​ Yıldızları Denize Gömmeseydik Böyle / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Mustafa Çifci Aşk Yazarı

http://blog.milliyet.com.tr/mustafacifci

25 Eylül '13

 
Kategori
İlişkiler
 

Yıldızları Denize Gömmeseydik Böyle

Yıldızları Denize Gömmeseydik Böyle
 

Yıldızları Denize Gömmeseydik Böyle


Yıldızları Denize Gömmeseydik Böyle

Dışarıda hoyrat bir rüzgâr…

Yapraklar dökülmüş…

Şimdi ne kadar arasam bulamam gökteki yıldızları.

Kimisi ayrılırken denize döküldü daha biz sahilden ayrılmadan.

Kimisini yollarda kaybettik, kalabalık ortamların içinde…

Kimisi gözyaşı olarak aktı gitti.

Kimisi otoyollarda, şehirlerarası yolculukların çay molalarında unutuldu.

Kimisi hayal oldu.                     

Şimdi dışarıda hoyrat bir rüzgâr var.

Oysa yazlar sıcaktı.

Şimdi yer yan buz gibi…

Yanımda olsaydın ısıtabilirdik hem bedenimizi hem de ruhumuzu en mahrem öyküleri anlatırken yatağın içinde birbirimize.

Çekilirdi gecenin soğuk odaları seninle olunca.

Yıldızları denize gömmeseydik böyle.

Böyle zamansız ayrılıklar yaşamasaydık.

Yarı yolda böyle bırakıp gitmeler olmasaydı.

Yıldızlarla birlikte kaybolan sen, değil misin?

Sen değil misin, geleceğim deyip bazen de gelmeyen?

Şimdi tenha oldu bütün sokaklar yokluğunda.

Sanki daha bir sıcaktı, kumsallarda çıplak bedenlerimizin birbirine dokunmasından elele yürüyüşlerimiz ve konuşmalarımız.

Evet, daha bir yakıcıydı…

Ya da ben böyle düşünüyordum..

Düşmeyesin diye eline uzanırken ellerim, bütün bedenin ısınması gibi…

Ya da anılarını anlatırken gözlerin dolduğunda benimde tüylerimin diken diken oluşu…

Sana en çok o anlarda bağlanmış, o anlarda aşık olmuştum.

Ve sımsıkı sarılmayı en çok o anlarda özlerdim.

Artık eve dönerken ışıkları sönmüş oluyor odaların, pencerelerin perdeleri çekilmiş oluyor.

Bir girsem sensiz odalara, biliyorum esir alacak beni yalnızlık.

Ve belki de bir daha bırakmayacak…

Mevsim dönmüş sonbahar gelmiş…

Her yıl tekrarlanan yaşamlar gibiydi sararmış yapraklar.

Zaman gelir yeniden doğarlar, zaman gelir sararıp yok olurlardı.

Tıpkı bir çocuk gibi…

Her yaprak dökümünde yüreğimde bir sancı olurdu, tıpkı şimdi olduğu gibi.

Gücümde yok artık, dökülen yaprakları yerlerine koymak için.

Eski deli sevdalarıma özenir olmuşum, gün boyu birlikteliklere hasret kalmışım…

Hayatın bir özeti gibiydi eylül sonları.

İlk yeşermelerindeki sevince benzemiyor eylül ayrılıkları.

Bir garip duygu yoğunluğuydu eylül.

Ve sonunda hep gözyaşı vardı.

Hep ayrılık vardı.

Gidişin gibi…

Gökyüzünden hızla kayıp kaybolan yıldızlar gibi.

Şimdi aylar oldu seni göremiyorum.

Oysa her gün birlikteydik, bir gün görmesem seni kaçıracağım derdim, şaka olsun diye.

Sende, “Sevgilim seninim beni istediğin yere kaçır”, derdin.

Ne seni kaçırabildim ne de ben kaçabildim bu hayatın içinden.

Öylesine tutsak kaldım.

Bir iki saatlik buluşmaların içinde yaşayabildik ancak sevgimizin o muhteşem paylaşımını.

Ve o saatler ki, bir buluşmadan diğer buluşmaların arasını dolduran hayatımızın en güzel anları oldu. Ve yokluğunda sığınabildiğim, iyi ki varsın dediğim zamanlarım oldu. Mis kokulu teninden uzakta olsam, sen, düşlerime pencere açan yüreğimi gökyüzüyle bütünleştiren sonsuzluğum oldun. Sen en çok sevdiğim oldun. Hayatın yarım ve eksik yanlarını tamamlayan oldun.

Yazar: Mustafa Çifci- Aşk Yazarı www.mustafacifci.com

facebook.com/askyazarimustafacifci

t@mustafacifci

İnstagram:mustafa_cifci

Not: Bu eser Mustafa Çifci’nin kitabından alınmıştır. Telif hakkı yazarına ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası kapsamında her hakkı saklıdır. Yazarın yazılı izni alınmadan kopya edilmesi, çoğaltılması, dağıtılması, özet olarak belli bir bölümün başka yerlerde yayınlanması yasaktır.

 
Toplam blog
: 297
: 523
Kayıt tarihi
: 16.04.13
 
 

Yazılarında insanı derinden etkileyen yoğun bir duygusallık, hüzün, karamsarlık ve yalnızlık vard..