​ Yeşilcamın cennet sineması / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ağustos '07

 
Kategori
Sinema
 

Yeşilcamın cennet sineması

Yeşilcamın cennet sineması
 

Varlıkları ancak film gösteriminde, bir aksaklık olduğu zaman hatırlanan makinistler, aslında sinema sektörünün gizli kahramanlarıdır.

Oyuncu Cem Davran’ ın dedesi olan Mürşit Davran’ da bu kahramanlardan biridir. 76 yıllık ömrünün 60 yılı karanlık küçük makine dairesinde geçmiştir. Yer yer filmlerde küçük roller aldı. İstanbul’da çalışmadığı sinema kalmadı. Haksız yere işten çıkarıldığı güne kadar çalıştı. Makine dairesinden uzakta, sinemaya küskün öldüğünde etrafında kimsecikler yoktu.

HOP MAKİNİST UYUDUN MU?

Küçücük odalarda, makine gürültüsü altında, çoğu zaman tek başlarına çalışan sinema emekçileridir makinistler. Bir film çevrildiğin’de, veya galası yapıldığında, hiçbir zaman bir makinistin adı geçmez, ona teşekkür edilmez, emek verdiği için ödül almaz. Sinema makinistliğinin kaderidir bu. Karanlık ama renkli makine dairesi evleridir adeta. Sadece film koptuğunda hatırlanır onlar. “Hop makinist, makinist uydun mu, şşşşştt makinist” sesleri ile…

Bir anısında Mürşit Davran şöyle anlatır "Filmler yanıyordu ya da kopuyordu. Nedense bu olaylar filmin en heyecanlı yerinde olur. Yazlık bahçede film gösteriyorduk, film koptu. Seyirci sinirine hâkim olamadı ve makine dairesine taş, portakal, hatta yumurta atmaya başladılar. Haklılar tabii. Seyirci bir ücret veriyor, giriyor, her şeyiyle tam bir film seyretmek istiyor. Falsosuz olsun istiyor, itina etmek lazım."

GERÇEK CENNET SİNEMASI

Cennet sinemasını (Nuovo Cinema Paradiso) bilmeyenimiz yoktur herhalde. Tüm zamanların en iyi 100 filminden biri olan bu İtalyan filminde sinema makinistliğine ölesiye bağlı Alfredo ve çırağı Salvatore’nin hikayesi anlatılır. Yeşilçam sinemasının çileli yıllarında bu tip onlarca hikaye vardır. Mürşit Davran’ın hikayesi de tıpkı Alfredo’nun hikayesi gibi hüzünlüdür.

HİKAYENİN BAŞLANGICI

Mürşit Davran 21 0cak 1927 de Erzincan-Kemaliye pat koyünde doğmuş. Babası sosyo-ekonomik nedenlerle istanbul’a göç etmek zorunda kalmış. Hatta tren biletini almak için sahip olduğu tek şeyi, atını satmış. Hatta durumları o kadar kötü imiş ki, İstanbul treni istasyonlarda mola verdiğinde, küçük Mürşit para kazanmak için çalışırmış. İstanbul’da şansları yaver gitmiş gitmiş ve babası Beyoğlu merkez karakoluna bağlı emniyet görevlisi olarak yeşilçam’da görev almıştır. Emekli olmasına rağmen sabahlara kadar yeşilçam sokaklarında beklermiş.

SİNEMA SERÜVENİ BAŞLIYOR

Sinemaya ilk girişini kendi ağzından dinleyelim. "Çocukluğumuzda büyüklerimiz bizi sinemaya götürürdü. Sinemayı severdim. Bir arkadaşım vardı, bir gün sinemanın kapısında tesadüfen karşılaştık. Makinist olmuş. Ben de onun vasıtasıyla sinemaya başladım. O zamanlar sinema makinistleri muavindi. Bir şeyler öğrendiği zaman imtihan oluyorlardı. Belediye Fen İşleri'nde ehliyet alıyorlardı.”

OĞLU SERDAR DAVRAN ANLATIYOR HİKAYEYİ

Devamını ise Mürşit Davran’ın oğlu Serdar Davran’dan dinleyelim :

Babam 1944 yılında usta Milton’un yanında ilk sinemaya başladı. Tabi onun çıraklık , kalfalık ve ustalık donemleri var. Babam Atatürk hayranı idi. Hatta katafaltının dolmabahçe önünden geçişini gözyaşları içinde izledi.

