- Kategori
- Gündelik Yaşam
Yıl geçti: Yılbaşı ve tarih

Giotto di Bondone'nin (1267-1337) İsa'nın doğumunu simgeleyen freski. (kaynak:http://tr.wikipedia.or
Bir yıldan diğer yıla geçmek bir dünya değiştirmek midir? Bir yıl bitip yeni bir yıl başlarken dünya yenilenir mi? Yılbaşında giyilen kırmızı donun erotikliği bir yana donanmak ve diğer yılın iyi geçmesiyle gerçekten bir bağlantısı var mı?
Önce yukarıdaki sorularla başlayalım. Yeni Yıl inancı günümüzde anlamını yitirse de tek tanrılı dinler öncesinde zamanın yenilenmesi inancı ile ilgili bir şeydi. Yıl Geçti denirken kastedilen yeni bir zaman başlamaktı. Yeni yılda zamanla birlikte yaradılışta yenilenirdi.Ünlü dinler tarihçisi Mircea Eliade "Ebedi Dönüş Mitosu" adlı kitabında, yeni yıl inancının ilk tarım toplumlarındaki anlamları ile ilgili şunları söyler:
"İlkel toplumlarda yeni yıl, tüm topluluk için yeni hasat üzerindeki tabunun kaldırılmasına eşdeğerdir. Böylece hasat tüm topluluk için yenilebilir ve kullanılabilir hale gelir. Farklı mevsimlerde, ayrı zamanlarda olgunlaşan birden fazla tahıl ekimi yapılan yerlerde kimi zaman birden fazla yeni yıl bayramı olur."
Kısacası Yılbaşının ve yılbaşı kutlamasının kökenlerinin bizdeki “gâvurlaşma” paniği yaşayan sağcı İslamcıların sandığı gibi Hıristiyanlıkla doğrudan bir bağı yok. Kaldıki günümüzde yılbaşı az sayıdaki dindar Hıristıyan dışında kimse içinde dinsel bir anlam taşımıyor. Modern batıdaki çoğunluk için Hırstiyanlık tam bir din olmaktan çok tıpkı bizdeki gibi bir tür kültürdür Ayrıca yılbaşı kutlamakla da kimse Hıristiyanlaşmaz.
Bilmeyenler için söyleyeyim Hrıstıyanlık Romalılaşmadan önce yılbaşı da herhangi bir gündü. Kilise Hıristiyanlığının Noel kutlamasının da kök Hıristiyanlık ile bağlantısı yok. Tersine bu bir pagan âdetinin (yani ilk Hıristiyanlara göre Putperestlerin) Hıristiyan inancına monte edilmesi ile ilgiliydi.
Dilsel Köken
Noel kelimesinin kökeni Latince Natalis (doğum) kelimesidir. Natalis kelimesi Fransızca'ya geçişinde Noel kelimesi olmuş batı dillerinde bu şekilde yaygınlaşmıştır. Günümüzde başta İngilizce konuşan coğrafya olmak üzere bazı batılı ülkelerde Noel anlamında kullanılan Christmas ve benzeri diğer kelimeler ise Yunanca Khristos (Mesih) ve Latince miss (yollanmış, gönderilmiş) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. "Yollanmış, gönderilmiş" kelimelerinin, İsa'nın Son Akşam Yemeği'ndeki son sözlerini sembolize ediyor olabileceği düşünülmekte
Noel sözcüğünün dilsel kökeni ile ilgili olarak şu görüşler ortaya atılmakta. Noel kelimesi, Galya dilinde (Keltçe) yeni anlamına gelen “noio” ile güneş manasına gelen “hel”in birleşmesiyle oluşmuştur ve “yeni güneş” anlamına gelmekteydi. Noel kelimesi o devrin pagan toplumunda yeni yılın başlangıcında yapılan şenliklere verile ad olmuştur. Ayrıca Roma İmparatorluğu döneminde de halk, mutlu bir olayı karşılamak ve kutlamak için, duygularını “noel, noel” diye bağırarak mutluluklarını dile getirirlerdi.
