. Canı istediğinde, istediği zaman, istediği şekil ve yönde uygulamasına müdahale edebilir, herşeyi değiştirebilir. Herşeyine kadirdir, mutlak hakimdir. Yani bilgisayara yazılmış herşey, ister yazarken, ister sonradan değiştirilebilir, kimsenin ruhu duymadan tellenip (diğer adıyla Internet) bir yerlere gönderilebilir, asılır; Bir yerlerden alınanlar, havadan icat edilen, kafadan atılan veya duruma uygun görülenler üzerine, yanına, araya yazılabilir, yazılanlar yok edilebilir, yok edilmiş gibi gösterilebilir, .... Bilgisayarlara yazılmış (silinmiş, silinmemiş önemi yok) her veri sonradan değiştirilebilir, hiç olmayan veriler araya eklenebilir. Siz ekranda 5 yazarken, arkada 3 de kaydedilebilir 33 de. Kayda 3 alıp, ama size hep 5 gösterir, velakin hesaplarken keyfimizce çarpıp bölebilir, eksiltip arttırabiliriz. Herşey bizim elimizde..
Bunun ispatı yoktur. Uygulamamızın deyimlerini apaçık ortaya döksek de, gerçekte bilgisayarda o sonuçları aldığınız saniyede çalıştırdığımızın ne olduğunu bilemezsiniz.
Seçim sonuçları da bütün bunlara açıktır...
"Gerçek böyleyse neden bilgisayarlar vazgeçilmez ve her yerde ?" diyeceksiniz. Kurumsal yapılarda, bilgisayardaki veriler çok boyutlu denetlenir. Yani veriler aslında açıktadır sadece kayıt yeri bilgisayardır ve çapraz denetim yapabileceğimiz güvenilir yeterli, apaçık denetim araçları vardır.
Seçimin güvenilir olmasının kilit taşı , oy gizliliği ama sayımın açıklığıdır!
Bilgisayarın Allahları, yani bilişimciler, bilgisayarda her şeyi yaratmaya, diledikleri gibi göstermeye kadirdirler. Bu nedenle oyların bilgisayarla değerlendirileceği bir seçimde (Oy vermenin bilgisayarla yapılacağı demiyorum, o hepten güvenilmez), sandık sonuçlarının, sandık kurullarının düzenlediği ıslak imzalı ilk tutanaklardan başlayarak, ilçeye getiriliş, ilçeye teslim tutanakları, ilçede yeniden sayım yapıldıysa nedenleri ve sonuçlarının tutanakları, bilgisayara girilen verilerde sehven yanlış yapıldıysa düzeltmelerin tutanakları gibi, bütün işlemler bütün açıklığı ile kamuoyuna sunulmalıdır.
Yetmez!
Bütün bu tutanaklar ortaya konulsa da, oyların ilçe, il v.b. düzeylerinde birleştirilmesi, parti veya adaylara dağıtımı sırasında doğru işlem yapıldığının garantisi yoktur. Çünkü, bilişimciler olarak, canımız isterse, bütün bu sayım dökümü dosdoğru gösterir ve toplamları da kazandıracağımız kişilere, partilere uygun dağıtabiliriz. Anlayacağınız verdiğiniz oylar tamamen insafımıza, vicdanımıza, cüzdanımıza, kaygılarımıza, korkularımıza, hırsımıza, inancımıza, yüreğimize, çıkarlarımıza, amirlerimize falan kalmıştır.
Hangi iktidar, böylesine mutlak hakim ve kadir olduğu ve hep olabileceği bir durumu terk eder?
Siyasi parti sandık temsilcileri, oflayıp puflamadan, gerekirse sabaha kadar çalışıp, ülke geleceği için, 4-5yılda bir üzerlerine düşeni tam yapmalılar, elle bir kağıda yazmayıp onaylı tutanak almalılar, hatta ilçeye teslime de eşlik etmelidirler ki yolda oylar kazaya uğramasın.
Siyasi partilerin, sandık kurullarındaki temsilcilerinden gelen sonuçları YSK'nın sandık sonuçlarıyla karşılaştırıp, kendi başlarına bütün seçim sonuçlarını hesaplayarak, YSK sonuçlarını doğrulamaları ve bunu kamuoyuna açıklamaları zorunludur.
Seçimin başka güvencesi yoktur !
Ve ne yazık ki, hala hiçbir siyasi parti bu çapraz denetimi yapacağını söylemiş değil!
Yapmayacaklarsa, gerçekte asla, yönetmeyi değil, demokrasi sahnesinde siyasi parti rolünden doğan kazançları istedikleri görüşü ağırlık kazanacaktır.
Siyasi partilere tarihi sözüm şu:
“Ya oylara sahip çıkın, ya çekilin! “