- Kategori
- Kentleşme
Yerel yönetimler çürümenin en önemli kaynağı
Ülkede yaşanan çürüme, görevi kötüye kullanma, eylemleri kitabına uydurma, yakınlara, siyasilere, yandaşlara ve guclulere arazileri kiyak bicme gibi eylemlerde ve dune kadar kapali olan veya yesil alan olarak kararlastirilmis olan yerleri cikar karsiligi insaat alani haline getirme gibi konularda yerel yonetimlerin buyuk rolu oldugu hakkinda herkeste bir inanc olustu. Basina yansiyan haberler ve gelen pis kokular da bunlari dogrular nitelikte.
Konunun temeline inmek gerekirse olay bizde kotuye kullanilan yerel demokrasi kavramidir. Yerel yonetimlere yetki verilip sorumluluk ve hesap verme konulari ihmal edilince, yerel yonetimler tasra hemsehriliginin, etnik ayrimciligin, cemaatcilik, bolgecilik, dinsel gruplasma ve siyasal rant elde etmenin de uygulama alani haline geldiler. Bunlarin icinde en balli olan avanta kapisi ise yesil alanlari iskana acmak, insaatlara fazladan kat izni vermek, insaat ruhsati, yapi ve denetimin yerel belediyelerin yetki alani icindeki konularda kendini gosteriyor. Sanki Ankaradaki dosya sayilari artmakta olan buyuk siyasiler yetmiyormus gibi bir de yerel siyasiler grubu ve onlarin kucuk, cikar kaynakli ayak oyunlari ile karsi kardisa kaldi ulkemiz. Siyaseti halka hizmet, insanlarin sorunlarini cozmek icin bir arac ve mevki gibi gormek ve uygulamak yerine, cikar amaciyla kullanmak isteyen cok kisi cikti ortaya. Iyileri yok mu? Elbette var, ama kotulerin ve gorevlerini kotuye kullananlarin olumsuz etkileri o kadar buyuk tahribat yapiyor ki, ulkemiz dunya seffaflik listesinde hic de iyi bir yerde bulunmuyor.
Ulkelerin yabanci ulke halklarinin kafalarinda yarattiklari olumlu veya olumsuz imajlar ve kavramlar, o ulkelerin ticari faaliyetlerine de yansiyor. Biz akademisyenler buna "country of origin syndrome-kaynak ulke sendromu" diyoruz. Adi kotuye cikmis bir ulkeden gelen mala ithalatci ulkenin tuketicisi kusku ile bakiyor. Yani malimiz ne kadar iyi olursa olsun, alicilar bizim mallarimiza guvenemiyorlar.
Yani kucuk bir yerel belediyenin yaptigi makro duzeyde ulkemizin genel imajina ve sonucta da potansiyel olarak ekonomisine buyuk zararlar verebiliyor. Kanimca konuya daha derinden bakmak gerek. Bir zamanlar sehirlesme konularinda Iller Bankasi tek yetkili idi ve yerel yonetimler bu kadar guclu degillerdi. Bu yetki gocerimi kotuye kullanilacak bir olanak da yaratmis oldu sanirim.
Yerel yonetimlerin daha iyi denetlenmesi, harcamalarinin daha seffaf hale getirilmesi, bunlarin disardan borclanmalarinin kontrolu zorunlu hale geliyor. Tabi butun bunlari yapmasi gerekenler ise iktidar sahipleri. Peki iktidardakiler bunu yapabilecek siyasi irade veya istekten mahrum iseler ne olacak?
Simdi bir de devletin trenlerini yerel yonetimlerin isletmesi isteniyor. Ne diyeyim? Ornek isterseniz alin Istanbul halkinin cektigi trafik cilesini. Yerel yonetimlere yeni ekonomik olanaklar saglarsaniz, yeni rant kapilari acmis olmazmisiniz?
Onemli olan ulkede seffafligi yaymak, kanunlari gecikmeden uygulayabilecek sistem gelistirmek, cezalara suclari onleyicilk getirecek bir nitelik saglamak, AB yasalarina uyacagiz diyerek, onlarda bile olmayan yasal duzenlemelerle polisin ve guvenlik guclerinin elini zayiflatmak yerine, daha gercekci, kosullarimiza uygun degisiklikler yapmak gerekiyor.
Uzmanlasan(!) yerel yonetimler bir de ulkeyi disardan borclanarak guc duruma dusurme uzmani haline gelmislerdir. Tasra ve hemsehrilik bagi ile kentler ele gecirilmekte ve bir tur cikar aglari olusmaktadir. Bunlarin ustune bir de gezi meraki olan baskanlari eklerseniz ortaya cikan tablo pek ic acici olmaz. Kanimca Iller Bankasi eski yetkisine ve sorumluluguna kavusturulmalidir. Yerel belediyelerden imara acma ve imar plani yapma yetkileri alinarak Iller Bankasina verilmelidir. Belediyeler bir de etnik azginligin at kosturdugu alan haline gelmistir. Kanimca belediyeler ve tum yonetenlerinin hesaplari iyi incelenmelidir diye dusunmek gerektigi inancindayim.