- Kategori
- Siyaset
Yeter bu son olsun!

Yıl 19..., yıl 19..., yıl 2007
Bu akşam tv de 1996 yılında şehit olan bir teğmenin çarpıcı ve tüyler ürperten olayını seyrettim. İsminin ne olduğu yada kimin çocuğu olduğunun önemi yok.
Hepsi bizim yavrumuz...
Teğmen yanında ki 26 erle birlikte şehit düşüyor.E linden tüfeğini alamadıkları için morga silahıyla getiriyorlar. Tüm uğraşa rahmen yine alamıyorlar tüfeği şehidimden.
Ta ki komutan, silahını bırak asker!
değinceye kadar.
Nasıl ilahi bir güç ki, bu emirden sonra tüfek, şehidimizin cansız ellerinden yere kayıyor.
Hepimiz boğazımızda yumru, gözlerimizde yaş, donduk kaldık.
Yıl 1996
Öncesinde de sonrasında da şehidimiz var.
O günün çocukları şimdi asker ve onların arasından da şehit var.
Nereye kadar bu acılar yürek yakmaya devam edecek?
Ocaklara düşen acılara kim artık dur diyecek?
Bu son olsun devlet büyüklerim...
Bir şey kesin bir şey yapın ki bu son olsun artık...
Bende bir anneyim, içim yanıyor o gencecik bedenleri, soğuk topraklara verirken. Her seferinde, bu sahnenin tekrarlanışını izlerken, kahroluyorum.
Evladının sıcacık bakan gözlerini görememek ...
Her yeni şehit haberinde bu güne kadar şehit olan yavruların sitemleri kulağımda duyuyorum sanıyorum.
Şehidlerinize sahip çıkın!
Ben artık şehit haberi duymak istemiyorum. Çocuktum şehit haberleri duyardım. Yetişkin oldum hala şehit haberi duyuyorum .
Ve, ve, ve...
Yıl 2007
Anlamıyorum ve anlamakta istemiyorum artık.
Devlet büyüklerim ne olursunuz sahip çıkın şehitlerinize ve kökten çözümleyin ki sorunu rahat uyusun şehitlerimiz.
Saygılarımla
Nefise Canaran