Antik çağlardan beri kutlanagelen Pagan kış festivalleri ile Roma'da yayılmış Mitraizm'in[1] kış festivalleri olan Yule ve Saturnalia’daki uygulamalar Noel'in kökenini teşkil etmektedir. I. Constantinus'un diğer pagan gelenekleri gibi güneş gününü de toplumda barışı korumak ve karma bir din oluşturmak adına Hıristiyanlığa adapte ettirdiği ve İsa'nın doğum günü olarak kabul ettirdiği genel kabul gören görüştür.
Daha önce Roma İmparatorluğu'nda 25 Aralık, güneş tanrısının doğum günü olarak kabul ediliyordu. Bazı tarihsel kaynaklar İsa’nın doğum günü olarak 25 Aralık'ın seçilmesinin, 3. yüzyıl başlarında İsa’nın ölüm tarihinin 25 Mart olarak tahmin edilmesiyle bağlantılı olduğu görüşündedirler. Aralarında Ermeniler'in de olduğu Doğu Hıristiyanları ise 7 Ocak tarihini üçüncü yüzyıldan itibaren Noel olarak kutlamaya başlamıştır. Kısacası Tümüyle yerel bir olgunun dünyanın batılılaşması ile evrenselleşmesinden ibaret bir olgu Yeni Yıl kutlaması.[2]
Binlerce Yıllık Alışkanlık
Aslında Yılbaşı’nın Kökeni Çok eskilere gidiyor. İlk Yeni Yıl kutlaması Sümerlerce yapılmış. Sümerliler, yaz sıcağı sonrası tarla işlerinin bitimini bir festivalle kutlarlardı. Bir çeşit hasat bayramı görünümünde olan tarımsal karakterli bu güz festivali Akiti (ya da Zagmuk) diye adlandırılırdı. Eski Babil’de yılın ilk ayı olan Nisanın ilk 12 gününe denk düşen yeni yıl kutlamaları da Akitu festivali diye adlandırılırdı. Tanrılar panteonunun zirvesinde bulunan yüce varlık adına düzenlenen bu bayramın varlığı MÖ 18. yy’dan itibaren bilinmektedir. Zira MÖ 1780’lerden kalma metinlerde Akitu festivalinden bahsedilmektedir. Babilliler, ödünç aldıkları tarım gereçlerini yeni yılda sahiplerine geri vermeye söz verirlerdi.
Eski Mısırlılar, Fenikeliler, Persler de 21 Eylül’ü yeni yılın gelişi olarak nitelemişlerdir. M.Ö. V. yüzyılda eski Yunanlılar kışın başlangıcı olan 21 Aralık’ta yeni yıl kutlamaları düzenlemişlerdir.Eski Yunan uygarlığında yeni yıl Milattan Önce 600 yılı civarında bebeklerin doğumu ile simgelenirdi. Bebekler sepetlere konur, onlarla geçit yapılır ve verimlilik kutlanırdı. Eski Mısırlılar da bebekleri yeniden doğuşun simgesi olarak gösterirlerdi.
Roma İmparatorluğu’nun Cumhuriyet Dönemi’nde 1 Mart yeni yıl başlangıcı olarak kabul edilmiş ve bu durum Jülyen takviminde de sürdürülmüştür.
Yahudilerin dinsel takvimi Tışrı ayının (6 Eylül–5 Ekim) ilk gününe yılbaşı demiş ve bu gelenek bugün de sürdürülmektedir. Roş-Aşana" (İbranice'deki anlamıyla: "Roş" = Baş ve "Şana" = Yıl, dolayısıyla "Roş-ha Şana" = Yıl'ın Başı ) olarak tabir edilir. Yılın son ayı olan "Elul" un ardından gelen ilk "Tişri" ayının, Yahudi dininde ise özel bir önemi vardır. Zira "Roş Aşana"dan hemen 10 gün sonra, bu dinin en kutsal bayramı sayılan "Kipur" günü gelir. "Yom Kipur", Tanrı'nın, Yahudilerin günahlarını bağışlaması için iki güneş batışı arasında aralıksız oruç tutup dua ederek geçirdikleri gündür.
Orta Çağın başlangıcında Hıristiyan toplumu Hz. İsa’nın Hz. Meryem’e müjdelendiği 25 Mart’ı yeni yılın başlangıcı olarak kabul etmişlerdir.Avrupa Ülkelerinde yeni yılın başlaması birbirinden farklı tarihlerde kabul edilmişlerdir. Örneğin; İskoçya 1660’da, Almanya ile Danimarka 1700’de, İngiltere 1752’de, İsveç 1753’de ve en geç olarak da Rusya 1918’de 1 Ocak tarihi üzerinde birleşmişlerdir.