Babam İstanbul’un nerdeyse bütün gözde sinemalarında çalıştı. Kadıköy süreyya sineması, Alkazar Beyoğlu, Emek, Yeni Melek, Atlas Kurtulus, Atlas Beyoğlu, Lale Beyoğlu, Fitaş , Dünya , Tan, Kasımpaşa Yavuz, Geyikli, Zafer, Ünal, Konak Nişantaşı, Taksim, Şehzadebaşı Turan, Kent, Gazi sinemaları bunlardan bazıları.

Haksız yere işten çıkarıldığı güne kadar çalıştı. 26 ekim 2003 de vefat ettiğinde en son calışdığı sinemaya gittim, haber verdim ilgilenmediler. Ben babamla birlikte 12 yaşından itibaren Tan sineması, Beyoğlu Lale ve Kurtuluş Atlas sinemalarında görev aldım. Okul çıkışı Cumartesi, pazar ve tatil gunleri çalışdım. Yaz tatilimi iple çekerdim çalışmak için. Yabancı filmlerde ingilizcemi ilerletirdim. Makina dairesi yaşamında babam benim gözümde bir iyi usta ögretmendi. Teknik bilgisi muhendis gibiydi, senaryo yazardi ama hep çöpe atardı. O yapar, başkaları kaymağını yerdi, onun çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemleri önemlidir. Çıraklığını usta Milton’un yanında geçirdi. Rum asıllı usta, Yunanistana hicret etmis ve orada ölmüş toprağı bol olsun. Babam rumca çat pat konuşurdu. Ben halen onun soylediği şarkıları hatırlarım . Babam ustalığında bir çok makinist yetiştirdi. Ama meslektaşlarından hep kazık yerdi. Babam 67 vilayete makina monte ettik derdi. Daha sonra amcam devam etmişti. Mehmet davran(Cem Davran’ın babası) allah rahmet eylesin pesen filmin elemanı ve şehir tiyatrosu emekçisi. Babam çok titiz ve dürüst bir adamdı. Bir ara bir kaç filmde rol olmıstır. Eski İstanbul’un milli mücadele filmi adını unuttum. Kafasında fesli kısa görüntüsünü hatırlarım. En son Cüneyt Arkın ile şoför olarak filmin sonunda birkaç dakika görüntüsü vardır. Değişik roller teklif ettiler ama o hep kamera arkasını tercih etti. İnatçı gururlu bir adamdı bu yüzden çok kaybetti .Ama ona hak veriyorum kişiliğini hiç kaybetmedi. Allah rahmet eylesin.”

SONUÇ

Sinema makinistleri bugüne kadar kültür endüstrilerinin bir parçası olarak görülmemişlerdir. Dolayısıyla sinema sektörünün kamera önünde ve arkasında yer alan emekçiler kendilerini kafa emekçisi, makinistleri de kol emekçisi olarak gördükleri için aynı çatı altında örgütlenememişlerdir. Ankara’daki sinema Makinistlerinin örgütlenme çabaları 1953 yılında ‘Ankara Sinema Teknisyenleri Makinistler Derneği’ ile başlamaktadır. 1976 yılında faaliyetlerini azaltan dernek, 1980 Askeri darbesinden sonra kapanmış, 1982 yılında Şuayip Kanaat’ın başkanlığında tekrar kurulmuştur. 2003 yılında ise dernek başkanlığı Recep Aksu tarafından yürütülmektedir.

KAYNAK

1) Serdar Davran ile röportaj www.yesilcam.gen.tr

2) Sinemanın Gizli Kahramanları: Sinema Makinistleri *Öğr. Gör. Fatma Küçükkurt1-Arş. Gör. Levent Yaylagül

3) SEMA ULUDAĞ-Radikal


Erhan IŞIK

 
Toplam blog
: 38
: 6499
Kayıt tarihi
: 27.07.07
 
 

Sinema ile yıllardır amatör olarak uğraşıyorum. Uğraşıyorum dedi ise, sinemacı değilim. Daha çok ..