- Kategori
- Gündelik Yaşam
Yıldızın parlasın canım Türkiye'm

Umutsuz, ümitsiz, emelsiz ve asla nedensiz yaşayamıyoruz. Yaşadıklarımızın sebebi var ve biz tüm bunlar için çırpınıyoruz. Bilinçli ya da bilinçsiz, gayemiz evrenin sır perdesini aralamak aslında! Belki bugün farkında oluruz, belki yarın ama mutlaka bir gün farkındalığımız bizleri derin uykulardan uyandıracaktır. Farkındalık güzel bir olgudur. Nasıl bir insan olduğumuzu farkedemezsek yanlışlar yakamızı bırakmaz. Nasıl bir çevreye sahip olduğumuzun farkında değilsek, çevremiz bizim katilimiz bile olabilir. Nasıl bir ülkede yaşadığımızın farkında değilsek, o ülkeye kurban olarak hayatımız noktalanabilir.
Misal biz deyince aklıma geldi. Biz Türkiye'de yaşıyoruz ve bir çoğumuz bu ülkeyi kendisinden ibaret sanıyor. Bazıları çoğunluk olduğunu zannederek, bazıları bir gün çoğunluk olacağını ve ülkeye sahip olacağını hayal ederek yaşıyor.
Çok az bir kesimse; bu ülkenin gerçeklerine hakim ama derdini anlatmaktan aciz kalıyor çünkü dili anlatmaya uygun değil. Oysa ki; gerçek lisan, halkın konuştuğu lisandır. Onun üstüne dil gelişmemiştir. Ne aydın kesimi tanır bu lisan, ne herhangi bir azınlığın dilini, ne güç odağı olmaya çalışan ve bunda kısmen başarılı olmuş derin devlet organizmalarının dilini tanımaz. O yüzden bugün yaşadığımız kaoslar. Bazı dış mihrakların yetersiz dilleride sadece bazı vatan hainlerince anlaşılır. Ama o kadar işte! Bu lisanın tercümesi yok ama farkındalığı olanlar rahatlıkla kavrayabilir. Ve bu kolay birşey değildir. Çünkü herkes ülkesini, kendisini ve çevresini görmek istediği gibi görmeye alışkındır. Aslolan görmek istediğimiz gibi değil, farkında olarak gördüğümüz şeklidir.
Ben geçenlerde şunun farkına vardım ki; bu ülke aslında çok zor, çok karmaşık, çok derin kültürlere sahip ama çok güzel bir ülke. Ne var bunda, farkede farkede bunu mu farkettin diyebilirsiniz. Zaten çoğunluk bu düşünceye sahipmiş gibi gelebilir size.. Oysa dediğimi zannettiğiniz düşüncenin, ortaya karışık yapılan içi boş hamasi gövde gösterisi olarak görülen bu şeyin adı kısaca ezikliktir. Bu eziklik duygusu neden ve nerden gelmiştir ama genlerimize ölesiye işlenmiştir. O kadar ki; kendi kültürümüzden utanırız ama bir yandan da içten içe kıyasıya savunmaya çalışırız.
"Biz" dediğimizde içimiz titrer ama "onlar" karşımıza çıkınca zavallı bir özenti girer devreye. Neden bu böyledir bilmiyorum ama gerçekten "biz" olabileceğimiz ve bunu gururla yüklenebileceğiniz günleri "çok yakınımızda" görüyorum.
Artık Türkiye için iftihar vakti geldi.
Buna inanan herkesin bu yılın başında tüm güzel temennilerini bu güzel ülke için yapmasını diliyorum. Çünkü ülkemin yıldızı parlamaya başayacaktır bu sayede. Her türlü negatif düşünceyi bir kenara bırakın ve bu yıla girerken ülkemiz için, birlik ve beraberliğimiz için en güzel temennilerde bulunun. Artık bu temenninin açacağı kapıların olumsuz giden ne varsa silip süpürebileceği ve herkese gerçek farkındalığı yaratabileceği günler çok yakındır. Bunu başaracak olan, sizlerin güzel temennileri olacaktır. Ne mutlu bu ülkeyi gerçek görüntüsü ile algılayabilenlere. Ülkemizin gücü ve güzelliği her türlü zorluğu yenmemizi sağlıyacaktır. Çünkü evrenin sırrı "sevgi" dir. VE ülkesini, kendisini, ailesini seven onu kazanır.
Gelin hep birlikte bu dünyanın en güzel, en güçlü ülkesini sevelim ve yıldızı parlasın canım Türkiye'min.
Mutlu yıllar dilerim.
Berrin Aksu