- Kategori
- Ekonomi - Finans
Yerli oto rüyası bitti mi?

Yerli oto üretimi hayali son zamanlarda bunu başaracak bir ‘’babayiğit’’ arayan hükümetin gündeminden uzaklaşmış gibi görünse de medya kolay kolay bu konuyu gündemden düşürecek gibi gözükmüyor. Beklenen babayiğit ise bir türlü ortaya çıkmıyor.
Geçtiğimiz hafta bir ekonomi kanalına misafir olan Mustafa Koç ile yapılan röportajda sözü dönüp dolaştırıp bu konuya getirdiler, Mustafa Koç’un bu konudaki görüşlerini öğrenmek istediler. O babayiğit siz olur musunuzu çevirip başka türlü sordular ;
Yerli oto üretimi yapmayı düşünüyor musunuz?
Tofaş ve Ford .Otosan gibi 2 büyük dev firma ortağının cevabı kesindi ,
Devlet önce 3-4 milyar doları masanın üstüne koysun, ondan sonra düşünülür.
Mustafa Koç ya yerli oto sevdasını samimi bulmuyor, ya da bunun kendileri için imkansız olduğunu söylemek istiyordu.
Biz yukarıdaki üretim merkezlerinden birinde uzun seneler çalıştık. Aslında bu konu daha bu hükümet iktidara gelmeden önce de aramızda hep bu konu tartışılırdı. Bir kısım mühendis arkadaş, bu yerli üretimin mümkün olabileceğini söylerken, bir diğeri de üretim mümkündür ama rekabet şartları ve ortaklıklar buna uygun değildir görüşünü ileri sürerlerdi.
Dünyanın önemli markalarının üretimini gerçekleştiren ve ekonominin lokomotifini oluşturan bu fabrikaların yerli üretime dönüşmesi imkansız. Onca yatırımdan sonra zaten mümkün değil. Hepsinin yabancı ortakları var. Bırakın otomotiv şirketini, tedarikçi yan sanayi firmaları da yabancı ortaklı. Yerli oto olsa bunlar burada kalır mı?. İzin verirler mi?. Kimse bu riske girebilir mi?
Mevcut otomotivcilerden ‘’babayiğit’’ çıkmaması bundandır. Sıfırdan, bu masraflı ve global krizlerden en çok etkilenen bu sektöre soyunmak da babayiğitlikten öte bir cesarettir.
Türkiyede üretilen araçlarda yerlilik ornınlarını inceledim. Ekonomi bakanlığın ilk kez yaptırdığı İthalat haritasında ortalama yerli malzeme kullanımı %44 gözüküyor fakat bazı modelleri incelediğinde bu yerli malzeme kullanımın Oyak Renault’nun Bursa fabrikasında üretilen Symbol’de yüzde 67, Ford Otosan’ın Kocaeli tesisinde üretilen Transit ile Transit Connect’te yüzde 65, Bursalı Fiat Doblo ile Fiat Fiorino’da yüzde 70, Toyota’nın Adapazarı fabrikasındaki bantlardan çıkan Verso’da yüzde 60, Toyota Auris’te yüzde 56 seviyesinde görünüyor.
Oranlar hiç de kötü değil çünkü dünyadaki otomotiv üretim merkezlerinde de yerli malzeme kullanımı bundan ancak çok az miktar fazladır. Sorunun üretebilmek ile ilgili olmadığı aşikar.
Nitekim hafta sonu gazetelerde bu konuyla ilgili 2 ayrı kişinin açıklamalar vardı. Önemli mesajlar veriyordu onlarda.
Bunlardan biri Başbakan’a yakınlığı ile bilinen iş adamı Remzi Gür’dü. ‘’Yerli araba yapıp da Mercedes’le mi rekabet edeceğiz?’’ Derken, Bürokrasideki mercedes sevdasını mı kastediyordu yoksa kendisine ‘’haydi o babayiğit sen ol’’ mi dendiğini mi kastediyordu, gönülsüzlüğü kendisinden mi kaynaklanıyordu yoksa hükümetin bu sevdadan vaz geçtiğini mi söylemek istiyordu bilinmez ama konuyla görüş bildiren diğer kişi ünlü bir ekonomistti.
Nobel ödüllü ünlü ekonomist Prof.Noriel Roubini ‘’zorlamayın kaybedersiniz’’ diyordu.
Roubini, hükümetin yerli oto konusunda ısrarcı olmamasını, bazen kazanayım derken geleceği kaybedersiniz’’ sözüyle anlatırken ilave ediyordu ; ‘’Bırakın kararı özel sektör versin, Ben olsam yerli oto için önemli bir bütçe ayırmam. Onun yerine özel sektör ve yabancı sektör için daha iyi bir yatırım ortamı oluştururum’’
Bu sözler yerli oto sevdasını suya düşürür mü bilemem ama Türkiye’ye yatırım yapan yabancı sermayeyi ürkütür. Enerji sorununa girmeye bile gerek yok.
Türkiye’de, yeteri kadar olan ve onlarla rekabeti bile tartışılan yerli otomobil üretimi yerine sermayesini ve enerjisini daha gerekli , daha karlı sektörlere harcaması düşüncesi ağır basıyor.
En azından şimdilik. En azından Türkiye Ford'un, Renoult'un, Fiat'ın üretim üssü olmuşken.
Geçen günlerde gösterilen İlk yerli tankın konuşmasında Başbakan’ın söylediği ‘’Savunma sistemleri üreteceğiz ve ihraç edeceğiz’’ düşüncesi bence bundan çok daha mantıklı ve yatırıma değer. .