​ Yeşil Millet çizgisi / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Eylül '12

 
Kategori
Siyaset
 

Yeşil Millet çizgisi

Yeşil Millet çizgisi
 

TDK sözlüğünde Millet kavramı “Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan; aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu, ulus” olarak karşılık buluyor.

Başbakan R.Tayyip Erdoğan’ın hükmi şahsiyetinde AKP’nin dayatmalarına kılıf olan “Millet böyle istiyor” söylemlerindeki ve her fırsatta ‘kucakladığı’ “Millet” kavramını oluşturan unsurları ve fiiliyatta bu kavramın dışında bırakılanlara bir göz atalım.

12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Referandum öncesinde “Yetmez ama Evet” diyen liberaller, Demokrasi adına birlikte yola çıktıkları AKP kadrolarının kendi vesayet sistemlerini oluşturduklarına şahit oldular. AKP kadrolarının fikren değişmediğini daha önce tabi oldukları Fazilet Partisi geleneğini muhafaza ettiklerini anca görebildiler. Uygulamalarla düşen Demokratlık maskesinin altındaki “yeşil” yüz en çok onların canını sıktı. Ses vermeye başladılar. Çıkardıkları çatlak ses ise zaman zaman a(y)(z)arla düzeltilmeye çalışıldı. Millet kavramının dışında bırakıldılar.

İbadethanelerine Başbakan tarafından ucube denilen, “Müslümanlarsa camiye gitsinler” buyrulan, asimilasyonu reddedip, başbakana rağmen cem evlerine sahip çıkan Aleviler de ucube söylemlerle millet kavramının dışına itilmiş oldular.

Seçim öncesi yapılan pazarlıklarla PKK eylemlerinin durdurulması ve Kürt açılımının, seçim sonrası şiddete dönüştüğünü gören Kürtler; Uludere’de atılan bombalarla Millet kavramının içinde olmadıklarına bir kez daha kani oldular.

Kürtaj ve sezeryan konusunda, bedenleri üzerinde iktidarın müdahalesini reddeden, “Bizim bedenimiz, bizim kararımız” diyen kadınlar. Artık onlarda biliyor ki Millet kavramının içinde yoklar…

2824’ü tutuklu, 23 bin’i hakkında disiplin soruşturması açılmış, iktidara boyun eğmeyen, biat etmeyen öğrenciler de kendilerini Millet kavramının içinde hissetmiyorlar.

4+4+4 Eğitim sistemine karşı çocukların geleceği için meydanlara inen, faşizmin 3 (Katı-sıvı-Gaz) haline maruz kalan, dayak yiyen, su püskürtülen, biber gazını ciğerlerine çeken eğitmenler ve öğretmenler... Sistemin çocuklar üzerindeki olumsuz sonuçlarını bilimsel olarak raporlarla ortaya koyan akademisyenler de Millet kavramının dışına çıkarılmışlardır.

HES’lerle mücadele eden, tabiatın rantiyeler tarafından katledilmesine karşı çıkan köylüler ve çevreciler... Onlar da mimlenerek Millet kavramının dışına itilmişlerdir.

Ucube diyerek yıkılan heykellere, Muhafazakarlaştırmak adına baskı altına alınan tiyatrolara kısaca sanata ve sanatçıya yapılan saldırılara karşı duran, sanatın ve sanatçının tek tipleştirilmesini yadsıyıp sanatın özgürlüğünü savunan sanatçılar... Onlarda kinine sahip çıkan Başbakan’ın eseri olarak Millet kavramının içeriğinden çıkarılmıştır.

İktidarın tehditlerine boyun eğmeyen, işten çıkarılma ve tutuklanma risklerini göze alıp yazmaya devam eden, kalemleri kurşun, kitapları bomba olan gazeteciler ve yazarlar… Silivri süreciyle onlarda artık millet kavramına dahil değildir.

Başbakan’a muhalif her kim varsa onları da ekleyin listeye...

Başbakanın her sözüne Allah’ın emri gibi inanıp, sorgusuz sualsiz biat eden müritleri… Onlar bu kavramın içindedir… Onlarında iradeleri ve düşünme yetileri kendini kadir-i mutlak bir varlık olarak gören Başbakan’ın eline teslim edildiği için;Başbakanın “Millet” kavramının ifadesi Başbakan’ın kendisini yansıtır...

 
Toplam blog
: 8
: 545
Kayıt tarihi
: 10.11.10
 
 

1975 İstanbul doğumluyum. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü 2.sınıf öğr..