Meksika’da durum biraz daha farklı olup, yılbaşı kutlamaları 16 Aralık’ta Posades ile başlamaktadır. Posades zamanı, Noel’in başlangıcından önce, dokuz büyüleyici gün olarak isimlendirilmiştir. Bu günler Yusuf ve Hz. Meryem’in, Beytlehem şehrinde yalnız başlarına dolaştıkları ve sonrada iyilik ve barınak buldukları dönemdir. Posades de aileler ve yakın dostlar her gece bir araya gelip Hz. İsa’nın doğumundan önceki günleri hatırlar ve hep onu konuşurlar. Yılbaşında Meksika geleneğine göre Hz. Meryem ile Yusuf’un heykellerinin taşınması, ilahiler söylenmesi ve posada istenmesi gelenekselleşmişti. Taşıdıkları heykellerle, ilahiler söyleyerek herhangi bir evin önüne gelenleri içeriye alınmadan önce ilahilerle yanıt verilirdi.
Hindistan’ın güneyindeki Tahmil’de kışın başlangıcı “Pongal Şenliği” ile kutlanır. Bu tören süresince üç gün pirinç kaynatılır ve ibadet ağırlık kazanır. Bu arada çevrelerinde varlığına inandıkları hayaletleri kovarlar, keşişler insanlara ve Hindu tanrılarına çeşitli hediyeler dağıtırlar.
Çin’de Ocak ayı boyunca yeni yıl şenliklerle kutlanır. Yeni yılın ilk aylarında karşılaştıkları iyi veya kötü olayların bütün bir yıl boyunca süreceğine inanırlar. Bu günlerde evler özenle temizlenir, kapılarına kötü ruhların içeriye girmelerini engellemek amacıyla “şimenava” denilen, pirinç saplarından yapılmış ipler asılarak üzerleri turunç, eğreltiotu ve ıstakozlarla süslenir. Bu arada aile büyükleri, yakın dostları, komşular ziyaret edilerek sebzeli moçi çorbası (zoni), pirinç unu pastası (moçi) başta olmak üzere çeşitli yiyecekler ikram edilir. Ayrıca Buda dinine bağlı olanlar, Budist mabetlerini, koruyucu Şinto tanrılarının kutsal yerlerini ziyaret ederler.
İran’da Mitra’nın 25 Aralık’ta doğduğuna inanıldığından aynı tarihte diğer ülkelerle farklı amaçta kutlamanın yapıldığı da dikkati çekmektedir.
Yılbaşı törenleri, birbirinden farklı ülkelerde değişik biçimlerde kutlanılırsa da yine de hepsinin birleştiği nokta dinsel yönünün ağırlık kazanmasıdır. Yeni yıl kutlamaları çeşitli gelenekleri içeriyor. Genellikle insanlar yeni yılın başlangıcını kendi kararları için milat kabul ediyorlar. Yeni yılda daha çok çalışma, kilo verme, sigarayı bırakma gibi sözler veriliyor. Yeni yıl kutlamaları genellikle ailelerle birlikte gerçekleşir. Ailenin birliği ve mutluluğu için dilekler dilenir. Yeni yılda uğur getirdiğine inanılan uygulamalar da (örneğin kırmızı çamaşırlar giymek) mevcuttur. Kimi kültürlerde yeni yılda eve ilk gelen konuğun yılın nasıl geçeceğini belirlediğine inanılır. Uzun boylu, koyu renk saçlı bir erkeğin ziyaretinin uğur getireceği düşünülür. Yine bazı kültürlerde halka şeklindeki yiyeceklerin uğuruna inanılır. Kutlamalarda halka şeklinde yiyecekler bulundurulur, halkanın bir döngüyü simgelediği düşünülür. Hollanda’da kimi kişilerin donut’ların uğuruna inanması da bundandır.
Yılbaşının bizdeki tarihi ise başka bir serüven, ona da başka bir yazıda değinelim.
[2] Kaynak. Vikipedia