Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Eylül '06

     
    Kategori
    Kişisel Gelişim
     

    Yıldızınız parlasın

    Yıldızınız parlasın
     

    Aslında hepimiz bir yıldızız bu yeryüzünde de Thales gibi gökyüzündekilere bakmaktan ayağımızın dibindekileri görmüyoruz. İnsanların en yaramaz çocukları hep kendilerininkileridir... Okul kaydı için kendinizi deyim yerindeyse parçalamışsınızdır ama o kolunu bile oynatmamıştır; en anlayışsız baba sizinkidir çünkü ne zaman dışarı çıkmak isteseniz hep bir arıza verir; annenizi çok seversiniz ama neden her şeye hep olumsuz yönünde bakar? Ne olurdu ki her birimiz birer Polyanna olsaydık?

    Hayat pembe gözlüklerinize gerek olmadığını gösterir de niye ısrarla güneş gözlükleri takarız?

    Sormak kolaydır, soru sorulduğunda cevap vermek zor; çoğumuz farkında olmasak da öğrenmek kolaydır da öğretmek zor; dinlemek kolaydır, dinlenmek zor...

    Böyle bir hayat için hani nerede mavi parlak bulutlar mı diyorsunuz? ''Hımm umutsuz değil ama biraz zamana ihtiyacı olan bi vaka.''

    İnsan nereye gitmek istediğini bildikten sonra ona yapacağı çok fazla iş kalmaz aslında çünkü insan önüne onlarca yol konulacak kadar şanslı bir varlıktır. Yani seç birini hepsinde bir şans var senin için. Kader dedğiniz şeyi ne zannediyorsunuz? Hakkımızda yazılmış sayfalar dolusu kalın bir kitap mı? Cık cık cık...Niye akıl sahibi tek varlıklar bizeleriz o zaman?

    ''Sen öyle bir insansın ki senin önünde şapka çıkarıyorum.'' Peki ya sen hiç başkalarına gıpta ile bakmaktan başka kendi kendine şapka çıkardın mı? ''Aferin kızım Mine, bugünkü sunumun gerçekten iyiydi'' diye, Mine'ye soruyorum buradan kaç kere kendini kendine böylesine takdirettin?

    ''Ey saygıların en fazlasını hakeden, ben seninle barış imzalamaya geldim. Çünkü yıllardır sana yaptığım baskının yeni farkına vardım'' deyin; deyin hadi yüksek sesle ve kendi kendinize ''şimdiye kadar sana hiç dönüp bakmadım, şimdiye kadar hep bir şeyler yaptın hem de o gayretsizliğime rağmen; iyi işlerdi ama ben seninle hiç gururlanmadım. Hep çevremdekiler benim dairemin merkeziydi ve sanırım dairem o kadar küçüktü ki ben dışarı da oyun dışı bırakıyordum kendimi. Bazen birilerine imrenmek neyse de kıskanmak canımı çok yakıyordu ve gün be gün daha mutsuz, kendimle daha az iş yapan biri haline geldim. Bir baktım ki en güvendiğim kişi en güvensiz yaklaştığım kişi olmuş yani kendim. Ama bundan sonra söz veriyorum seni hiç yalnız bırakmayacağım ve şimdiye kadar yaptığın(ve şimdiden sonra yapacağın) her işin huzurunda sana şapka çıkarıyorum aferin sana!''

    Hepimiz bu dünyaya geldik hoş geldik ve iyi ki geldik. Tek tek hepimiz bu dünya için yapacak bir şeyleri olduğu için buradayız, hepimizin amaçları belli aslında. Bazen haritayı nereden tutacağımızı karıştırıyoruz. hepimiz o hayranlıkla baktığımız yıldızlar kadar parlağız ve kendimizi o kadar iyi gösterebiliriz. İstediğiniz şeyi kesinleştirin, düşünün, inanın ve çalışın. 5 yıl sonra soracağım ''kendini nerede görmek istiyordun?'' ve vereceğin cevap şu anda gösterdiğin yer olacak.

    Hadi o zaman kutsal yemin yukarıda . Ne duruyorsunuz; yıldızınız parlasın!

     
    Toplam blog
    : 1
    : 662
    Kayıt tarihi
    : 30.07.06
     
     

    Oyunculukmu herhangi bir lisans programı mı diye çıktığım kararsız yolda felsefe okumaya karar verer..